BU SEÇİM ZENGİNLE FAKİRİN SEÇİMİ
Ömer Selim Alan,
Zonguldak Belediyesi’nin imkanlarını,
Seçim çalışmaları için seferber ediyor.
Ramazan ayında dolmuşçu esnafına iftar veriyor,
Öğreniyoruz ki yemekler belediye yemekhanesinde pişmiş.
Organizasyonu yapanlardan
Birinin karısını,
Diğerinin dostunu işe almış Ömer Selim Alan!
Yani çıkarı olan peşinden koşuyor.
Koşmasına koşsun ama,
Yemekleri bari cebinizden ödeyin!
Zonguldak Belediyesi kimsenin babasının çiftliği değil!
Belediyelerin resmi işleri için kiralanmış araçlar,
Seçimde kullanılıyor!
Ömer Selim Alan seçim için kendi cebinden yapması gereken harcamaları,
Belediyeye yüklüyor.
Geçtiğimiz seçimlerde Eren Enerji’den gelen seçim yardımını kullanan Selim Alan,
Bu seçimde de Belediye imkanlarını kullanıyor.
Belediyede çalışan personeli, kendi seçim çalışmalarında kullanıyor.
Seçim için hazırlanan çeşitli materyallerin bedelini belediyelere fatura ettiriyor.
Kendi parasını harcarken tutumlu olan Alan,
Belediye bütçesini hoyratça kullanıyor.
Halbuki o para tüm kentin parası.
Belediyenin bütçesinin Zonguldak’a hizmet etmesi gerekirken,
Ömer Selim Alan’a hizmet ediyor!
Ömer Selim Alan tüm imkanlarına rağmen,
Tahsin Erdem ile başa baş bir yarış içerisinde.
Aslında bu imkanla imkansızlığın seçimi.
Bir yandan zengin çocuğu Ömer Selim Alan,
Diğer tarafta Dilaver’de yoklukla büyümüş Tahsin Erdem…
Bir yanda kural tanımayan, istediği yere tam reklamlar asan Ömer Selim Alan,
Diğer tarafta oğulları ile gece yarısı afiş asan Tahsin Erdem!
Bir yanda belediyenin bütçesinden seçim çalışması yapan Ömer Selim Alan,
Diğer tarafta, bütçesi olmadığı için bazı gazetecilerin hedefe koyduğu Tahsin Erdem.
Bu seçim zenginle fakirin seçimi…
Bakalım kazanan kim olacak?
HER KÖŞEDE DAYAK YEMİŞ!
Bizim tavşan yüreklinin,
Gençken İzmit’de yediği dayağı biliyorduk,
Nasıl dövdülerse,
Acısı 20 yıldır dinmemiş!
Bu dayağın üzerine birde Ukrayna’da dayak yemiş.
Heyetle gittikleri ülkede,
Sürüden ayrılınca kurt kapmış!
Kötü niyetle iyi murada erildiği nerde görülmüş!
Çapkınlık peşinde koşarken,
Hem cebinde ki paradan olmuş,
Hem de üzerine bir kamyon sopa yemiş…
Sesine baksanız külhanbeyi,
Yürüyüşe baksanız kabadayı,
Ama tavşan gibi yüreği var…
Şimdi bulunduğu kata neden kimsenin çıkmadığını anladık.
Çünkü korkak!