AH KOLTUK, SEN NELERE KADİRSİN!
Üniversitemizde rektörlük seçimleri için son viraja girilirken, koltuk sevdasının insanlara neler yaptırabileceğine hep birlikte şahit oluyoruz.
Mevcut Rektör İsmail Hakkı Özölçer, o koltuğu koruyabilmek ve yeniden rektör atanabilmek adına adeta tüm kozlarını sahaya sürmüş durumda.
Öyle ki son günlerde asli görevi olan üniversiteyi ve akademiyi bir kenara bırakıp, kapı kapı gezerek kampanya yürütmeye odaklanmış vaziyette.
Ancak bu süreçte asıl dikkat çeken, Rektör Özölçer’in "akıl hocası" olarak bilinen ve "her dönemin adamı" olma vasfını kimselere kaptırmayan Rektör Yardımcısı Hakan Kutoğlu’nun son günlerdeki hezeyanları...
Daha önce Rektör'ü yanlış yönlendirdiği konuşulan ve aslında rektörlük koltuğunda kendisinin de gözü olduğu iddia edilen Kutoğlu, geçtiğimiz günlerde zamanlaması oldukça manidar, garip bir sosyal medya paylaşımına imza attı.
Kutoğlu'nun, "Bak canım kardeşim ya da kardeşlerim..." diye başladığı o uzun ve öfkeli metinde, şunlar yazıyor;

“Benim hakkımda kod ismi ile gazete yazısı yazdırıyorsunuz, sağa sola bir takım ihbarlarda bulunuyorsunuz.
Öncelikle benim gizli, saklı, alavereli-dalavereli hiçbir işim olmadı, olmayacakta. O nedenle de son derece özgür ve rahat bir insanım.
Hayatta kimseye diyet borcum olmadığı için de hiç telefonum çalmadı "biz sana şunu yaptık, sen de bize bunu yap" diye.
Yaptığımız fedakarlıkları, devleti geçirdiğimiz karları da görev süremiz bitince yazarız. Şimdi yazmak bize yakışmaz.
Hayatımda hiç kimse hakkında hiçbir yerde isimsiz ya da kod ismi ile karalama da yapmadım.
İsimsiz ya da kod ismi ile yazı yazmak korkakların, karaktersizlerin işidir.
Sağlığım sıhhatim yerinde olduğu, yaşıma rağmen hala daha akademik olarak üretebildiğim için de gayet huzurlu ve keyifliyim. Sizin çamurlarınız ben de tutmaz.
Ama sizin keyfinizi kaçırayım. Resmi kurumlara yazılarınızdan dolayı da iftira işlemlerini başlattım. Amacım da gerçek isimlerinizi öğrenmek.
Öğreneyim ki toplum da karaktersizleri tanısın.”

Belli ki seçim stresi sinirleri epey bozmuş, bulunduğu makamın ağırlığı çoktan unutulmuş. Bir rektör yardımcısına ve bilim insanına yakışmayacak bu üslupla, üst perdeden adeta bir "klavye delikanlılığı" yapıyor.
İnsan bu satırları okuyunca sormadan edemiyor: Sayın Kutoğlu, bugün gösterdiğiniz bu üst perdeden tepkiyi ve cesareti keşke her zaman gösterebilseydiniz!
Örneğin; Sayın Rektör, bizzat sizin gibi bilim insanlarına akademik kurul toplantısında hakaretler yağdırırken neden sesiniz çıkmadı?
Kadın bir akademik personele yönelik "senin bacaklarını ayırırım" ifadesi kullanılırken, bu "dik" duruşunuz neredeydi?
O zaman da klavyenin başına geçip böyle kükreyebilmiş miydiniz?
Her dönemin adamı olmanın getirdiği reflekslerle bazen bilim insanı çizgisinden bu kadar hızla uzaklaşan Kutoğlu’nun tavırları bana aslında hiç yabancı gelmiyor.
Geçmişte sırf Rektör'e yaranabilmek adına şahsıma da iftira atmaktan geri durmamış, ancak o yalanları adaletin duvarına çarpıp mahkemeden dönmüştü.
Hasılı kelam; şu rektörlük seçimi süreci bir an önce bitse de hepimiz bir nefes alsak.
Zira süreç uzadıkça sinirler daha da geriliyor, makamların ciddiyeti ayaklar altına alınıyor.
Seçim bitsin ki; biz de ya bu üniversiteden tamamen ümidimizi keselim ya da bu kurumu yönetemeyenlerden nihayet kurtulalım!