ÜÇÜN BİRİNİ ALDILAR

ÜÇÜN BİRİNİ ALDILAR
Cumhuriyet Halk Partisi’nin son yıllardaki en çekişmeli,
En tartışmalı delege seçimlerinden birini yaşayacağımızı düşünmüştük.
Zira işaretler bu yöndeydi.
Fakat Mavi Liste farkla kazandı seçimi…
Tartışma oldu ama,
Rekabet hak getire…
Mavililer sildi süpürdü!
Öyle ya;
Yıllardır birbirine selam vermeyen,
Taban tabana zıt olan kesimler bir araya gelmişti.
Adeta “yedi düvel birleşmiş” gibi…
Üç benzemez,
Aynı listeye omuz veriyordu.
Halbuki herkes biliyordu ki,
Bu birliktelik ilk virajda “aday kim olacak” kavgasına dönüşecekti.
Ama daha başından niyetlerini belli ettiler.
İlk iş olarak kendilerine bir “sarı medya” oluşturdular.
Günlerce, haftalarca partinin belediye başkanına iftiralar attırdılar.
Partiye ve onun değerlerine hakaret etmeyi alışkanlık haline getirmiş köşe yazarlarıyla,
Akşam sofralarında kadeh tokuşturdular.
Fakat unuttukları bir şey vardı:
Bu partinin delegesi,
Ne olup bittiğini görmeyecek kadar saf değil.
Kurulan oyunu kısa sürede fark etti.
Sandık geldiğinde de cevabını verdi.
Hem de öyle bir cevap ki,
Siyasetin kara kutusuna not düşülecek cinstendi:
Üç aday bir araya geldi,
Dışarıdan Ebru Uzun’un desteklediği,
Burhaniye’den Harun Akın’ın bastırdığı liste sandıktan
Üçün birini alabildi.
Delegeler, ittifakın oyununu bozdu.
Ama görüyoruz ki hâlâ ders almamışlar!
Hâlâ aynı ağızla belediye başkanını hedef alıyorlar.
Hâlâ aynı kirli medyanın kalemlerinden medet umuyorlar.
Halbuki ortada apaçık bir istatistik var:
Bu “sarı medya” kimi desteklediyse, kaybettirdi!
Yerel seçimde bütün güçleriyle Selim Alan diye bağırdılar.
Olmadı.
Şimdi aynı heyecanla Selim Yaman diye bağırtıldılar.
Yine olmadı.
Çünkü CHP delegesi,
Partiye sırtını dönmüşlerin,
Koltuk uğruna her türlü ittifaka göz yumanların oyununu bozmasını bilir.
Şimdi kimse ‘ben yapmadım, o yaptı’ demesin
Buradan çıkartılacak ders nettir:
CHP, köklerine, yani fabrika ayarlarına dönmek zorundadır.
Partisini, kendi çıkarları uğruna pazarlık masalarına oturtanları,
Her seçimde yeni bir ihanet senaryosuna soyunanları partinin dışına itmek zorundadır.
Aksi halde siyasi başarı zor, çok zor!
Çünkü halk, dürüstlüğü, samimiyeti ve mücadeleyi görmediği yerde umut bulamaz.
Bugün CHP’ye düşen görev,
Kişisel ikbal hesaplarıyla hareket edenleri değil;
Partinin ilkelerini,
Halkın umudunu ve geleceğini savunanları baş tacı etmektir.
Hatırlarsınız;
Tahsin Erdem ön seçimi kazandıktan sonra ne yaptı?
Rakip olduğu isimleri Belediye Meclis Listesine yazarak,
Parti içinde ki rekabeti bitirip,
Birlik beraberlik sağlamaya çalıştı.
Şimdi o isimle ne yapıyor peki?
Tahsin Erdem’e karşı cephe açarak,
Kendi ikballeri uğruna her mecrada,
Tahsin Erdem’i yazdırıyorlar.
Ne yazık…
İnanın Tahsin Erdem’e CHP’lilerin verdiği zararı,
Başka kimse vermiyor!
AK Partililer Tahsin Erdem’in icraatlarına alkış tutarken,
Bir takım CHP’liler arkasından Bizans oyunları çeviriyor!

ERDİNÇ KARGİDAN MESELESİ
Zonguldak’ta delege seçimleri hararetli tartışmalara sahne olurken,
Kilimli’de de ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Her seçim döneminde birdenbire
CHP’li olduğunu hatırlayan Erdinç Kargidan,
Bu kez de ‘kaybettiren medyayı’ arkasına alarak
CHP Kilimli İlçe Başkanlığı’na adaylığını açıkladı.
Hakkında hayırlısı diyelim…
Fakat geçmişi hatırlamadan bugünü değerlendirmek eksik olur.
Çünkü Erdinç Kargidan’ın siyasi yolculuğu,
Partililerin hafızasında derin izler bıraktı.
Geçmişte CHP’den Kilimli Belediye Başkanlığına aday olmak istedi.
Parti, “biraz sabret” diyerek tercihini Ali Aslankılıç’tan yana kullandı.
Bunun üzerine ne yaptı?
Koşa koşa başka bir partiye üye oldu.
Sırf kendi adaylığı gerçekleşmedi diye,
‘Baba ocağı’ dediği CHP’ye rakip çıkarak,
Seçimde CHP’nin kaybetmesine sebep oldu.
Bir dönem geçti…
Bu kez de son dakikaya kadar bekledi.
Herkes adaylık sürecini tamamlarken,
O en sona bıraktı.
Ardından büyük naralarla “baba ocağına döndüm” diyerek
Adaylık dosyası verdi.
Parti ise haklı olarak sordu:
“Peki, bu zamana kadar neredeydin?”
Seçim sürecinde,
CHP’nin ismini ağzına bile almadı.
Seçim bitince sessizliğe gömüldü.
Şimdi ise önce ilçe başkanlığına,
Ardından da hayalini kurduğu belediye başkanlığına talip.
Ama bu partinin de bir gururu var!
Seçim bitince kafayı kuma göm,
Seçim yaklaşınca ortaya çık.
Aday gösterilmeyince,
Baba ocağım dediğin partiye rakip ol,
Oyları böl, CHP’ye kaybettir.
Böylesi ne siyasetin ahlakına,
Ne de partililik bilincine sığar.
Kilimli’de CHP delegesinin önünde önemli bir sınav var.
Verecekleri karar yalnızca bir ilçe başkanını değil,
Aynı zamanda partinin geleceğini de şekillendirecek.
Çünkü mesele, bir kişinin koltuk sevdası değil;
Partinin onuru, çizgisi ve geleceği…
Delegeler karar verirken şu sorunun cevabını arayacak:
Kazanan demokrasi mi olacak,
Yoksa kişisel çıkarların dayattığı kapitalist hesaplar mı?