ÜÇ HARFLİYİ GERİYE DÖNÜK BİR İNCELESELER NELER NELER ÇIKAR
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Mustafa Bozbey’in 31 Mart’ta gözaltına alınması, siyaset ve ticaret dünyasında önemli bir gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu.
Gözaltı gerekçesi neydi?
Geçmiş dönem belediye başkanlığına dayanan "suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" ve "örgüt kurma" iddiaları.
Yani demek ki neymiş?
Geçmişin defterleri sonsuza dek kapanmıyor, adalet geriye dönük de işliyormuş.
Bursa’daki bu gelişmeyi okuyunca insanın aklına ister istemez Zonguldak geliyor.
Acaba adalet terazisi, Zonguldak’ın tozlu raflarını da geriye dönük bir silkelese altından neler,
Ne 3 harfli “pis"likler çıkar hiç düşündünüz mü?
Mesela, geçmişin mütevazı "muavini" iken bir anda Karun gibi zenginleşen o meşhur "Üç Harfli" nam-ı diğer "PİS"in dosyası açılsa…
Nasıl oldu da bu şahıs bir anda zenginlikte sınıf atladı?
Şehirde konuşulan iddialar yenilir yutulur cinsten değil.
Geçmişte bir belediyeye hiç var olmayan,
Hayali iş makineleri kiralandığı; üstelik bu makineler günde 24 saat, hiç durmaksızın çalışsa bile kazanılamayacak astronomik paraların tıkır tıkır belediyeye fatura edildiği konuşuluyor.
Peki, bir belediye bu akıl almaz faturayı,
Bu aleni soygunu neden sineye çeker?
Hangi hizmetin, daha doğrusu neyin karşılığında?
İşin asıl mide bulandıran kısmı tam da burası.
İddiaya göre bu sessizliğin ve ballı faturaların bedeli, dönemin belediye başkanıyla Ankara’da yapılan o meşhur "alem" ve orada el altından çekilen kasetler…
Şantaj, rüşvet ve haksız kazanç sarmalı kusursuzca işlemiş.
Tabii bu çarkın dönmesini sağlayan, bu üç harfli “PİS"e yol veren ve ona hamilik yapan o malum iş insanını da unutmamak gerek.
Dünün muavini, bugünün "saygın" zengini şimdilerde lüks yatlarda bürokratlarla sefa sürüyor.
İşin en acı tarafı ise kamuoyunu aydınlatması gerekenlerin içine düştüğü çürümüşlük.
Eskiden bu şahsa "PİS" diyen,
Onun ağababalarını "FETÖ’cü" olmakla suçlayan o malum gazeteciden neden çıt çıkmıyor dersiniz?
Çünkü iddialara göre artık çalınanlar, haksızca elde edilenler aynı sofrada bölüşülüyor.
Şantaj ve rüşvet çarkından damlayanlar , o gazeteciyi kendi dairelerine alıp tabiri caizse "kucaklarına oturttukları" ve esir aldıkları için şimdilik herkesin keyfi yerinde.
Dışarıdan sorsanız hepsi sütten çıkmış ak kaşık, hepsi en büyük Müslüman, en namuslu vatandaş!
Ama kapalı kapılar ardında dönen şantaj kasetleri, hayali faturalar ve susturulmuş kalemler bambaşka bir hikaye anlatıyor.
Adalet topal ilerleyebilir, yolu uzayabilir ama kör değildir; er ya da geç menziline ulaşır.
Bugün lüks yatlarda bürokrat ağırlayanlar, kalemini kiraya verenler ve perde arkasındaki ağa babaları şimdilik rahat uyusunlar.
Ancak rüzgarın tersine dönmeyeceğinin garantisi yok.
Gün gelir, bu memleketin bağrından kopan bir babayiğit savcı çıkar; hem bu "üç harfli PİS"ten hem de sırtını dayadığı ağa babasından tek tek, geriye dönük hesap sorar.
Bekleyip göreceğiz…