YEMEKHANEDEN ASRIN PROJESİNE
1988 doğumlu bir isim...
Erken yaşta üniforma sevdası, askeri okul yılları ve ardından Deniz Kuvvetleri’nde subaylık.
Dışarıdan bakıldığında istikrarlı görünen bu kariyer, 32 yaşında alınan ani bir kararla kesintiye uğruyor.
Bir malulen emeklilik hikayesi...
Kimi kilodan diyor, kimi psikolojik sorunlardan.
Biz elbette "Allah sağlık versin" deyip geçiyoruz; zira kişinin şahsi sağlık durumu üzerinden gazetecilik yapmak bizim kitabımızda yazmaz.
Fakat asıl film, bu emeklilikten sonra başlıyor.
Genç yaşta emekli olan bu eski denizci,
Zonguldak’ın ve ülkemizin göz bebeği, "Asrın Projesi" olarak adlandırılan Filyos Limanı’nda yemekhane müdürü olarak işe başlıyor.
Hayat mücadelesidir, buraya kadar her şey normal diyebilirsiniz.
Ancak o yemekhane müdürü, baş döndürücü ve akıl almaz bir hızla Filyos Limanı'na Müdür oluveriyor!
Yanlış okumadınız.
Milyarlarca liralık yatırımın yapıldığı, ülkenin enerji ve lojistik üssü olacak koskoca "Asrın Projesi", ordudan malulen emekli olmuş eski bir yemekhane müdürüne emanet ediliyor.
Açık konuşayım; biz bu vatandaşı düne kadar tanımazdık.
Ne zaman ki kurumun kendisine tahsis ettiği devletin aracıyla "aleme" gittiği haberleri gündeme düştü, işte o zaman radarımıza girdi.
Gazetecilik görevimizi yaptık; kulaktan dolma laflarla değil, araştırarak, soruşturarak kalem oynattık.
Hakkında tek bir iftira yazmadık.
Ardından bir başka vahim olay daha patlak verdi.
Bu liyakat abidesi yöneticinin, namaz kılan personelin seccadelerini toplattığı gündeme geldi.
Bunu da haberleştirdik.
Ne tesadüftür ki eski denizci, haberimizin hemen ertesi günü tam yol "tornistan" yaptı.
Peki sonra ne mi oldu?
Gitti, bizi Basın Konseyi’ne şikayet etti.
Etsin, canı sağ olsun.
Bizim ne basın meslek örgütleri nezdinde ne de yüce adalet önünde veremeyeceğimiz tek bir hesabımız bile yok.
Benim asıl takıldığım ve kamuoyunun dikkatini çekmek istediğim nokta çok başka.
Zonguldak’ta bu Gökhan Merey’i neden sadece biz haber yapıyoruz?
Kimse çıkıp da "Yahu bu kişi asrın projesindeki bu koltuğa hangi vasıfla, nasıl oturdu?" diye sormuyor mu?
Daha düne kadar yemekhane müdürü olan bir ismin, kısa sürede Zonguldak’ın en lüks sitesinden nasıl ev alabildiğini bu şehirde kimse merak etmiyor mu?
Buradan açık çağrımdır:
Gökhan Bey çıksın, bu yükselişin ve o lüks evin hikayesini açıklasın.
Söz veriyorum, virgülüne dokunmadan yayınlayacağız.
Bizim derdimiz bağcıyı dövmek ya da şahsi hesaplaşmalar peşinde koşmak değil.
Bizim tek bir derdimiz var:
Zonguldak’ın ve bu ülkenin umudu olan projelerin, liyakat sahibi, işin ehli isimler tarafından yönetilmesidir.
Milli servetin ve emeğin, layıkıyla temsil edilmesidir.
Biz gördüğümüzü, bildiğimizi ve araştırdığımızı yazarız.
Gerisi mi?
Gerisi Devlet-i Âliyye’nin bileceği iş!