KURT GÖRÜNÜMLÜ ÇAKAL!

Zonguldak sokaklarında kime sorsanız, gazetecilik meslek onurunu ayaklar altına alarak bu işi bir şantaj ve algı operasyonu aracına dönüştüren o malum zihniyeti hemen tanır.
Kalemini toplum yararına değil, kendi şahsi menfaatleri ve kurduğu kumpaslar için bir tehdit unsuru gibi kullanan bu yapı, sadece basının değil, tüm şehrin kanayan yarasıdır.
Bu karanlık çarkın en tehlikeli yanı, sadece dışarıdan havlamakla yetinmeyip, devletin ve halkın kurumları içine sızma çabasıdır.
Kurulan tezgahın işleyişi hep aynı, yöntem her zaman tanıdıktır:
Önce kurumların içinde geçmişinde veya işleyişinde açığı olan, zafiyet taşıyan isimler tespit edilir.
Bu kişiler bir şekilde kıskaca alınır, etki altına sokulur ve "kullanışlı" hale getirilir.
Bugün çok kritik kurumlarda, devletin ve milletin sırrına vakıf olması gereken koltuklarda oturan ama aslında "kurt görünümlü çakal" olmaktan öteye gidemeyen bazı isimler, ne yazık ki bu kumpas zihniyetinin emir erine dönüşmüştür.
Kurumda yaprak kıpırdasa, ilk haber uçurulan yer burasıdır. Peki, bu köstebekler sızdırdıkları bu kritik bilgileri neyin karşılığında veriyor?
İşte asıl araştırılması ve üzerine gidilmesi gereken karanlık nokta burasıdır.
Bu ihanet çemberi sadece tek bir kurumla da sınırlı değil; farklı kurumlara serpilmiş, ipleri aynı merkezin elinde olan birden fazla figüran var.
Ancak bu etik yoksunlarının unuttuğu çok önemli bir tarihsel gerçek var.
Geçmişte bir ilçede benzer dolaplar çevrildi.
Bir zamanlar devletine asker olması gerekirken şer odaklarının ve kumpasçıların askeri haline gelenlerin nasıl kendi başlarını yaktıklarını, kendi sonlarını nasıl hazırladıklarını hep birlikte izledik.
Yaptıkları tüm kirli işler paçalarından akarken, arkalarına bile bakmadan bu ilçeyi kaça kaça terk etmek zorunda kaldılar.
Bugün kurumlarda kapalı kapılar ardında köstebeklik yapanların, şantajcılara bilgi taşıyan o "kurt görünümlü çakalların" sonu da zerre kadar farklı olmayacak. Devlete ve millete hizmet etmek yerine kumpasçılara hizmet edenler, günü geldiğinde kaçacak delik arayacaklar.
Atalarımızın sözünü bugünün şartlarına uyarlayarak söylemek gerekirse durumu özetleyecek en güzel cümle şudur: Kılavuzu şantajcı olanın, burnu pislikten kurtulmaz!
Hayatta kime ve neye asker olduğunuza çok dikkat edeceksiniz.
Kumpasçılara ve şantajcılara asker olursanız, gün gelir sadece onların birer piyonu olarak anılırsınız.
Kurumların içine yuvalanmış bu isimlerin kimler olduğu, hangi bilgileri ne karşılığında sattıkları tek tek açığa çıkacak.
Adalet ve hakikat er ya da geç tecelli edecek.
Bizler de bu sürecin en yakından takipçisi olacağız. Bekleyip göreceğiz.