ADALET TOPALLAYABİLİR AMA GİDECEĞİ YERİ ASLA ŞAŞIRMAZ

Gazeteciliğin yazılı olmayan bir kuralı vardır:
Gerçeklerin, eninde sonunda ortaya çıkmak gibi "kötü" bir huyu vardır!
Siz ne kadar üstünü örtmeye, ne kadar karalamaya çalışırsanız çalışın, hakikat bir gün gelir yakanıza yapışır.
Hatırlarsınız...
Bir süre önce Karadeniz Ereğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Harun Akgül ile ilgili bir haber yapmıştık.
Devletin, Ereğli’deki "eğitimin " emrine tahsis ettiği makam aracını,
Babasının aracı gibi keyfi ve yetkisiz bir şekilde kullandığını belgeleriyle, cesaretle kamuoyunun takdirine sunmuştuk.
Bizim işimiz tüyü bitmemiş yetimin hakkını, devletin malını korumaktır. Ancak biz bu gerçeği yazınca,
Birilerinin adeta kovanına çomak sokmuşuz gibi bir "şovenist çete" anında üzerimize salındı.
Sırf Harun Akgül’ü eleştirdik, yapılan yanlışı yüksek sesle dile getirdik diye hakkımızda akla hayale sığmayan türlü iftiralarda bulundular.
Bizi sindirebileceklerini sanıp meseleyi yargıya taşıdılar.
Hukukçuların dosyaya bakıp, "Buradan hiçbir şey çıkmaz, bu bir gazetecilik faaliyetidir" demesine rağmen,
Yargılamanın sonunda aleyhimize bir ceza kararı çıktı.
Daha o gün bu kararda bir anormallik olduğunu biliyorduk.
Birilerinin perde arkasından devreye girdiğini, adaletin terazisine gölge düşürmeye çalıştığını hissetmekle kalmıyor,
O karanlık ellerin sahiplerini ismen ve cismen çok iyi biliyorduk.

Fakat adalet topallayabilir ama gideceği yeri asla şaşırmaz.
O haksız cezaya hemen itiraz ettik.
Nihayetinde üst mahkeme bu hukuk garabetine "dur" dedi ve kararı bozdu. Adalet er ya da geç, olması gerektiği gibi tecelli etti!
Bizi susturmak için kurulan kumpas, bizzat kuranların ellerinde patladı.
Şimdi gelelim asıl meseleye...
Benim ceza almam için, perde arkasından lobi yapan, isimler...
Sizi tanımadığımı, ne dolaplar çevirdiğinizi bilmediğimi mi sanıyorsunuz?
Geçmişte kimlere hizmet ettiğinizi biliyorum.
Kapalı kapılar ardında, evli bir kadınla yaşadığınız o gayrimeşru ilişkiyi, kılıfına uydurmak için sonradan kıydığınız o göstermelik imam nikahını biliyorum.
Hatta o nikaha şahitlik yapanların kimler olduğuna kadar biliyorum!
Bana ahlak, hukuk ve nizam dersi vermeye kalkanların, aslında kendi hayatlarında nasıl bir bataklığın içinde çırpındıklarını tüm Ereğli biliyor.
Benim ceza almam için gösterdiğiniz o üstün çabayı, keşke kendi şerefinizi ve haysiyetinizi korumak için gösterseydiniz.
Bugün üst mahkemeden dönen adalet, sadece bir başlangıç.
Allah'ın adaleti şaşmaz. O "hesap günü" geldiğinde, yüzünüze vurulacak gerçeklerin altında nasıl ezileceğinizi hep birlikte izleyeceğiz.
Bekleyin...
Sırça köşklerinizde oturup kurduğunuz o kirli düzenin başınıza yıkılacağı günler çok yakın!

RAFET’İN KARTI!
Tüm şehre ahlak dersi vermeye kalkan,
Namus abidesi var ya?
Hani geçmişte hem cinsleriyle girdiği ilişki gazete küpürlerine manşet olan haysiyetsiz!
Bu şimdi magazin haberleri yapıyor ya,
Gezmişte magazin haberlerine konu olurdu!
Şimdi bunun eşi kurum kurum gezmiş,
Her gittiği yerde rahat durmamış,
Çapkınlığının rüzgarıyla,
Kurumdan kuruma sürüklenmiş!
Kimi zaman Laz’ın kucağında feneri söndürmüş,
Kimi zaman Rafet’in kartındaki paraları yemiş!
Rafet’in annesi bakmış olacak gibi değil,
Gelmiş kuruma bu ahlaksız kadının suratına tükürmüş!
Sen evli kadınsın benim oğlumun peşini bırak,
Parasını yeme diye tüm kurumu inletmiş!
Bu yüzsüz kadında aynı kocası gibi utanma yok tabi!
Evinde eşine söz geçiremeyen bir adam,
Şehirde söz sahibi olmaya kalkıyor aklınca!