Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), uluslararası alanda önemli bir başarıya daha imza attı.

Dünya çapında üniversiteleri değerlendiren ve saygın bir yere sahip olan Times Higher Education (THE) organizasyonu, 2025 yılı için ilk kez gerçekleştirdiği Disiplinler Arası Bilim Sıralamasında BEUN’ü dünyanın en iyi üniversiteleri arasında gösterdi.

Türkiye’den yalnızca 45 üniversitenin dahil olduğu bu sıralamada, BEUN 29’uncu sırada yer alarak bölgesel ve ulusal anlamda ne denli güçlü bir akademik kimliğe sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. Dünya genelinde ise 92 farklı ülkeden toplam 749 üniversite arasında 601+ bandına yerleşerek uluslararası platformda iddiasını ortaya koydu.

BÖLGESEL BİR DEĞER, KÜRESEL BİR MARKA

BEUN, Karabük ve Bartın’ın il olmasıyla küçülmeye maruz kalmış olsa da bu durum üniversitenin başarı ivmesini durdurmadı. Aksine, zamanla büyüyerek ve akademik anlamda güçlenerek bölgenin gururu ve uluslararası bir marka haline geldi. Özellikle disiplinler arası çalışmalara verdiği önem, dünya çapındaki başarılarının temelini oluşturuyor.

BEUN'ün bu yükselişi, Zonguldak için bir üniversitenin ötesinde bir "bilim ve eğitim merkezi" olarak önemini artırıyor. Şehir, bu başarıyla uluslararası düzeyde daha fazla tanınırlık elde ederken, BEUN de disiplinler arası iş birliği, bilimsel araştırma ve nitelikli akademik kadrosuyla öne çıkıyor.

THE 2025 SIRALAMASINDA TÜRKİYE'DEN BİR YILDIZ

Times Higher Education (THE) tarafından bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Disiplinler Arası Bilim Sıralaması, üniversitelerin bilimsel araştırma kapasitesi, disiplinler arası etkileşim ve akademik başarı gibi çok önemli kriterleri temel alıyor. BEUN, bu sıralamada yakaladığı başarıyla, yalnızca Türkiye’de değil, dünya çapında da dikkat çekici bir konuma ulaştı.

Kocaeli, Bolu ve Sakarya gibi diğer önemli üniversitelerin sıralamaya girememesi ise dikkat çekici oldu. Bu durum, BEUN’ün bölgesel farkını ve vizyoner yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi.

REKTÖR ÖZÖLÇER: "BİLİMSEL BAŞARILARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ"

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitenin bu prestijli başarıya ulaşmasından duyduğu gururu şu sözlerle dile getirdi:

“Dünyanın en prestijli derecelendirme kuruluşlarından biri olan Times Higher Education’ın, bu yıl ilk kez gerçekleştirdiği disiplinler arası bilim sıralamasında yer almak, bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu başarı, üniversitemizin bilimsel çalışmalara verdiği değerin ve uluslararası alandaki etkisinin bir göstergesidir. Akademik kadromuz ve öğrencilerimizin özverili çalışmaları, bu başarıda önemli bir rol oynamıştır. Gelecekte daha büyük adımlar atarak uluslararası akademik camiada adımızdan daha fazla söz ettireceğimize inanıyorum.”

 

BEÜN’ÜN BAŞARISI NE ANLAMA GELİYOR?

Bu başarı, BEUN’ün uluslararası bilim camiasında görünürlüğünü artıracak ve Türkiye’nin akademik gücünü global ölçekte temsil etmesine katkı sağlayacak. Üniversitenin disiplinler arası çalışmalarına verdiği önem, multidisipliner araştırmaları teşvik etmesi ve çözüm odaklı yaklaşımları, BEUN’ü farklı bir noktaya taşımaya devam ediyor.

Zonguldak’ın dünya çapındaki bu başarıyla birlikte uluslararası bir bilim merkezi olarak anılmasını sağlayan BEUN, sadece bölgenin değil, tüm Türkiye’nin gururu olmayı sürdürüyor.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, elde ettiği bu başarıyla bölgesel sınırları aşarak dünya çapında bir üniversite olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu, yalnızca üniversite için değil, Zonguldak ve Türkiye için de büyük bir prestij kaynağı olarak dikkat çekiyor.

MİMAR SİNAN VE GELECEĞE MEKTUP…

Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Camii´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı TV´de şöyle anlatmıştı.

Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.

Kalıbı yaptık.

Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.

Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu:

"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum."

Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu´nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu.

Bu mektup bir inşanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.