Zaferin Gölgesinde Bir Utanç

Zonguldak’ı TFF 3. Lig’de temsil eden takımlarımızdan Karadeniz Ereğli Belediyespor, hafta sonu grubun iddialı ekiplerinden Yeni Orduspor’u mağlup ederek önemli ve sıra dışı bir galibiyete imza attı.

Kâğıt üzerinde bakıldığında bu sonuç, sezonun kırılma anlarından biri sayılabilecek nitelikte. Çünkü lüzumsuz puan kayıpları yaşanmamış olsaydı, Ereğli temsilcisi bugün çok daha iddialı bir konumda olabilirdi. Demek ki potansiyel var. Demek ki doğru oynandığında bu takım zirve yarışının tam ortasında yer alabilecek güçte.

Ancak ne yazık ki bu galibiyetin önüne geçen bir başka görüntü hafızalara kazındı.

Maçın bitiş düdüğüyle birlikte tribünler coşkuyu yaşarken, sahanın içinde yaşananlar sporun ruhuna yakışmadı. Kulüp Başkanı Recep Yılmaz’ın sahaya girerek gazeteci ve aynı zamanda spor kulübü başkanlarından Kaan Kocaman’a yönelik fizikî müdahale girişimi kabul edilebilir değildir. Tartaklama teşebbüsü, hangi gerekçeyle olursa olsun savunulamaz.

Bu olay, atılan golden daha çok konuşuldu.
Bu görüntü, alınan üç puanı gölgede bıraktı.
Ve en önemlisi, spora gölge düşürdü.

Şu soruyu açıkça sormak gerekiyor:
Basın, Karadeniz Ereğli Belediyespor’un ve yönetimin başarılarını yazarken makbul de, eleştirirken mi kötü oluyor?

Eleştiri sporun doğasında vardır. Hata da vardır, tartışma da vardır, rekabet de vardır. Ama şiddet yoktur. Olmamalıdır.

Ereğli futbol tarihinde böyle vahim bir tabloya şahit olunmadı. Rahmetli Ruhi Cöbekoğlu’nun ilçeye emanet ettiği bu kulüp, bugüne kadar nice fırtınalar atlattı ama sahada bir kulüp başkanının gazeteciyle fiziksel gerilim yaşadığı bir utanç karesi üretmedi.

Zamanında Erdemirspor ile Karadeniz Ereğli Belediyespor arasındaki rekabetin en sert dönemlerinde bile tansiyon yükselmiştir belki; fakat hiçbir kulüp başkanı sahanın ortasında bir basın mensubuna yönelik böyle bir görüntü vermemiştir.

Burada özeleştiri yapmamız gereken bir nokta da var.
Evet, hata biraz da biz gazetecilerde.

En küçük saha başarısını bile abartmaya, pohpohlamaya, methiyeler dizmeye bayılıyoruz. İnsanları alkışa, övgüye, baş tacı edilmeye alıştırıyoruz. Sonra en küçük eleştiride öfke patlaması yaşanıyor. Çünkü sürekli alkış duyan kulak, eleştiriyi hakaret zannediyor.

Ya kulüp tarihinden habersizsinizdirya da kendinizi dev aynasında görmeye başlamışsınızdır.

Spor; mücadeledir, rekabettir, sevinçtir, hüzündür. Ama sporun mayasında kibir yoktur, şiddet yoktur, basına tahammülsüzlük yoktur.

Bu yaşananları esefle karşılıyorum.
Çünkü bu şehir, bu kulüp ve bu arma böyle saçma sapan olayları hak etmiyor.