* Siyah Altına Hükümet Eli / Biz Yol Haritasını Çizdik, Kaynağı ve İcrası Sizin *
O meşhur toplantıda “Derin madencilikte hayata geçirilecek 865 metrelik yeni üretim hattı oldu” diye manşetlere taşınan açıklama, aslında +235 ile -630 kotları arasındaki sıradan bir seviye farkından başka bir şey değilmiş. Basın bunu “dev atılım” diye alkışladı ama 2025 resmi verileri gerçeği haykırıyor;TTK 720 bin ton kömür satmış, ton başına ortalama 2 bin 491 TL’ye; üretim maliyeti ise 31 bin TL’nin üzerinde. 7 bin 686 işçi, 20,6 milyar TL zarar. Ton başına 28 bin TL’lik kan kaybı. Bu tablo, sadece bir kurumun muhasebe defteri değil; merkezi hükümetin enerji politikalarındaki kronik hassasiyetsizliğin, uzun vadeli vizyon eksikliğinin ve stratejik körlüğün en çıplak göstergesi. Türkiye’nin tek taşkömürü üreticisi, 1,5 milyar ton rezerviyle milli bir hazine, ithal kömürün gölgesinde eritiliyor. Zonguldak’ın kıymetlisi, yıllardır aynı kısır döngüde tüketiliyor.
Reel politik açıdan bakıldığında sorumluluğun en ağır yükü merkezi hükümette. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Hazine, 2000’lerden beri “ucuz ithal kömürle sanayiyi besleme” politikasını sürdürerek yerli üretimi adım adım eritti. 40 milyon ton taşkömürü tüketiyoruz; 39 milyonu ithal. Demir-çelik devleri bile limanlardan gelen ucuz malı tercih ediyor. Bu tercihin arkasında kısa vadeli bütçe kaygısı, siyasi konjonktür ve strateji yoksunluğu var. TTK yönetimindeki bürokrasi ve siyasi atamalar da cabası; ama asıl karar mercii, asıl yönlendirici güç Ankara’dır. 2010’lardan beri üretim 1,7 milyon tondan 700 bin ton bandına düştü, yerli pay yüzde 2,5’e geriledi. Bu bir başarısızlık değil; bu, stratejik bir maden havzasını ithalata bağımlı hale getirmenin, Zonguldak’ı ve Türkiye’yi enerji bağımsızlığından adım adım uzaklaştırmanın sonucudur.
İşte tam bu noktada biz, akılcı ve realist bir yaklaşımla hükümete net bir çözüm sunuyoruz. TTK’nın siyah altını bataklıktan kurtarmanın somut yol haritasını burada çiziyoruz. Kaynağı bulmak ve icra etmek ise hükümetin asli sorumluluğudur. Çünkü bu iş lafla, manşetle, 865 metrelik kot farkıyla değil; cesur, somut ve koordineli adımlarla çözülür.
Yol haritamız üç ana sac ayağından oluşuyor ve adım adım uygulanabilir:
Birinci ayak üretimde verimlilik devrimi. Derin madencilikte dijital ikiz teknolojileri, sensörlü gerçek zamanlı izleme sistemleri, yeni nesil yıkama ve zenginleştirme tesisleriyle ton maliyetini 15 bin TL bandına çekmek. Bu dönüşüm 18 ay içinde master planla başlatılacak, 36 ayda tam kapasiteye ulaşacak.
İkinci ayak katma değer ve pazar çeşitliliği. Koklaşabilir kömürü demir-çelikte stratejik öncelikli hale getirmek, gazlaştırma teknolojileriyle kimya sanayi girdisine, karbon bazlı ileri malzemelere dönüştürmek. Ar-Ge merkezleri Zonguldak’ta kurulacak, yüksek katma değerli ürünlere geçiş sağlanacak.
Üçüncü ayak akılcı ithal ikamesi politikası. İthal kömüre stratejik sektörlerde kota ve gümrük duvarı getirilecek, TTK’ya 10 yıllık alım garantisi verilecek. Böylece yerli üretim güvence altına alınacak.
Bu haritanın uygulanması için hükümetin hemen harekete geçmesi gereken somut görevler de bellidir: 2026 bütçesinde TTK’ya “Stratejik Milli Maden Şirketi” statüsü verilecek, özel finansman ve teşvik paketi hazırlanacak. Enerji Bakanlığı koordinasyonunda teknolojik dönüşüm ihaleleri başlatılacak. Sendikalar modernizasyonla nitelikli istihdam artışını destekleyecek, Zonguldak Valiliği ve Belediyesi “Kömür Vadisi” kümelenmesini kuracak, özel sektör rödovans sahalarında standartları yükseltecek. Hepsi bir araya geldiğinde 7 bin 686 madenci ve aileleri “zarar hanesi”nde değil, “milli servet hanesi”nde yer alacak.
TTK Zonguldak’ın kıymetlisidir. Onu kurtarmak, sadece bir kurumun değil, Türkiye’nin enerji bağımsızlığının, demir-çelik sanayisinin ve Zonguldak’ın geleceğinin kurtuluşudur. Biz bu köşe yazısıyla hükümete çözüm önerisini, yol haritasını ve planı sunuyoruz. Kaynağı bulmak ve icra etmek ise artık Ankara’nın boynunun borcudur. 865 metrelik hat değil, 865 akılcı karar gerekiyor. O kararları almak, o haritayı yürümek hükümetin elindedir. Ya siyah altın bataklıkta kalacak ya da Türkiye’nin milli enerjisi olarak tarihe altın harflerle yazılacak. Artık lafazanlık ve manşet zamanı değil; hükümetin somut adımları, stratejik vizyonu ve cesaretiyle siyah altını milli servete dönüştürme vaktidir. Hükümet, bu çağrıya kulak verse yeter.