Biliyorsunuz ki Nisan ayında Karaelmas Gazeteciler Derneği kongreye gidiyor.

Ne kadar da dernek yöneticileri beni kendilerine tehdit görmelerinden dolayı, değişik komplolarla, dernekten ihraç edilmemi sağlasalar da derneğin üyeleri tarafından aranarak, yapılacak seçimde etkin rol oynamam isteniyor.

Çünkü şu anki yönetimde, KGD’nin üyeleri de şunu çok net biliyor ki, beni ihraç etmeselerdi Nisan ayındaki seçimde aday olacak ve seçimi kazanacaktım.

Zaten beni dernekten ihraç etmelerinin en büyük nedeni de seçimi kazanacak olmamı bilmeleriydi.

Ben bana yapılan haksızlık karşısında, savunmamı dahi almadan beni ihraç eden mevcut yönetime zaten hakkımı helal etmiyorum.

Tabi bize karşı olan, beni dernekten ihraç eden yönetim bugünlerde ikiye bölündü.

Kayıp olan ve hiçbir başarıya imza atamayan yönetim bu başarısızlığın üstünü örtmek için birbirlerini suçlamaya başladı.

3 yıl önce ben Mustafa Emen ile bu işin olmayacağını söylerken bana karşı olan yönetimdeki arkadaşlar bugün kazan kaldırmış Mustafa Emen’i istemiyor.

Adama; “Ne oldu, ne değişti de şimdi Mustafa Emen’i istemiyorsunuz?” diye sorarlar değil mi?

Neyse!

3 yıl önce şunu yapacağız, bunu yapacağız diye seçimde feryat figan bize karşı çıkanların 3 yıl sonra ne kadar boş konuştuklarını görmüş olduk.

Tabi ben bu gelişen olaylar sonrası KGD dışında durmaya özen gösteriyordum ama kalemini şantaj yapmak için kullanmaktan çekinmeyen ve 2 defa bu suçtan ceza almış Karaelmas Gazeteciler Derneği Başkan Yardımcısı Batuhan Karamalak, benim KGD Başkanı Mustafa Emen’i arayarak özür dilediğimi yazmış.

Vay be!

Bak Karamalak, özür dilemek bir erdemliktir fakat haklı olduğum yerde ben asla tükürdüğümü yalamam.

KGD’yi birileri kendi arka bahçesi yapmak için seçime son 3 ay kala yapılan üye operasyonundan sonra “Biz bunları anlattık Mustafa Emen, Sizin antidemokratik anlayışınızı seveyim” başlıklı bir köşe yazısı kaleme aldım.

Bu köşe yazısı sonrası Mustafa Emen beni aradı.

Yazdıklarımın doğru olduğunu ama bazı yerlerinde yanlışlar olduğunu söyledi.

Benim dernekten ihraç olmamda yönetimindeki arkadaşların kendisine baskı yaptığını söyledi.

Alınan ihraç kararının ne kadar yanlış olduğunu, yönetimdeki bazı arkadaşların niyetinin farklı olduğunu şimdi anladığını belirterek kusura bakma diyerek benden kendisi özür diledi.

70 yaşındaki bir adamın geç de olsa yapılan yanlışı görmesine sevindim ve ben de kendisine beni anladığı ve yapılan yanlışı geç de olsa gördüğü için teşekkür ettim. Ben de kendisine bu süreçte benden yaşça büyük olduğu için saygısızlığım olduysa kusura bakmaması gerektiğini söyledim.

Konu da burada kapandı.

Bak Batuhan omurga başka bir şey, duruş başka bir şey, adamlık başka bir şeydir.

Dedim ya ben haklı olduğum davada tükürdüğümü yalamam diye.

Bizi kimse başkasıyla karıştırmasın.

Mesela ben karısına küfür ettiğim adamın yanında çalışmam!

Mesela ben bana “acılık çocuğu” diye genelev imasında bulunan adamın elini sıkmam!

Mesela ben babama “Peçeteci” diye yazan adamın emrine girmem!

Mesela ben kardeşim diye yanımda gezdirdiğim kadını 2 kadeh içtikten sonra öpmeye kalkmam!

Mesela ben kalemimi şantaj için kullanmam! 

Mesela ben kimin kapısına geçersem o kapıdan karşı kapıya havlamam!

O yüzden sen rahat ol Batuhan, biz ne yapacağımızı da ne yapmayacağımızı da iyi biliriz.

Bilmeyenlere de bildiririz.

Ne demiş büyüklerimiz!

“Hak edene hakkını bildirmek, bir fakiri giydirmek kadar sevaptır.”