TETİKÇİ PİYONLAR!
Geçtiğimiz günlerde Zonguldak Belediyesi’nin altı cankurtaran alımı için açtığı mülakatlara oğlum da başvurdu. Gerekli tüm evrakları tamdı ve mülakata girmeye hak kazanmıştı. İlk turda beklenen başarıyı gösteremedi. Ardından, ilk turu geçen dört adayla birlikte, oğlumun da dahil olduğu adaylar için ikinci bir değerlendirme turu yapıldı. Ancak bu olağan süreç, malum çevreler tarafından basına öyle bir servis edildi ki; sanırsınız oğluma özel "ikinci bir şans" yaratılmış. Oysa gerçek çok net: Oğlum o mülakatta komisyon tarafından yeterli bulunmadı ve elendi. Eğer ortada iddia edildiği gibi bir kayırma veya torpil olsaydı, sonuç böyle mi olurdu?
Fakat mesele liyakat ya da gerçeğin peşinde koşmak değil; mesele bilinçli ve organize bir şekilde çamur atmak. Dolandırıcı babasını belediyeye işe sokabilmek için başkanın kapısında yatan, ahlak ve şeref yoksunu bir kız, uyuşturucu ve alkol batağına saplanmış arkadaşlarıyla bu durumu maksatlı olarak köpürtmeye çalıştı! Buradan açıkça ilan ediyorum: Oğlum, hevesinizi kursağınızda bırakmak adına, bundan sonra yapılacak cankurtaran mülakatına katılmayacaktır!
Bugüne kadar hayatta bir baltaya sap olamamış, Zonguldak’ta bile olmayan, şu an nerede çalıştığı meçhul olduğu halde sokaklarda "gazeteci" edasıyla dolanan bu kız ve onun sözünden çıkmayan müptezeller dilediklerini yazıp çizebilirler. Kapalı kapılar ardında, uyuşturucu alemlerinde meze yaptıkları tek dertleri, "Tahsin Erdem'e nasıl iftira atarız?" kumpasıdır. Bunlardan ahlak, erdem veya dürüstlük beklemek zaten abesle iştigaldir; zira hırsız bir babanın evladından dürüst ve ahlaklı olmasını beklemek doğanın kanununa aykırıdır.
Aslında bizim asıl derdimiz bu piyonlarla değil, onların tasmasını tutan ağababalarıyladır!
Bunların şişman olanı anlaşılan yine rakıyı fazla kaçırdığı bir masada, aklınca beni "devlet düşmanı" ilan etme cüretini göstermiş. Benim duruşum ve çizgim bellidir: Eğer birileri bu devlete, bu millete ve bu şehre zarar veriyorsa, o ihaneti ifşa etmek benim boynumun borcudur!
Bana aklınca devletçilik dersi vermeye kalkan o şahsa sesleniyorum: Aç arşive bir bak! Senin tasmanı tutanlar, geçmişte Filyos hakkında neler yazıp çiziyordu? O dönem tasman başkasının elindeydi, onların kapısında havlıyordun; şimdi sahibin değişti, yeni kapında havlıyorsun.
İftiralarınız da, tetikçiliğiniz de bu şehrin gerçeklerini örtmeye yetmeyecek.