CADI AVI

Sadece bu şehrin değil, ülkenin de geleceği için hayati önem taşıyan projelere ev sahipliği yapıyoruz.
Peki, böylesine kritik işleri, böylesine büyük vizyonları kimlerin ellerine emanet ediyoruz?
Görünen o ki, liyakat ve vizyon kelimeleri bizim buralarda çoktan rafa kalkmış.
Düşünün ki; zamanında askeri personelken yaşadığı ruhsal bunalımlar gerekçesiyle malulen emekli edilmiş bir isme, bu şehrin en büyük umutlarını bağlayan projeyi teslim ediyorsunuz.
"Yönetim becerisi" ve "psikolojik dayanıklılık" beklediğiniz bu ismin icraatları ise tam bir trajikomedi.
Geçtiğimiz günlerde Namazı yasaklayan,
Kendi aklınca aldığı bu absürt karar basına yansıyıp kamuoyundan tepki görünce de, anında geri vites yaparak bir çırpıda "Pardon" dedi.
Bir idarecinin, yönettiği kurumda inanç hürriyetiyle uğraşması başlı başına bir vizyonsuzlukken, aldığı kararın arkasında bile duramayacak kadar savrulması, liyakat sorununun en net göstergesi değil midir?
Şimdi ise aynı şahıs bambaşka bir hezeyanın içinde.
İcraatlarıyla, projeyle, şehrin kalkınmasıyla uğraşması gereken idarecimiz; hakkında çıkan haberleri kimlerin okuduğunu, kimlerin yorum yaptığını, kimlerin beğendiğini tespit etmek için adeta bir cadı avına çıkmış durumda.
Allah aşkına böyle kurum mu idare edilir?
Personeli; işiyle, eşiyle, aşıyla tehdit etmek midir idarecilik?
İnsanların ekmeğiyle oynayarak, sosyal medya hesaplarında hafiyelik yaparak otorite kurulabileceğini sanmak, ancak ve ancak derin bir özgüven eksikliğinin ve idari acziyetin sonucudur.
Bu yaklaşım yöneticilik değil, düpedüz baskıcılıktır.
Peki Ya Yerel Basın?
Kurum içinde bu kadar skandal, bu kadar baskı ve liyakatsizlik yaşanırken Zonguldak yerel basını ne yapıyor? Koca bir hiç.
Görmezler, duymazlar, yazmazlar...
Daha doğrusu, işlerine gelmez!
Çünkü şu sıralar herkesin dilinde, kaleminde, köşesinde tek bir isim var:
Varsa yoksa Tahsin Erdem!
Bütün spot ışıkları belli bir gündeme hapsedilmişken, arka planda dönen bu liyakatsizliği, kurulan bu korku imparatorluğunu kimse umursamıyor.
Hedef şaşırtmacalarla asıl konuşulması gerekenler sümen altı ediliyor.
O perde arkasındaki ilişki ağını, kimin kiminle neyin pazarlığını yaptığını da varın siz düşünün.
Ama unutulmamalıdır ki; gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak, kifayetsizliğin ise bir gün kendi ağırlığı altında ezilmek gibi bir huyu vardır.
Zonguldak'ın geleceği, hezeyanlara ve cadı avlarına kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir.