Siyaset sahnesi bir satranç tahtasıdır ve bu tahtada birçok isim gelir geçer. Ancak bazı isimler vardır ki, yalnızca bir oyuncu değil, aynı zamanda oyunun kurallarını değiştiren bir liderdir. Recep Tayyip Erdoğan, bu anlamda modern siyasetin en dikkat çekici figürlerinden biri olarak öne çıkıyor. Gelin, geçmişten günümüze liderlerin gelip geçtiği bu fırtınalı arenada Erdoğan’ın nasıl ayakta kalmayı başardığına birlikte bakalım.

 

LİDERLERİN GELİP GEÇTİĞİ DÖNEM

Ahmet Necdet Sezer gitti.

Abdullah Gül, koltuğunu devretti.

Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğunda uzun yıllar kalsa da sonunda o da sahneyi terk etti.

Meral Akşener’in siyasi liderliği aynı şekilde inişli çıkışlı bir yolculuktu.

Temel Karamollaoğlu, Deniz Baykal, Tansu Çiller ve daha nice isim... Türkiye siyasetinde pek çok lider geldi, geçti.

Ancak mesele yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Dünya siyasetinde de liderler gelip gitti.

Joe Biden’ın seçimi kazandığı dönemin ardından Amerikalılar liderlerini sık sık değiştirirken, Obama ve Bush da bu siyasi döngüden nasibini aldı.

Avrupa’da durum çok farklı değil:

İngiltere’de 5 başbakan değişti.

İtalya’da 5 başbakan ve 4 cumhurbaşkanı görevlerini devretti.

İspanya’da 4 başbakan tarihe karıştı.

Fransa’da Sarkozy gibi güçlü figürler tarih sahnesinden çekilirken, Yunanistan’ın Miçotakis’i ve Ukrayna’nın Zelenski’si gibi liderler de siyasi belirsizliklerle yüzleşiyor.

Suriye lideri Esad ise yıllardır yerini korumaya çalışsa da, o da bir noktada tahtını kaybetti.

PEKİ, KİM KALDI?

Bu siyasi fırtınanın içinde bir lider var ki, yıllardır hem içeride hem dışarıda kendisine yönelen tüm meydan okumalara rağmen ayakta kalmayı başardı: Recep Tayyip Erdoğan.

Erdoğan, yalnızca Türkiye’nin değil, dünya siyasetinin de en uzun süre iktidarda kalan liderlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Girdiği her seçimde zorlu rakipleri karşısında galip gelerek hem partisinin hem de halkının desteğini arkasında toplamayı başardı.

 

“TOPUNUZ GELİN” SÖYLEMİ VE MEYDAN OKUMA

Erdoğan’ın siyasi başarısının arkasında yatan en büyük faktörlerden biri, karşısına çıkan her türlü zorluğa karşı dik durması ve kararlılığı oldu. Kendisine yöneltilen eleştirilere ve muhalefet dalgalarına karşı kullandığı “Topunuz gelin” söylemi, sadece bir meydan okuma değil, aynı zamanda bir liderlik manifestosu haline geldi.

Bu söylem, yalnızca Türkiye’de değil, dünya çapında da dikkat çekti. Karşısında yer alan aktörler, bir süre sonra sahneden çekilirken Erdoğan, siyasi oyununu daha da güçlenerek oynamaya devam etti.

KAZANAN KİM?

Sonuç olarak, dünya siyaseti bir dönüşüm içinde olsa da Recep Tayyip Erdoğan’ın ayakta kalmayı başarması, güçlü liderlik, halk desteği ve stratejik adımlarla mümkün oldu. Geçmişteki liderlerin tarihe karıştığı, yerlerini yeni isimlere bıraktığı bu dönemde Erdoğan, kazanan taraf olmaya devam ediyor.

Bugün dünya, Trump’ın, Miçotakis’in ya da Zelenski’nin siyasi kaderlerini tartışırken, Erdoğan, yine kendi yolunda emin adımlarla ilerliyor. Onun hikayesi, yalnızca bir liderin değil, aynı zamanda bir milletin ve ideolojinin direnişini simgeliyor.

Kısaca;

“Herkes gitti, o kaldı!”

Kalmaya devam da etmeli zaten

Seversiniz sevmezsiniz ama yaşadığımız karmaşık dünyada şu anda sadece ülkemizin değil dünyanın da Recep Tayyip Erdoğan'a ihtiyacı var.

HAYATIN ANLAMI:

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı…

Bulduğu hiçbir yanıt ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş. Ama aldığı yanıtlar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir yanıtı olmalı diyormuş. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş. Köy, kasaba, ülke dolaşmış, bu arada zaman da durmuyor tabii ki…

Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona “Şu karşı ki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar istersen ona git belki o sana aradığın yanıtı verebilir” demişler.

Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge “sana bunun yanıtını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor” demiş. Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. Şimdi çık ve bahçede bir tur at, tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et, kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin, eğer bir damla eksilirse kaybedersin. Adam, gözü çay kaşığında, bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış evet demiş “kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı?”

Adam şaşkın… Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki… Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun, kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş Bilge… Adam tekrar bahçeye çıkmış, gördüğü güzelliklerle büyülenmiş, muhteşem bir bahçedeymiş çünkü… Geri geldiğinde bilge adama “bahçe nasıldı” diye sormuş… Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. Bilge gülümsemiş “ama kaşıkta hiç yağ kalmamış” demiş ve eklemiş; Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün, hayatın akıp gider, sen farkına varmazsın… Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın, akıp giden zamanın anlam kazanır… Hayatının anlamı senin bakışlarında gizli.