BİRAZ DA NE YAPMADIĞINI KONUŞALIM!
Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan,
Projelerini görücüye çıkarttı.
Ne o projeler;
Muzaffer Badalıoğlu Parkı
Bahçelievler Parkı
Terminal Binası
Kent Meydanı
Galericiler ve Kargocular Sitesi
Kapuz Plajı
Sahil Yolu
7 farklı proje ile seçmenin karşısına çıktı.
Lansman toplantısında şöyle dedi sayın Başkan;
“5 yıl boyunca mazeret üretmeden,
Sadece ve sadece kentimize hizmet sunmaya gayret ettik.
Bunları yaparken yanımızda teşkilatımız vardı.
İnşallah bir daha başaracağız”
Bunları söylerken karşısında,
AK Parti il başkanı Mustafa Çağlayan,
Milletvekili Muammer Avcı vardı.
Hani 2019 seçimini kazanırken yanında olan,
Göreve gelir gelmez,
Merkez İlçe Başkanlığı görevinden aldırdığı Mustafa Çağlayan.
İl Başkan yardımcılığı görevinden aldırdığı Muammer Avcı.
Şimdi birisi Milletvekili, diğeri İl Başkanı.
Selim Alan ise, seçimi kazanmak için her yolu deneyen bir aday.
Yani anlayacağınız devran döndü…
Selim Alan geçmişte, ‘kucağıma oturtacağım’ dediği,
Herkesin… Neyse!
Yıl 2019,
Mekan yine aynı…
Ömer Selim bugüne göre çok daha zayıf!
Kilo olarak…
Çıktı sahneye,
Havalı videolar ile projelerini anlattı.
Orta Kapuz,
Kentpark,
Kızlar plajı,
Millet Bahçesi,
Nergis Park…
Daha neler neler!
Peki 5 yılda ne yapıldı?
Bu projelerin hangisi hayata geçti?
Bu soruya da Ali Rıza Tığ cevap vermişti geçmişte;
“Diyeceksiniz ki, dere ıslahı yapılıyor, liman projesi yapılıyor.
Diyeceksiniz ki, lavuar alanı yapılacak, millet bahçesi olacak.
Hayrullah kızacak ama, AK Parti'nin Belediye Başkanı Hayrullah Tıfıl olsa, bunlar yine olurdu!”
Biz demiyoruz, Ali Rıza diyor!
Ali Rıza bunları derken,
Ömer Selim Alan bizim televizyonda şunları söylüyordu;
“Hiçbir belediye başkanının bu kadar yazıldığını, çizildiğini hiç görmedim, duymadım.
Anlamak mümkün değil.
Demek ki gerçekten doğru yoldayız.
Bizi eleştiren o malum gazeteciler,
Eğer bir gün bizi eleştirmiyorsa bilin ki,
Ya o gazeteye maddi destek sağlamışımdır,
Ya da Ömer Selim Alan kötü yola sapmıştır”
Ömer Selim Alan ile, Ali Rıza Tığ arasında toksik ilişki,
“3 K'yı konuşalım. 'F'leri konuşalım.”
Teklifinin ardında bir anda düzeldi.
Azılı muhalif gazeteci, bir akşamda yancı oldu!
Kimin kiminle, ne yaptığı bizim umurumuz da değil.
Bizim derdimiz Zonguldak.
5 yıl öncede plaj yapacağız diyordu,
Şimdi de plaj yapacağız diyorlar…
Burnumuzun dibinde ki Çaycuma’nın CHP’li Belediye Başkanı,
Belediye bütçesi ile köprü yaparken,
Zonguldak’ta, çelik yığını, beş ayaklı Fevkani Köprüsü araba fiyatına satılıyordu.
Sonra da, ‘Ömer Selim Alan seçilmezse şehre hizmet gelmez’ diyorlar.
Yok öyle yağma!
3 yıl önce;
“Zonguldak'ta ne değişti?
Davut Acar yine iş alıyor belediyeden.
Kendi adına değilse başka şirketlerle.
Belediye Meclis Üyelerinin,
Yandan çarklı şirketlerle aldıkları doğrudan teminleri konuşalım.”
Diyen kişi ile,
Bugün, ‘Ömer Selim Alan seçilmezse şehre hizmet gelmez’ diyen kişi aynı iyi mi!
5 yıl önce bu zamanlar,
Öksüz çocuk hakkında,
Karısı hakkında ağıza alınmayacak çirkinlikte ithamlarda bulunan,
Kolej diyen,
Beden Eğitimi öğretmeni diyen,
İki kişi, şimdi kol kola yol yürüyor.
Ne diyelim mideniz kaldırıyorsa,
Bizim için problem yok!
Para için yancı olan,
Para için, eşi hakkında söylenenleri yutanları,
Napolyon Bonapart görsel utanırdı!
Uzun lafın kısası,
Bilsek hizmetin geleceğini amenna…
Fakat Zonguldak’ın artık 3D görsellerden ziyade,
Hizmete ihtiyacı var!
Sayın Başkan, kendi siyasi ikbali için kafa yorduğu entrikalar kadar,
Zonguldak’a kafa yorsaydı şayet,
Bugün bambaşka bir kentte yaşıyor olurduk…
ALMANCI MURAT!
Almancı Murat rumuzlu bir hemşerimiz,
Sıcak bir yaz günü çekmiş lacileri üzerine,
Tutmuş Ankara’nın yolunu.
Çankaya’da afili bir ofisten Zonguldak’ı izlemişler.
Portakal çiçeklerinin kokusu eşliğinde.
‘Ankara nere, Zonguldak nere’ demeyin sakın,
Çankaya’dan Zonguldak parsel parsel gözüküyormuş,
Ne pazarlıklar dönmüş,
Ne sohbetler edilmiş…
Edilen sohbetin tınısı o kadar hoş gelmiş ki kulaklara,
Orada bitsin istememişler.
Devir teknoloji çağı,
Sarıp sarıp yeniden dinlenmiş.
Sonrasından Murat’ı ne gören olmuş, ne duyan…
Akıllarda yapılan pazarlıklar,
Yüksek sesli sohbetler kalmış!
Ve Teoman’ın o meşhur şarkısı dolanmış dillere;
“Rüyamda gururluydum, "Biliyordum" diyordum
İnanmak lazımmış meğer iskambil fallarına
Uyandım, bakakaldım,
Hayali bir parmağın bıraktığı yazıya, pencere camının buğusuna
Hoşçakal”
Siz Mart’ta bahar geldi diye aldanmayın.
Bu Mart çok sert geçecek!