* Milliyetçi Bir İrade Neden Sessiz Kalır? Zonguldak’ta “Hayalet İl Başkanı” Fenomeni *

Bir Türk milliyetçisi olarak, etrafımızda dönen her hadiseye karşı refleks göstermek, sessiz kalmamak, tarihi şuurumuzun ve ideolojik duruşumuzun gereğidir. Peki ya o duruşu temsil etmesi gerekenler? Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi gibi, Türk milliyetçiliğinin köklü çınarı olan bir teşkilatın il başkanının, Zonguldak gibi stratejik bir kentte “hayalet” modunda dolaşması hangi akılla, hangi vicdanla izah edilebilir? Çağatay İpekçi’nin il başkanlığı performansı, tam da bu sorunun etrafında şekilleniyor ve maalesef objektif bir değerlendirme yaptığımızda tablo pek iç açıcı değil.

Eylül 2024’te göreve atanan İpekçi, protokol ziyaretleri, esnaf sohbetleri ve zaman zaman yazılı açıklamalarla görünür olmaya çalışıyor gibi dursa da, gerçek manada teşkilatı ateşleyen, milletin nabzını tutan, yerel meselelerde refleks gösteren bir liderlik silueti çizemiyor. MHP’nin genetik kodunda var olan o “her an uyanık, her daim savunma hattında” duruş, Zonguldak il binasında adeta kaybolmuş. İl binasının kapısı açık, fakat içinde milliyetçi ruhun o diri nefesi yok. Anahtar cebinde, kendisi evinde; teşkilatlar ise kendi haline terk edilmiş. Bu, basit bir “yoğunluk” meselesi değil; ideolojik bir kayıtsızlıktır.

Düşünün: Ülkede ve bölgede her gün yeni bir millî mesele, her gün bir ekonomik sıkışma, her gün bir kültürel erozyon sinyali varken il başkanı neden bu kadar mesafeli? Savaş mı çıkması gerekiyor aktif olmak için? Yoksa milliyetçilik sadece genel merkez talimatıyla mı devreye giriyor? Oysa MHP, yapısı gereği “savunma refleksi” ile doğmuş bir partidir. Teşkilat mensupları ve taban, her yerel sorunda bir ses, bir duruş, bir irade bekler. İpekçi ise bu beklentiyi karşılamaktan uzak görünüyor. Gazeteci dostlarımızın köşelerinde zaman zaman dile getirdiği eleştiriler de tam bu noktaya işaret ediyor: Etkisiz bir yetkili profili. Eleştirildiğinde ise özeleştiri yerine gazetecileri “düşman” ilan etmek, ne politik ne de etik bir tavırdır. Asıl mesele, görev ve sorumluluktan ne kadar uzaklaşıldığının röntgenini çekmektir.

Sayın İpekçi, il başkanlığı sıfatı evde oturarak, anahtarı cebinde gezdirmekle doldurulmaz. O sıfat, milletin arasında, il binasında, teşkilatın içinde, sorunların tam göbeğinde doldurulur. MHP’ye katacağınız hiçbir şey yoksa, Zonguldak teşkilatlarını güçlendirmek yerine kendi konfor alanınızı tercih ediyorsanız, o görevi derhal bırakmak en milliyetçi, en sorumlu ve en etik tercihtir. Çünkü bu koltuk, kişisel konfor için değil; Türk milliyetçiliğinin Zonguldak’taki bayraktarlığını yapmak için verilmiştir.

Milliyetçi camia, sessizliği değil, sesi sever. Pasifliği değil, aksiyonu alkışlar. Zonguldak MHP’si, hayalet bir il başkanıyla değil, ete kemiğe bürünmüş, refleksi yüksek, ideolojik duruşu net bir liderlikle yoluna devam etmelidir. Aksi takdirde, “il başkanı var, milliyetçi ruh yok” tespiti, sadece bir eleştiri olmaktan çıkıp, acı bir gerçek haline gelir. Bu, ne MHP’ye ne de Zonguldak’taki Türk milliyetçilerine yakışır.