Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan süreç hepimizin malumu.
İstanbul İl Başkanı mahkeme kararıyla görevinden alındı,
Yerine Gürsel Tekin kayyum olarak atandı.
Bu gelişmenin ardından parti içinde
“CHP’deki şer odakları, partiyi kayyum yoluyla ele geçirmek istiyor” söylemleri ayyuka çıktı.
İstanbul’da yaşanan bu tablo,
Aslında CHP’nin içine sızmış fırsatçıların niyetini de gün gibi ortaya koydu.
Demokrasiden, partilinin iradesinden, örgüt ahlakından nasibini almamış bazı çevreler,
Hukukun arkasına saklanarak partiyi dizayn etmeye çalışıyor.
Ancak unuttukları bir gerçek var:
Cumhuriyet Halk Partisi, kayyumlarla değil, örgütlerinin ve halkının iradesiyle ayakta kalmıştır, kalmaya da devam edecektir.
İşte bu tartışmaların gölgesinde,
Zonguldak’ta da birilerinin avuç ovuşturmaya başladığını görüyoruz.
Daha düne kadar delege seçiminde partiliden ağır bir tokat yiyen Ebru Uzun’un,
Şimdi yeniden sahneye çıkıp il başkanlığı için zemin yokladığı konuşuluyor.
Ama açık söylüyorum:
Ebru Uzun, CHP İl Başkanlığı’na sadece kayyum olarak gelebilir!
İddialara göre Ebru Uzun, arkasına Halil Posbıyık’ı almış.
Bu noktada hafızalarımızı tazeleyelim:
Tahsin Erdem, delege seçimlerinde tek bir müdahale dahi yapmazken, sırf ortalığı karıştırmak için “fırtına koparan” Ebru Uzun,
İş Posbıyık’a gelince suspus oldu.
Hani nerede o “mücadeleci” tavır?
Nerede o “örgüt iradesine sahip çıkan” sözler?
Hepsi bir anda buhar oldu.
Çünkü mesele Tahsin Erdem olunca mangalda kül bırakmayanlar,
Mesele Posbıyık olunca suspus oluyor.
Bugün gelinen noktada,
Ebru Uzun’un siyaseti Posbıyık’ın eteğinin altına saklanarak yürütmeye çalıştığını görüyoruz.
CHP’nin örgütlü gücüne değil,
Bir kişinin gölgesine yaslanmakla yol alınmaz!
Bu siyaset, kişisel ikbal siyasetidir.
Bu siyaset, halkın değil, bireylerin menfaatine hizmet eden siyasettir.
Yerel seçimlerde büyük bir başarı elde eden mevcut il başkanını devirmek için kurulan planlar da bu anlayışın ürünüdür.
Oysa örgüt, partili, sokak, sandık ne diyor?
Onu dinleyen yok.
Planlar masa başında, kapalı kapılar ardında yapılıyor.
Ama unutulmasın: Halil Posbıyık kendini CHP’den üstün gören bir isimdir.
Dün öyleydi, bugün de öyle.
Onun gemisine binenin sonu bellidir.
Zonguldak kamuoyunun hafızası güçlüdür.
Bugün unutturulmak istenen şeyleri yarın halk hatırlatır.
Bir belediye başkanının kendi kapısına belediye personelini nöbete dikmesi hafızalarda hâlâ tazedir. Aynısını Tahsin Erdem yapsa,
Zonguldak’ın gündemi haftalarca bu olurdu.
Manşetler atılır, sosyal medya ayağa kalkardı.
Ama söz konusu Posbıyık olunca, herkes üç maymunu oynuyor.
Böyle bir çifte standardın olduğu yerde,
Nasıl bir siyasi ahlaktan bahsedebiliriz?
CHP’nin geleneği mi bu?
Yoksa fırsatçılığın, sessiz kalmanın, görmezden gelmenin yeni adı mı oldu siyaset?
Ebru Uzun’un bugün yürümeye çalıştığı yol,
Ne örgütü kucaklar,
Ne partiyi büyütür,
Ne de halka umut verir.
Olsa olsa kişisel bir koltuk kavgasının figüranlığıdır.
O yüzden otursun alt cemiyette CHP düşmanlarıyla kadeh tokuşturmaya devam etsin!
Ebru Uzun’un hikâyesi açıktır.
Olsa olsa kayyum olur!