DÜŞMANIN MERTİ!
Ali Rıza yazdıklarıyla,
Memleketin üzerine,
Kelime kelime zehir saçmaya devam ediyor…
Allah bize düşmanın mertini nasip etmedi,
Olsun…
Namert herkesi kendi gibi bilir!
Efendim geçdiğimiz günlerde,
Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü,
İsmail Hakkı Özölçer’in geçirdiği amansız hastalığı haber yaptık.
Geçmiş olsun dileklerimizi ilettik…
Ali Rıza deliye dönmüş,
Efendim biz Rektöre şantaj yapıyormuşuz,
Ne zaman başları sıkışsa,
‘Şantaj’ yalanı dolanıyor dillerine!
Akıllarınca şantaj yalanıyla ayağımıza dolanıp,
Bizi tökezletecekler…
Bir şehirde Üniversitenin Rektörüne kanser tanısı koyulursa,
O haberin babasıdır!
Muammer Avcı için,
Arabasını park ettiği yeri bile haber yapan,
Tahsin Erdem hakkında,
‘Karısına sıfır araba aldı’ diyerek yalan haber yapan Ali Rıza’dan,
Habercilik öğrenecek değiliz elbet!
Bu ‘şantaj’ tezinden yola çıkarsak,
Ali Rıza’nın Muammer Avcı’ya ve Tahsin Erdem’e,
‘Şantaj’ yaptığı manası ortaya çıkmaz mı?
Yahu bu Ali Rıza ya eksik tartıyor,
Ya da fazla ölçüyor…
Ama pahalıya sattığı gerçeği hiç değişmiyor!
Bir de kişisel veriler teranesi atıyorlar ortaya!
Yahu bize bilgi ulaştı haber yaptık,
Kaynağını da açıklamak zorunda değiliz!
Mesela Ali Rıza,
Bir zamanlar belediye başkanın uygunsuz fotoğrafını nasıl ele geçirdi?
Cambazlık yaparken, kişisel verileri düşündü mü?
Bir kadının uygunsuz fotoğraflarını,
Whatsappdan atıp,
‘Bunu mu işe alacaksın’ derken,
Kişisel verileri düşündü mü?
Etik, ahlak dersi alacağımız en son adam Ali Rıza olur!
Rektör beyde Ali Rıza’nın aklıyla iş yapıyor anlaşılan,
Ali Rıza’nın bir kişiyi sevmesinin bedeli var.
Belliki o bedel ödenmiş!
Lakin Ali Rıza’nın aklıyla hareket edenlerin sonu pek hayır olmuyor…
Hamdi Uçar’ı savundu,
Milletvekiliyken şimdi Özsüt’de kasiyer oldu.
Selim Alan’ı savundu tarihi fark ile koltuğu kaptırdı,
Savunduğu bürokratlarla teker teker Zonguldak’tan ayrıldı,
Rektör hocaya ne olur bilinmez!
Daha önce ‘şantaj’ yalanına,
Defalarca sarıldılar.
Ne zaman mabedleri sıkışsa,
Bir ‘şantaj’ türküsü tutturuyorlar,
Gıda teröristleride bunu yaptı,
Çevreyi katledenlerde.
Hatta kısa paçalı iş insanıda,
Sokma akılla bunu yapmaya kalkıştı,
Sonra bu aklı sokan,
İş insanına sokmaya başladı…
Hepsi yargıdan şamarı yedi!
Bizim alnımız ak…
Kendine güvenen topuyla tüfeğiyle gelsin!
DAYAK ARSIZI!
Bir değil iki değil,
Ne zaman içki içse,
Dili dolanıyor,
Yalpa yapıyor.
Bir gün yediği dayakla merdivenden yuvarlanıyor,
Bir gün ağzından kan geliyor,
Sonra çıkıp,
“Ben dayak yemedim,
Beni itibarsızlaştırmaya çalışıyor” diyor,
Sanki itibarı varmış gibi!
Belli ki,
Koca kafasının içinde bulunan et parçacığı,
Yediği darbelerle işlevini yitirmiş!
Dayak adan adam herşeyi anlattı,
Şimdi bizim işimiz,
Dayak yerken yanında bulunanlarla,
Yok öyle üç kuruşa beş köfte!