CHP İÇİNDE YUVALANMAK İSTEYEN KİRLİLİK
Geride bıraktığımız hafta, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tabanında ve yönetim kadrolarını da ilgilendiren gelişmelerden oluşan bir gündemi tartışıp durduk.
Neler olup bitti, diyerek bu metni okuyan insanları temcit pilavı gibi geriye götürmek istemiyorum. Sadece birkaç hususu not olarak şuraya bırakayım; belki ilerleyen günlerde birileri okudukça nasiplenir.
*
Öncelikle…
CHP’nin Karadeniz Ereğli İlçe Örgütü’nün mevcut ve bir önceki yönetimleri arasında yaşanan tartışmaların ana merkezine partinin Çaycuma İlçe Örgütü’nün geçtiğimiz pazar günkü dayanışma kahvaltısını da çekmek isteyenlere fevkalade büyük bir tepki var. Fahri Diler başkanın ve onun ekibinin örgütleri için ortaya koyduğu emeklere turp suyu sıkmaya çalışan zevat, iki gündür mide bulandırdı. Hadsizliğin de had tanımadığı gerçeği ortaya çıktı. Çaycuma’daki buluşmada partili dostların bir araya gelip kucaklaşmasından bile rahatsız oldu bazı kuş beyinliler.
Neymiş; Çaycuma’daki buluşmaya neden Ereğli İlçe Örgütü yönetimi katılmamış da bir grup partili katılmış…
Bunu yazacak kadar alçalmış su katılmamış engin düşünce sahipleri(!) bu soruyla sosyal medyada “particilik” taslamışlar.
Sanki birilerinin o kahvaltıya gelmemesi Çaycumalı dostların ya da o davete icabet edenlerin umurundaydı!
Yani bunu yazacak kadar şımaranlar, kendilerini hangi dağın zirvesinde görüyorlar, anlaşılır değil.
*
Diğer yandan…
Bu tartışmalara birilerinin de kalemleriyle girmeye çalışması ve tartışmalara basın mesleğinin usta(!) ama cahil isimlerinin de dahil olması; onların kirli kalemlerinden dökülen iftiraların artık ayyuka çıkması, bu tartışmalarda farklı taraflarda yer alan herkesi bezdirdi. “Kalem satmanın da bir adabı olur.”, diyenlerin sayısının artması, öncelikle basın mesleğini karalar noktaya geldi.
*
Bütün bu yaşananlar ekseninde, hakkını adliye koridorunda arayan ve kanunun maddelerine sığınan insanlar sürekli aranıyor, ziyaret ediliyorlar. Bir dönem bu güzel ülkede bakanlık yapmış isimlerin bile duydukları rahatsızlığı dinlerken; “Bunlar iyice zıvanadan çıktılar. Partiyi ne hale getirdiler böyle bir ilçede.”, şeklindeki en yumuşak(!) tepkilerini duymaya başladık. Muhalefetin diğer birçok siyasî teşekkülünün başkan ve yöneticisinin de, algı operasyonlarıyla saldırıya uğrayan insanların yanlarında olduklarını belirten sözleri tebessüm yarattı. Ancak takdir edersiniz ki bu işin eskisi-yenisi kalmadı; yaratılan pislikten her CHP’li rahatsız. Karadeniz Ereğli’de, birilerinin emriyle yaratılan kokuşmuş, kirli ve adi ortam Zonguldak siyasetini dahi rahatsız etmeye başladı.
Zonguldak’taki binlerce insan, ilin en büyük ilçesindeki bu pespaye duruşu, kontrolsüz gücü(!), serkeşlik ve utanmazlığı, alaycı gözlerle izlemeye başladılar.
Karadeniz Ereğli Zonguldak nazarında hiç bu kadar küçük duruma düşmedi.
*
Karadeniz Ereğli açısından ortaya çıkan en vahim sonuç ise, bu kokuşmuş, kirli ve adi ortamdan en fazla zarar gören ismin Belediye Başkanı Halil Posbıyık olması. Özellikle; 28 Mart Cumartesi günü, birkaç basın kuruluşuna atılan ve içinde ağır hakaretler ihtiva eden bir basın(!) açıklamasının, Karadeniz Ereğli Belediyesi’nde görevli bir kişi tarafından basın kuruluşlarına servis edildiği iddiasının da ortalarda dolaşması, bu zararın boyutlarına tavan yaptırdı. Bu açıklama, bir adli soruşturma konusu olduğundan, altında yatan gerçeklerin ne olduğu sorusunu şimdilik zamana bırakıyorum.
