Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkâr eder.

Dediğimizi iddia ettiği bir laf var.

‘Zonguldak’ı 15 yıldır o yönetiyor, şimdi ben yöneteceğim’

Hadi oradan sefil!

Bu lafı söyleyen de şerefsizdir, söylediğimi iddia eden de şerefsiz evladı şerefsizdir!

Öncelikler sen kimsin ki 15 yıl bu şehri yöneteceksin!

Evini yönetemeyen bir adam şehir mi yönetir?

Bartın’da bir gazete batıran, Zonguldak’ta bir televizyon batıran, son olarak gazetesini elinden kaçırıp milyonlarca borçla baş başa kalan, yani işini yönetemeyen bir mahluk mu Zonguldak’ı yönetecek?

Valinin veda yemeğine benim arkamda giden, sokağa çıkamayan, arabasında 4 kamera ile gezen bir korkak mı şehir yönetecek!

Dolayısıyla, benim böyle bir cümle kurmam, söz konusu bile olamaz.

Hiçbir zaman Zonguldak’ı yönetmek gibi bir gayem olmadı.

Bana göre işler de değil zaten.

Peki bu, karısını başkasının cinsel zevkleri için kullanan ve bu yöntemle gelir elde eden şeref yoksunu neden böyle bir yalana sarılıyor?

Öncelikli derdi bizi itibarsızlaştırmak.

Çünkü onun tekniği hep aynı!

Herkese aynısını yapıyor.

Devekuşuna “uç” demişler, “ben deveyim” demiş.

O zaman “koş” demişler, “ben kuşum” demiş.

Bu haysiyetsiz de böyle işte.

Herkese işine geldiği gibi davranıyor.

Efendim biz valiye göz dağı veriyormuşuz bilmem ne.

Hoşt!

Valinin yanlış gördüğümüz uygulamasını tabi ki eleştireceğiz.

Doğru bulduğumuz uygulamasına da teşekkür edeceğiz.

Zira bundan bir hafta önce ekmek zammı döneminde valinin tutumunu takdir ettik.

Amacı vali ile bizleri karşı karşıya getirmek.

Zonguldak Milletvekili sayın Muammer Avcı ile bir abi kardeş ilişkimiz var.

Bu yeni bir durum değil.

Sayın Avcı’nın ismini kullandığım iddialarında bulunuyor.

İşte bu noktada belli oluyor ki, Muammer Avcı’yı hiç tanımıyorlar!

Bizim Zonguldak’ı yönetmek gibi bir düşüncemiz yok.

Biz hep ne dedik.

Siyasetteki boşluğu ya medya ya mafya doldurur diye.

Bu haysiyetsiz doldurmaya çalıştı hep bu boşlukları.

O yüzden protokolde oturup poz vermedi mi?

O yüzden yazılarında bürokratlara göz dağı vermedi mi?

Bizim kimsenin koltuğunda gözümüz yok!

İşini en iyi yapana teşekkür eder, işini kötü yapanı eleştiririz.

Ne bir siyasiyi, ne de bir bürokratı arayıp, ‘şu koltuğa bunu getirin, biz öyle istiyoruz’ demedik.

Demeyiz de, çünkü biz haddimizi biliriz!

Bu haddini bilmez haysiyetsizler şimdi devletle beni karşı karşıya getirmeye çalışıyor.

Bu şehrin her ferdi gibi, devleti yönetenler de kimin ne olduğunu çok iyi biliyor.

Bizim alnımız ak!

SAYGIN İŞ İNSANI!

Adamın araç hırsızlığından suç kaydı var ama ‘Saygın iş insanıyım’ diyor.

Babası 10 milyon para takmış, bir kurumunda görevden alınmış, ‘Saygın iş insanıyım’ diyor.

Ortakları devletin malını çalmaktan hapis yatmış, ‘Saygın iş insanıyım’ diyor.

Dayısı kadın ticareti yapıyor, ‘Saygın iş insanıyım’ diyor.

Bu saygın baba oğul, gidiyor silah ruhsatı alıyor.

Bilin bakalım kimin sayesinde?

Dayısı ile aynı mesleği yapan arkadaşı sayesinde!

Bunların saygın iş insanı olduğuna inanlar, arasın görevden alan kurumun genel merkezini sorsun.

Yada emniyetten suç kayıtlarına baksınlar.

Silah aldıklarına göre, arabaları artık silahla çalarlar!

ÖBÜR TARAFTAN MESAJLAR

Laz Mehmet sürekli ondan bahsetmemizden rahatsız.

Komik adam ama

Taklit yeteneği oldukça iyi.

Dedi ki; benim zaten günahım fazla, uğraşmayın benle.

Neden hep beni yazıyorsunuz, Adem’i yazın biraz da diyor.

Selvi boylu yakışıklıydı Adem, konumu da müdür yardımcısıydı diyor.

Çok kıskanırmış onu rahmetli.

Ben ortağıma arabamı veriyordum, Adem hiç bir şey vermeden götürüyordu diyor.

Bu dertle kanser oldum diyor.

Ama Adem ile bitmemiş iş, hovardaymış ablamız biraz.

Laz Mehmet’le uzun sohbetlerimiz olacak, hepsini anlatacak bize!