*** Mecbur Bırakan Kazanır ***
Lafı dolandırmaya gerek yok. Masaya bir kâğıt koydular, adı Abraham Anlaşmaları. Üstünde Trump’ın imzası, altında İsrail’in mührü, kenarında Körfez’in doları. Diyorlar ki imzala, normalleş, koridora gir, rahat et. İyi de bu rahat kimin rahatı, bu imza kimin faturası. Onu konuşmadan kalemi eline alamazsın.
Haritayı aç önüne. Kuzeyinde Rusya ayakta uyumuyor, doğunda İran bin yıllık sabırla satranç oynuyor, güneyinde Arap dünyası her on yılda bir kaynıyor, batında Avrupa kuralı yazıp sopayı gösteriyor. Sen tam ortadasın. Bu coğrafyada hayal kuranın sonu ya yalnızlık ya mezar. Onun için devlet aklı üç kelimeye bakar. Beka, ticaret, oyun kurucu olmak. Gerisi kürsü edebiyatı. Sınırının dibinde teröristan kurulmayacak. Kurulursa yarın Diyarbakır’ı, Urfa’yı Cenevre’de konuşurlar, İran’dan Akdeniz’e PYD kuşağı iner, seni güneyden boğarlar. Enerji borusu bu topraklardan geçecek. Doğu Akdeniz gazı, Irak petrolü, Azeri gazı senden geçmezse masada sana su bile vermezler. İstikrarsızlık içeriye taşınmayacak. Suriye patladı, dört milyon insan kucağına düştü, okulu da sen yaptın hastaneyi de, kirası da sana kaldı maaşı da. Bir daha olmasın.
Atatürk yaşasa ne yapardı diye çok soruyorlar. Fal bakmaya lüzum yok. Adamın yaptığına bak. Yurtta sulh cihanda sulh dedi ama Hatay’ı söke söke aldı, orduyu hep tetikte tuttu. Musul’u Lozan’da bıraktı çünkü devletin anası ağlıyordu, İngiliz’le ikinci cephe açacak halin yoktu. Hesap adamıydı, romantik değildi. Bugün olsa İsrail Arap normalleşmesini eline yüzüne bulaştırmadan lehine çevirirdi ama Filistin’i de satmazdı. Çünkü Arap sokağında ağabey olacaksan Filistin’i boşlayamazsın. Suriye’de PKK’ya karşı tamponu bitirirdi, Washington’dan icazet beklemezdi. ABD ile papaz olmazdı ama el de öpmezdi. İnönü’nün Johnson mektubunu yırttığı gibi kendi yolunu açardı. Kavga edeceksen bile saati sen kurarsın, elin saatiyle değil.
Gelelim bugüne. AK Parti 23 yılı geçti. İlk on yıl sıfır sorun masalıydı. Esad’la kanka, İsrail’le ticaret rekoru, İran’la doğalgaz. Para konuşunca herkes dost. 2011’de Arap Baharı patladı, ayar kaçtı. Mursi’ye oynadık, Esad’a katil dedik, Suriye’de muhaliflere sarıldık. Sonuç. Mısır, BAE, Suudi bize cephe oldu, yalnız kaldık. 15 Temmuz’dan sonra beka moduna geçildi. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı. Yumruğu sahada vurduk, koridoru kestik. Rus’tan S-400 aldık, Astana’da masaya oturduk. 2020’den sonra kasa alarm verince rasyonelleştik. BAE ile swap, Suudi ile barış, Mısır’la büyükelçi, İsrail’le yeniden merhaba. İdeoloji karın doyurmuyor, acı ama gerçek. Önce hayal sattık, duvara toslayınca gerçeğe döndük. Geç uyanmanın faturası da sahayı İran’a ve Rusya’ya kaptırmak oldu.
Şimdi Trump tekrar başkan. Önüne İbrahim Anlaşmaları’nı koyuyor, imzala diyor. Sen NATO’dasın, F-16 için Washington’a bakıyorsun, dolar olmayınca ticaretin duruyor. Ama aynı ABD, YPG’ye tır tır silah yığdı. Hayır dersen masadan atarlar. Yunan, Rum, İsrail, Mısır bir olur, Doğu Akdeniz’de adını okutmazlar. Evet dersen Filistin’de kredin biter, İran’la dalaşırsın, içeride oy kaybedersin. Üçüncü yol var. Oyalarsın, şart koşarsın, pazarlık edersin. Dersin ki imzalarım ama şartım var. Filistin’de iki devlet olmadan bu iş göstermelik olur. Suriye’de YPG’yi terörist yazacaksın. Kıbrıs’ta bana alan açacaksın. Doğu Akdeniz’de payımı vereceksin. Al sana hem rest hem diplomasi. Hem ABD’yi karşına almazsın hem el yükseltirsin.