*
Kendisini, ”memleketin en büyük Posbıyık sevdalısı” olarak nitelendiren bir şahsın, kaleme aldığı son yazıda CHP’de ilçe başkanlığı yapmış biri için sarf ettiği aşağılık, bir o kadar da nefret kusan sözleri, bu kirliliğe başka bir kepazelik kattı. O yazı, rahatsızlığı siyaset boyutundan alıp yerel basın camiasının da kucağına kadar çekti. Yaratılan bu pislik ortamının oluşmasına sessizce bakıp duran ve tek kelam edemeyen Karadeniz Ereğli İlçe Başkanı’nın ise, aynı gün ve saatlerde, partisinin milletvekilinin ziyaret programları olmasına rağmen o ziyaretlere iştirak etmeyip ablasıyla (Neriman Posbıyık) beraber başka ziyaret programları tertip etmesi, geleceğe ait hedeflerini gözümüze gözümüze sokmaya devam etti. Bu ziyaretlerin bizim için bir önemi mi var; elbette hayır. Ancak partisinin milletvekili ile köy ziyaretlerine gittiği işin pis düşünceli ve CHP’nin pâk yuvasındaki kipkirli tipler tarafından “Paralel Örgüt Yapılandırması” olarak itham edilen Ali Kocamanoğlu ile Neriman Posbıyık arasında bir farklılık kalmış mıdır; işte bu soru, muhtemel cevaplarıyla birlikte önem kazanmıştır.
*
Kendileri örgüt yöneticisi olmayı başarmalarına rağmen hala örgütçü, partili ve hatta CHP’li olmayı beceremeyen bir kısım cenah, partinin tabanını böle böle küçültmeye devam ediyorlar. Bu küçültme işinde de -ne yazık ki- Neriman Hanım gibi başarılı bir sosyal insanın yer alması yürekleri acıtıyor.
Dahası bu örgüt yönetimi sadece seleflerini değil, bu ilin partili milletvekilini de yok hükmünde göstermeye çalışarak çok büyük bir hatanın içinde kavrulup duruyor. Onların, özellikle ve özellikle, sosyal medya ortamlarında kendi milletvekillerine yapılan eleştirileri görüp beğeni yarışına girmeleri, Eylem Ertuğrul’a zerrece bir zarar vermese de CHP’yi Karadeniz Ereğli’de tüketiyor. Başka partilerin mensuplarının düşüncelerinde bu partiyi mizah kurgusu haline getiriyor.
*
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi…
Günlerdir, kendi hanımları, kocaları, kardeşleri… birilerini karalama, töhmet altında bırakma, iftira atma ve ötekileştirme yarışına girdiğinde sessiz kalanlar, o hanımları, o kocaları ve kardeşleri eleştirilip hatta haklarında dava açıldığında nasırlarına basılmış gibi feryat ediyorlar.
Sebep?
Elin adamına, elin kadınına hakaret ettirirken insandınız da, siz eleştirilince mi insanlıktan çıkmış oldunuz?
Senin kocanın onuru var da, senin kocanın aylardır “hırsız” dediği kadının onuru yok mu?
Senin çocuğun, anasına yapılan eleştiriye üzülüyor da, o çocuğun anasının hakaret yağdırdığı adamın çocukları birileri gibi halay mı çekiyor caddelerde?
Başkasına yapınca adamsınız; size yapılınca mı onurlu bir insan olduğunuz aklınıza geliyor, demezler mi insana?
*
Evet; CHP’de son durum bu.
Farkındayız; İl Başkanı Devrim Dural da bıktı bu zevattan. Bu kirli düzen hokkabazları, o adamın da günlerini zehir ediyorlar. Biz hepsinin farkındayız. Ama yapılacak bir şey yok; topla, böl, çarp… CHP bu. Ancak bu kadar. Küçük hesapların; küçük olsun da benim olsun, diyenlerin siyaset oyunu oynadıkları bir alan. Ve çok acıdır ki on binlerce CHP üyesi, bu partinin örgütlerini kirli emellerine alet etmek için yıllarca didinen bazı tiplerle seçim mücadelesi verecek ve partilerini iktidara taşımak için ter dökecek.
Yine söylüyorum; gülüyoruz ağlanacak halimize!