Diyetisyen Hilal Özdemir yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bir diyetisyen olarak, bayramlar gibi özel günlerde danışanlarıma diyet listesi vermemeyi
tercih ediyorum. Bu tür günlerde diyet yapılmamalı; ancak bu bir “ödül günü” olarak da
değerlendirilmemelidir. “Diyete ara verdim” düşüncesiyle aşırıya kaçmak sağlıklı değildir.
Benim önerim, canınızın istediği her şeyin tadına bakmanız; ama tadında bırakmanız
yönünde. Hiçbir şey aşırı tüketilmemeli. Kıtlık bilinciyle hareket etmek, kişiyi hem psikolojik
hem de fizyolojik olarak zorlayabilir. Bir şeyi kısıtlamak, o şeye karşı daha fazla istek
oluşturabilir. Bu da aşırı tüketimle sonuçlanabilir.
Stres ve kıtlık bilinci, diyet sürecinde en zararlı durumlardandır. Diyet, kişiye kendini rahat
hissettirmeli; “aç kalacağım” kaygısı yaratmamalıdır. Ne yazık ki günümüzde internet
ortamında dolaşan birçok diyet listesi aç bırakma odaklıdır. Bu tarz beslenme şekilleri,
metabolizmayı düşük enerjiyle çalışmaya zorlayarak zamanla yavaşlamasına neden olur.
Peki, Bayramda Nasıl Beslenmeliyiz?
Bazı temel kurallara dikkat etmek yeterli olacaktır:
• Et tüketimi: Günlük kırmızı et miktarı, avuç ayası büyüklüğünü geçmemelidir.
Herkes kendi avuç ayasını ölçü olarak alabilir.
• Su tüketimi: Günde en az 2-3 litre su içilmelidir. Özellikle tatlı ve tuzlu gıdaların
bolca tüketildiği bayram günlerinde su, sindirimi desteklemek ve şişkinliği azaltmak
açısından önemlidir.
• Fiziksel aktivite: Günde en az 30 dakika, mümkünse 1 saat yürüyüş yapılmalıdır.
Artan kalori alımını dengelemek için hareket etmek büyük önem taşır.
• Geç saatte yemek: Akşam 21.00’den sonra hiçbir şey yenmemelidir. Yemek
sonrası sindirim devam ederken uyumak, yağ yakımını ve vücudun kendini yenileme
sürecini olumsuz etkiler.
• Şeker ve çikolata tüketimi: Mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Günümüzde birçok
şekerleme ve çikolata ürününde gerçek şeker yerine glikoz ve fruktoz şurupları
kullanılmaktadır. Bu tür tatlandırıcılar, kan şekerini hızla yükseltip düşürmekle
kalmaz, aynı zamanda uzun vadede insülin direnci, karaciğer yağlanması ve
metabolik bozukluklara da zemin hazırlayabilir.
Tatlı Tüketimi Nasıl Olmalı?
• Kararında tüketin: Sütlü tatlılar daha hafif gibi görünse de her türlü tatlıyı kararında
yemek gerekir.
Baklava: 1–2 dilimden fazla tüketilmemeli.
Sütlü tatlılar: 1 küçük kaseyi geçmemeli.
• Tatlıyı ne aç ne tok tüketin:
Aç karına tatlı, kan şekerini ani yükseltir, ardından hızlı düşüşe yol açar. Bu da
1–2 saat içinde yeniden acıkmanıza neden olur.
Yemekten hemen sonra tok karna tatlı, doğrudan yağ olarak depolanır.
En uygun zaman: Yemekten yaklaşık 2,5 saat sonra, ne aç ne tokken
tüketmektir.
Tatlıdan sonra yarım saatlik yürüyüş, kan şekerinin dengelenmesine ve tatlı
sonrası oluşan rehavetin engellenmesine yardımcı olur.
Ek Bir Öneri: Yemeğe Ekmekle Değil, Salatayla Başlayın
Yemeğe ekmekle başlamak, tıpkı aç karına tatlı yemek gibi, kan şekerini hızla yükseltip sonra
hızla düşmesine neden olur. Bu durum, yemek bitse bile hâlâ açlık hissi yaşamanıza yol açar.
Buna karşın yemeğe salata ile başlamak, kan şekerinin daha dengeli seyretmesini sağlar ve
yemek sonunda daha tok hissetmenizi sağlar.
Sonuç Olarak
Diyet yapmak, aç kalmak değil; kan şekeri dengesini korumak ve vücudu strese sokmadan,
sürdürülebilir şekilde beslenmektir. İnternetten edinilen asılsız bilgilerle yapılan bilinçsiz
diyetler, sağlığa zarar verebilir. Bu nedenle en doğrusu, bu süreci bir diyetisyen eşliğinde
yürütmektir.
Yıllardır danışanlarımda bu yöntemleri uygularım ve bayram sonrasında onların kilo
almadan geldiklerini görmek beni hep mutlu etmiştir. Bu da gösteriyor ki; doğru bilgiyle,
dengeli bir yaklaşımla bayramlar da sağlıklı geçirilebilir.”