ALİ RIZA İLE MÜCADELE MERKEZİ!
Son günlerde Ali Rıza ve yaveri,
Fütursuzca üzerime geliyor…
Bizde olmadığı gibi,
Toplumda da bir karşılığı yok elbet.
İletişim başkanlığı yalan haber ile mücadele etmek için,
Dezenformasyonla Mücadele Merkezini kurdu.
Bizde Zonguldak’ta adeta,
Ali Rıza ile Mücadele Merkezi olarak görev yapıyoruz.
Çünkü kimi bulaşmaya cesaret edemiyor,
Kimi açığından korkuyor!
Benim bir açığım yok…
Kimsede fotoğraflarım yok!
Şantajdan suç kaydım yok!
Kimseden harçlık aldığımda yok!
Onun için gönül rahatlığı ile,
Ali Rıza ile mücadele edebiliyorum…
Zaten hakkımda gündeme getirdiği iftiraların nedeni de bu!
Efendim benim gazeteciliği,
Kendi menfaatim için kullandığım lakırdıları konuşuyor!
Yahu benim böylesine bir yatırım yapma planım yoktu…
Malumunuz,
Ali Rıza Tığ sahibi olduğu Televizyonun lisansını satabilmek için,
Adeta kapımda yattı!
Günlerce gitti geldi…
Ağladı resmen,
Sonra satış işleminin ardından,
Yanımdan hiç ayrılmazdı.
Televizyonun iç işlerine müdahale etmeye kalkıştı.
O dönem Televizyonun Genel Yayın yönetmeni hakkında,
Gidip gelip dedikoduya yapardı…
Ayakkabı bağlamaktan,
Şirket aracına kadar bir çok konuda!
Hatta şimdi yanında eleman olan şahıs için,
O dönem kendi kaleminde yazı yazarak,
Bizim internet sitesinden yayınlatmıştı.
O dönemde,
Peşine birileri takıldığın beni arar,
Yaşlı gözleriyle yardım isterdi!
Ali Rıza bu,
Kimden yardım istediyse,
Ona ihanet etti!
Adam bunun annesini mezara koymuş,
Karısı korkunca arayarak,
‘Git yengeni kurtar’ derdi,
Sonra menfaat elde edemeyince,
Hakkında sayısız iftira yazdı!
Uzun lafın kısası,
Ali Rıza’nın paradan başka dostu olmaz…
Menfaat sağlamadığı birine selam bile vermez.
Yıllarca sofrasında yemek yediği aileye,
İhanet eden birinden bahsediyoruz!
O yüzden bana iftira atmasına şaşırmıyorum…
Bugünlerde Tahsin Erdem’in işe aldıklarını yazıyor,
Geçmişte Ömer Selim Alan işe 400 kişi alınca,
İlk başta neler yazmıştı hatırlar mısınız?
‘Zamcı, Kancı’ diye giriyordu konuya…
Sonra Ömer Selim Alan bunu bir ameliyat etti,
Yancı oldu!
Sesi kesildi bir anda…
Halbuki Ömer Selim Alan’ın işe aldıklarının yanında,
Tahsin Erdem’in işe aldıkları devede kulak kalır…
Gazeteci Özkan Altuntaş,
Kimlerin gazeteci olmaması gerektiği,
Şu sözlerle özetlemiş;
“Öyle çala kalem yazı yazmakla gazeteci olunmaz.
Onun bunun eteği altında dolaşarak gazeteci olunmaz.
Doğruları yazmaktan kaçarak toplumu manüple ederek gazeteci olunmaz.
Paraya tamah ederek, halkı aldatarak gazeteci olunmaz.
Üç beş kuruşa kalem satılmaz…”
Ali Rıza eskiden olsa benim Halk Otobüslerimi yazardı,
Şimdi dolgu alanımı yazıyor…
Allah insanı hırsları uğruna yanlışı savunacak kadar,
Aciz duruma düşürmesin.
Ben tapulu arazime dolgu yapınca,
Günde 5 haber yapan Ali Rıza,
Kozlu’da tapulu arazisine dolgu yapan vatandaşı,
‘Ne var canım temiz toprak döküyor’
Diyerek savundu iyi mi!
Gazetecilik onurlu yapılırsa güzel iştir,
Ama zordur!
Öyle usta gazeteci,
Duayen gazeteci rolleri kesecek kadar kibirli değilim elbet.
Lakin bu memleketin menfaati için,
Dilim döndüğünce,
Kalem sallıyorum…
Bu şehirde,
Bir başka gazeteciyi,
‘Gazeteciliği menfaati için kullanıyor’
İthamında bulunacak son kişi,
Ali Rıza’dır…
Zira geçmişi şaibelerle dolu!
Mesela ben hiç şafak operasyonuyla evimden alınıp,
Tapelerim nedeniyle,
Günlerce gözaltında kalmadım!
Mesela ben şantajdan hiçbir zaman hüküm giymedim…
Ali Rıza’ya pabuç bırakacak değilim.
Ben mücadelemi sürdüreceğim!
Ben kalemimi kırarım ama yine de satmam…
Haksızlık karşısında birileri gibi susmam!
Harama el uzatmam!
Hırsızlarla çaldığını, bölüşmem!
Dürüst insanlara,
Nemalanamadığım için iftira atmam…
Bugün ölse taputunu taşıyacak kadar adam bulanmayacak birisi,
Benim hakkımda ne derse desin…
Umurumda değil!
ALİ RIZA İLE MÜCADELE MERKEZİ!
Akın Kavi
Yorumlar (1)