Ereğli’de yıllardır yaşanan bir cüruf gerçeği var.
Biz konuyu gündemimize aldıktan sonra, firma yetkilileri bize ulaştı.
Cürufun tehlikeli bir atık olmadığını söyledi.
‘Bu konuyu biz Ereğli halkına duyurmak istiyoruz’ dediler.
Televizyonumuza ücreti karşılığında program yaptırdı.
Sonra Kıyıcak halkının feryadı ilişti kulağımıza.
Yaşlı bir teyzemiz aldı bizim mikrofonu,
‘Herkesi doyurmuşlar oğlum, kimse bizim sesimizi duymuyor’ dedi.
Olur mu öyle şey dedik!
İşte o gün anladık ki, bu cürufun arkasında çok büyük bir tezgah kurulmuş.
Biz bunları haber yapınca üzerimize önce avukat ordusu, sonra basın ordusu saldılar.
Şimdi sabah akşam cüruf cüruf yazan dürüst gazeteci,
O zamanlar ‘Erdoğan Erdem’in danışmanıyım’ diye geziyordu ortada.
Bu gerçeği yazan gazeteci olursa ertesi gün ofisine gidiyordu.
İnanmayacaksınız ama utanmadan bizi basın konseyine bile şikayet etti.
Bir şey çıkmadı haliyle…
Maksat suyu bulandırmak!
Sonra çıktılar, yıllar önce programın çekimi ve yayını için verdikleri ücreti göstererek,
‘Bize şantaj yaptılar’ dediler.
Cürufun patronu Erdoğan Erdem utanmasa çıkıp ağlayacaktı.
Basınımızın güzide temsilcileri çok üzüldü Erdoğan Erdem’in haline…
Hepsi tek bir ağızdan bizi hedef aldı.
Mağdurların efendisi Erdoğan Erdem, Kıyıcak halkının feryadına kulak verdik diye, parasıyla bizi ‘şantajcı’ ilan etmeye kalktı.
Yine cüruf işinin içinde olan Ereğli Muhtarlar Derneği Başkanı Şükrü Kılıç durur mu?
Şak, ‘Bana da şantaj yaptı’ dedi.
Bugünlerde 10 ton bozuk tavuk ile Zonguldaklıyı zehirlemeye kalkan Coşkunoğlu firmasının rol modeli, cüruf ile Ereğli’yi zehirleyen Erdoğan Erdem…
Biz hukuk önünde kendimizi akladık.
Gel zaman git zaman işler değişti.
Yarına kalır, yanına kalmaz derler ya…
İşte öyle oldu.
Kıyıcak halkı mücadelesini kazandı.
Numuneler TÜBİTAK'a analize gönderilmişti.
Analizler sonucunda Cüruf atıklarının tehlikeli atık olduğu belirlenmişti.
Geçmişte cüruf için,
‘Bu tehlikeli değil, ekmeğin arasına koyup yenilir’
Diyen sermaye sahipleri,
Çıkan bu karar ile şok oldu.
Bölge Halkı adına Av. P.Mine Yılmaz ÇED iptal davası açmıştı. 
Zonguldak İdare Mahkemesi, tehlikeli atıkları güvenli olmayan tesislerde işlediği nedeniyle ÇED'i iptal etmişti.
Yani resmi olarak Cüruf artık tehlikeli atık statüsüne geçmişti.
Artık Erdemir’in içerisinden çıkışı yasaklanmıştı.
Kıyıcak Köyü’nde doğan ve uzun yıllardır İsveç’te yaşayan Alparslan Ağaç,
Cüruf eleme tesisini protesto etmek için İsveç’ten Ereğli’ye yürüdü.
Çevreci olduğunu söyleyen Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık ise merkezden Kıyıcak köyüne gelemedi.
Geçmişte bizim cüruf hakkında yazdıklarımızı görmezden gelenler, şimdi ne kadar haklı olduğumuzu anladı.
Bu konuda Sayın Valimiz Osman Hacıbektaşoğlu’na bölge halkı adına sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Ege Doğa ve Kılıçlar Madencilik sahiplerini üzen bu karar, bölge halkı tarafından büyük sevinç ile karşılandı.
Bu kez sermaye kaybetti.
Sermayenin sesi olanların artık sesi kesilir.
Bizi susturmak için ‘Şantaj’ iftirası atanların yüzü kızarır diyeceğim ama
Hepsinin YÜZSÜZ olduğunu biliyorum!

ÇALIŞA ÇALIŞA KAZANMIŞ!
AK Parti il başkan vekili Mustafa Çağlayan,
Hakkında yaptığımız villa haberlerinin ardından basın toplantısı düzenlemişti.
Önce ‘bana da şantaj yapıyorlar’ dedi.
Sonra;
‘Çala çala değil, çalışa çalışa kazandık’ dedi.
Halbuki kimse ona ‘çaldın’ demedi ki!
Bizim tek sorumuz;
8 milyon değerindeki villayı nasıl aldın?
Bir yıl önce,
‘Param yok o yüzden akrabamın üzerine engelli aracı alıyorum’
Diyen Mustafa Çağlayan,
Hangi işi yaptı da bir anda parayı buldu.
Öyle ya çalışa çalışa kazanmış…
Çıkıp nerede çalıştığını da açıklasın o zaman.
Bir daha basın toplantısı düzenlerse,
Teşkilat başkanı olarak göreve ilk geldiği zaman.
Teşkilat tarafından basına ayrılan bütçenin 20 Bin TL’lik kısmını da nerede kullandığını söylerse sevinirim.
Onun dostluklarını biz nereden bileceğiz…