RAKI MASASINDAN MİLLETİN NAMAZINA GÖZ DİKENLER!
Filyos Limanı… Sadece Zonguldak’ın değil, tüm Türkiye’nin umut bağladığı, geleceğe açılan devasa bir kapı, ekonomik bağımsızlığımızın sembol projelerinden biri.
Bu projenin ülkemiz için ne kadar hayati olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok; hepimiz biliyoruz.
Ancak gelin görün ki, bu devasa vizyon, liyakatsiz ve şaibeli ellerde her geçen gün biraz daha kararıyor.
Milyarlık yatırımlar, kötü idarecilerin elinde maalesef sürekli skandallarla ve şaibelerle anılır hale geldi.
Bir yönetici düşünün…
Göreve gelmesinin üzerinden çok kısa bir süre geçmişken, bir anda on milyonlarca liralık yeni bir daire satın alıyor. Bununla da yetinmiyor; eşine ayrı, kendine ayrı lüks araçlar çekiyor. Hayatın olağan akışına, tabiatın kanununa tamamen aykırı olan bu ani ve göz kamaştırıcı zenginleşme karşısında adama sormazlar mı: “Nereden geliyor bu değirmenin suyu?”
Sadece bizim dikkatimizi çekmiyor elbette bu değirmenin suyu; er ya da geç devletin ilgili kurumlarının da dikkatini çekecektir.
Ancak bu yöneticinin cüreti sadece haksız kazanç şüphesiyle sınırlı değil.
Asıl kan donduran icraatı, emekçinin inancına ve ibadetine uzanan o kirli eli...
Kendisi kamu imkanlarını arkasına alıp sağda solda "kafayı çekerken" vicdanı sızlamayan bu şahıs, iş Filyos Limanı’nda alın teri döken emekçilere gelince birden kuralcı kesiliyor. Son icraatı ne biliyor musunuz? Filyos’ta çalışan işçilerin, güvenlik görevlilerinin vakit namazlarını kılmalarını engellemek!
Evet, yanlış duymadınız. Güvenlik görevlilerinin seccadelerini toplatacak kadar akıldan, mantıktan ve vicdandan yoksun bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Allah’ın huzuruna duran işçinin seccadesinden rahatsız olmak nasıl bir ruh halidir?
Kısa yoldan elde edilen o haksız servetin hesabı Mahkeme-i Kübra'da elbet sorulur ama milletin namazında gözü olan, ibadeti engelleyen bu nobranlığın hesabı çok daha çetin olacaktır.
Konu, Filyos’ta ezilen emekçiler tarafından bize ulaştırıldığı an hiç tereddüt etmeden haber yaptık. Ne oldu dersiniz? Haberimiz çıkar çıkmaz o kibirli karar anında geri çekildi. Yanlıştan dönüldü ve çalışanların ibadet edebilmesi için yeni bir yer yapıldı.
Şimdi soruyorum: Biz bu konunun üzerine gitmeseydik, o seccadeler o depolarda çürümeyecek miydi? Bu yanlıştan dönülecek miydi? Elbette hayır.
Peki, Zonguldak’ın sözüm ona o çok "etkili", çok "büyük" gazetecileri nerede bu sırada?
Cevabı çok basit. Onlar bu olayları ne görürler, ne de duyarlar. Çünkü onların gözleri sadece menfaate açıktır. Çaldığını, kopardığını kendileriyle paylaşan hırsızı çok severler.
Filyos, birkaç muhterisin kursağına sığmayacak kadar büyük bir projedir. Bu şehrin ve bu ülkenin umutlarını çalanların ensesinde olmaya, işçinin ve emekçinin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Kimse unutmasın; ne bu şehir sahipsizdir, ne de bu şehrin emekçisi!
BU CESARETİ NEREDEN ALIYORLAR?
Geçtiğimiz günlerde Elvanpazarcık Belediye Başkanı Sayın Ümit Uzun’a yönelik gerçekleştirilen çirkin saldırı girişimi, sadece bir şahsa değil, bu şehrin huzuruna ve halkın iradesine yapılmış bir saygısızlıktır.
Ortada kendi çapında maddi çıkar sağlamanın peşine düşmüş, mafyacılık oynamaya kalkan bir şahıs var. Öğrendiğimiz kadarıyla bu müptezel, Sayın Başkanı bir süredir tehdit ediyormuş. Peki, adama sormazlar mı; sen bu cesareti nereden, kimden alıyorsun?
Aslında cevabı hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu sahte cesaretin kaynağı ne yürek, ne de haklılık… Bu pervasızlık, damarlarda dolaşan zehrin, kullanılan o lanet maddelerin verdiği şuursuzluktan başka bir şey değil.
Son zamanlarda şehrimizde garip bir hastalık türedi. Üç beş kuruş haksız kazanç peşinde koşan, maddeyi alıp zıvanadan çıkan her önüne gelen kendini "mafya" ilan etmeye, sağa sola tehditler savurmaya başladı.
Şunu herkes çok iyi bilsin: Seçilmiş bir belediye başkanına kimse tehditler savuramaz! Milletin oyuyla o makama oturmuş bir iradeyi, üç beş müptezelin şantajına kurban etmeyiz. Kalkışan da işte böyle sert kayaya çarpar, boynunun ölçüsünü alır. Halkın ve devletin tokadı, o sahte cesaret haplarına benzemez; adamı fena çarpar.
Fakat bu olay bize çok daha derin, çok daha kanayan bir yaramızı gösteriyor. Ülkemiz genelinde olduğu gibi, maalesef şehrimizde de suç oranları her geçen gün artış gösteriyor. İnsanların sokaklarda huzurla yürüyebilmesi, esnafın kepengini güvenle açabilmesi, yöneticilerin tehdit edilmeden işini yapabilmesi için yasaların acilen çok daha caydırıcı hale gelmesi şarttır.
Üç beş çapulcunun, madde bağımlısının adliye kapısından ön kapıdan girip arka kapıdan elini kolunu sallayarak çıkması, suça meyli olanları daha da cesaretlendiriyor.
Buradan kolluk kuvvetlerimize, adli makamlarımıza ve şehrin tüm dinamiklerine sesleniyoruz: Bu konuyu çok ciddi bir şekilde dikkate almalıyız. Zonguldak'ın ve beldelerinin huzurunu kaçıran, mafyacılık oynayarak haksız kazanç peşinde koşan hiç kimseye pabuç bırakmamalıyız.
Elvanpazarcık Belediye Başkanı Ümit Uzun’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, bu şehrin sokaklarında adaletin ve devletin gücünün her türlü çetecilik hevesinden üstün olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu şehir sahipsiz değildir!