TAHSİN ERDEM BİR KONUDA YANILDI

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in geçtiğimiz günlerde verdiği samimi röportajı büyük bir keyifle, satır aralarını okuyarak izledim.
Hani birilerinin üzerine yapıştırmak için çırpındığı, özel bir çaba sarf ettiği o "kibirli" etiketi var ya... O etiket Tahsin Erdem’in üzerinde tutmadı, sırıtıyor.
Baktılar ki kibir algısı işe yaramıyor, şimdi başka yollara sapıyorlar.
Mesela Ali Rıza’nın hakarete varan dozdaki eleştirilerini okuyoruz.
Ama Zonguldak siyasetinin yazılı olmayan, tecrübeyle sabit bir kuralı vardır:
Bu şehirde Ali Rıza kimi desteklemişse o seçimleri kaybetmiştir.
Ali Rıza kime saldırırsa, Zonguldaklının o isme olan sempatisi bir kat daha artar.
Tahsin Erdem’e de şu an tam olarak bu oluyor.
Başkan, en çok eleştirildiği yol ve asfalt konusunda topu taca atmadı.
Sorumluluğu delikanlı gibi üzerine aldı.
Asfalt ihalesinin yapılacağını ama öncesinde diğer kurumların altyapı yatırımlarının bitmesini beklediklerini çok net bir dille aktardı.
Aslında kolayı vardı...
Önceki dönem belediye başkanı Ömer Selim Alan gibi,
Özel İdare'den bedelsiz aldığı asfaltı sırf "seçim yatırımı" olsun diye, sırf göz boyamak için dökebilirdi.
İki ay sonra EnerjiSA'nın o yeni dökülen asfaltı paramparça edeceğini bile bile o israfı yapabilirdi.
Yapmadı.
Doğru olanı, aklın ve planlamanın gerektirdiği yolu seçti.
Bütün sorulara tüm samimiyetiyle yanıt verdi Tahsin Erdem.
Ancak...
Bir konuda fena halde yanıldı.
Utanmak, Yüzü Olanların İşidir

Yayında şöyle bir cümle kurdu: "Beni ve ailemi sürekli yazanlar, bir gün yazdıklarından utanacak!"
Sayın Tahsin Erdem;
Onlarda o utanacak yüz var mı sizce?
Bu şehir unutmadı...
Ömer Selim Alan’ı baldızıyla yakıştıracak kadar belden aşağı vuranlar, "ayak yalıyor" diyecek kadar çirkinleşenler, "Kıbrıs'a kumar oynamaya gidiyor" diye manşet atanlar da aynı kişilerdi.
Peki sonra ne oldu?
Parayı alıp ceplerine koyduklarında, o hakaret ettikleri adamın dizinin dibine çökmediler mi? Yandan yandan yudumladıkları oraletin eşliğinde, bütün o yazdıklarını yutup düzene ayak uydurmadılar mı?
Ömer Selim Alan için yazdıkları o çirkinliklerden bir gün olsun utandılar mı ki, sizin için yazdıklarından utansınlar!
Tahsin Erdem bundan sonra bu iftiralarla hukuk yoluyla hesaplaşacağını söyledi.
Geç bile kalındı.
Zira yazılanların çoğu eleştiri sınırını çoktan aştı, alenen suç teşkil ediyor.
Eğer yargı huzurunda gerçek bir hesaplaşma başlarsa,
Bu işin sonunun Beycuma’ya kadar uzanması içten bile değil.
Bu yüzsüz tayfa;
Fevkani Köprüsü'nün hurdasında dönen dolapları,
Giderayak alelacele dikilen direkleri,
Portakal Sokak'ta toplanan o rüşvet iddialarını yazabildi mi?
Yazamadı!
Ama kalemini kiralayanların unuttuğu, ya da işlerine gelmediği için görmezden geldiği bir şey var:
Devletin hafızası kuvvetlidir.
Devlet hiçbir şeyi unutmaz, sadece doğru zamanı, doğru saati bekler.
Ve o saat geldiğinde; sadece çalanlar değil,
Üç kuruş menfaat için bu hırsızlığa çanak tutanlar da, kalemini şantaj aracı olarak kullananlar da elbet cezasını çeker.
Bekleyip göreceğiz.