Türkiye 3. Futbol Ligi 4. Grup Play-Off mücadelesinde, ilk maçın 1-0’lık mağlubiyetinin ardından umutla rövanşın yolunu tuttuk. Sahada ne yazık ki arzu ettiğimiz o coşkulu geri dönüşü izleyemedik. Kendi payıma söyleyeyim; evet, çok üzüldüm.
Sahadaki tabloyu gerçekçi bir gözle okumak gerekirse; karşımızda yenilmeyecek bir rakip yoktu. Ancak Yozgat Bozokspor, her yönüyle bizden çok daha organize bir görüntü sergiledi. Hani futbolun o meşhur deyimi vardır ya; "Maç 180 dakika oynansa biz yine gol atamazdık" diye... İşte tam öyle bir çaresizliğin içindeydik. Açıkçası futbol kalitesi olarak boyumuz bu lig seviyesi için hayli kısa kaldı.
Ancak sahanın içindeki o "kısa" boyumuz, tribüne döndüğümüzde devleşti.
Bu şehir, taraftarıyla ve sporseverliğiyle bu ligin çok üzerinde bir duruş sergiledi. İşte tam bu noktada, şehrimizin milletvekillerine naçizane bir çağrıda bulunmak istiyorum: Beyçayırı artık bu kentin heyecanını, bu halkın futbol aşkını karşılayamıyor. Lütfen bunu artık görün. Sadece zemin değişimiyle veya tribünleri boyayıp yenileyerek bu şehri, bu futbolsever insanları kandırmayın.
O stadı hıncahınç dolduran, kapasite yetmediği için dışarıda kalan ama kalbi içeride atan binlerce Ereğliliye daha modern, daha büyük ve bu kente yakışır bir stat borcunuz var.
Tribün demişken, ayrı bir parantez açmak şart. Başta Burhan Önder kardeşim olmak üzere, doksan dakika boyunca susmayan, yüreklerini sahaya koyan taraftarlarımıza sonsuz teşekkürler. Her şeye rağmen bu güzel şehre play-off heyecanını yaşatan futbolcularımıza, teknik ekibimize ve yönetimimize de emeği için sağ olun diyoruz. Futbol, hatalardan ders çıkarma sanatıdır; bu mağlubiyetin gelecek sezon için büyük bir tecrübe olacağına inanıyorum.
Fakat bu maçın bir de "ayıp" tarafı var ki, değinmeden geçemeyeceğim.
Tribün doluluğunu hesaplayamayıp, yüzlerce kişiye bilet kesip kapıda bırakanların hatalarını acemiliklerine veriyorum. Eğer Burhan Önder’in o yoğun gayreti olmasaydı; eflatun, beyaz ve karşı tribünlerden bilet alan taraftarlarımız stadın içine bile giremeyecekti. Bu organizasyon bozukluğu ve yaşanan karmaşıklık Ereğli’ye hiç yakışmadı.
Mesele bilet için verilen üç beş kuruş değil; o para kulübümüze helal-i hoş olsun. Mesele, biletini almış, heyecanla gelmiş taraftara yaşatılan bu "kapıda kalma" ayıbıdır.
Umarım bu son olsun. Ereğli, hem sahada hem de stadyum koridorlarında çok daha profesyonel, çok daha "boylu poslu" yönetilmeyi hak ediyor.