Türkiye nasıl güçlenir. Dört bacağı var bu işin. Bir, silah. İHA SİHA güzel de denizaltı, hava savunma, beşinci nesil uçak olmadan Washington’da kapı aşındırırsın. Kendi göbeğini kendin kesmezsen lobiye muhtaç kalırsın. İki, para. Körfez’den gelen sıcak para aspirin, tedavi etmez. Üretmeden, satmadan, teknoloji yapmadan racon kesilmez. Kasan tamtakırken kimse seni dinlemez. Üç, saha. Suriye’de kal, Irak’ta ol, Libya’da masadan kalkma. Sahada yoksan masada adını anmazlar. Dört, denge. Rus’a tamamen yaslanma, Çin’i küstürme, Avrupa’ya sırtını dönme. Tek ata oynayan piyon olur, çok ata oynayan vezir.
Trump’a karşı bilek güreşi sökmez, judo yapacaksın. Adam tüccar. Kâr varsa papazı da verir, YPG’yi de satar. Ona ne satabilirsin. Tahıl koridoru gibi işlerde arabulucu ol, dünya sana muhtaç kalsın. Türk Devletleri’ni topla, Çin’e karşı yeni ipek yolu aç. Savunma sanayinde ortak üret. F-35 vermiyor, F-16’yı TUSAŞ’ta modernize et de. Enerji. İsrail gazını Türkiye’den Avrupa’ya akıt. İsrail kazanır, Avrupa Rus gazından kurtulur, sen transit parayı cebe atarsın. Trump alkışlar, belki Nobel’i bile hayal eder.
Stratejik düşmanlık taktiksel ortaklık ne demek. Kavga edeceğin yerde kavga et, menfaatin neredeyse orada anlaş. S-400’de rest çektin, F-35’ten atıldın. Ama Afganistan’da havalimanı için aynı ABD ile pazarlık ettin. Bu iş böyle yürür. ABD İsrail’i satmaz, sen de İsrail’le tamamen köprüleri atamazsın. O zaman ne yapacaksın. Ticaret sürsün ama Filistin’de ağabey ol. Gazze’ye unu sen yolla, imarı sen yap. Arap sokağı seni sevsin, ABD de desin ki Türkiye olmadan bu iş çözülmüyor.
Devletin kırmızı çizgisi pazarlık masasına konmaz. Bir, teröristan kurulmaması. İki, Kıbrıs ve Mavi Vatan. Üç, Ege’de egemenlik. Coğrafya kaderdir. Güneyinden kuşatılırsan nefes alamazsın. Mavi Vatan’ı verirsen Antalya’dan öteye balık tutmaya çıkamazsın, enerji denkleminden silinirsin. Onun için strateji beklemek değil, ön almaktır. Diplomasi masada güçlü olmak içindir, ağlamak için değil.
Peki bu dayatmadan taviz vermeden nasıl çıkılır. Formül net. Ekonomik bağımsızlık olmadan blöfün yemez. Üretimi, ihracatı, teknolojiyi büyütmeden racon kesemezsin. Askeri caydırıcılık olmadan diplomasi işlemiyor. Beşinci nesil uçak, uzun menzil hava savunma, nükleer denizaltı. Bunlar masada ağırlık demek. Saha ve masa denkliği şart. Fırat’ın doğusu temizlenmeden, Kalkınma Yolu’nu bitirmeden, Zengezur’u açmadan imza atarsan elin zayıflar. Çoklu ittifak mimarisi kuracaksın. ABD ile F-16, Rusya ile nükleer, Çin ile fon, Avrupa ile gümrük birliği, Türk Devletleri ile teşkilat. Hepsiyle çalış, hiçbirine mahkûm olma.
Abraham’a evet ya da hayır tuzağına düşme. Şartlı evet de. Filistin’de 1967 sınırları, başkenti Doğu Kudüs olan devlet BM’de tescil edilsin. YPG terör örgütü ilan edilsin, Suriye’den çekilsin, silah bıraksın. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin münhasır bölgesi tanınsın, İsrail gazı Türk borusuyla Avrupa’ya gitsin. KKTC’ye doğrudan uçuş, ticaret, tanınma süreci başlasın. Bunları alırsan imzala, alamazsan imzalama. Alırsan piyon olmazsın, oyun kurucu olursun. Alamazsan da dünyanın sonu değil. Kalkınma Yolu’nu Çin’le, Irak’la, Körfez’le bitirirsin. Zengezur’u Azerbaycan’la açarsın. IMEC’e alternatif hattı kurarsın. İsrail gazı boşta kalır, Avrupa kışın titrer, Trump tekrar kapını çalar.
Ortadoğu’da duygusal olanın sonu ya yalnızlıktır ya mezar. Yapacağın belli. Kendi silahını yapacaksın, kendi paranı kazanacaksın, kendi sahanda duracaksın. Masada herkese çay söyleyeceksin ama kimsenin uşağı olmayacaksın. İbrahim Anlaşmaları’nı imzalayacaksa bu devlet, kaleminin mürekkebi kurumadan YPG’nin silahı toplanacak, Mavi Vatan tapusu cebimize girecek. Yoksa imzalamayız. Çünkü devletler aşkına değil, mecburiyetten el sıkışır. Mecbur bırakacaksın. El yükseltmeden el alamazsın. Bu kadar net, bu kadar acı, bu kadar gerçek.