Elmas Yayın Grubu Zonguldak'ta yerel medya anlamında büyük bir etkiye sahip.
Yerel iki televizyondan birisi Elmas bünyesinde yayın yapıyor.
Günlük gazetemiz yayın hayatına etkili bir giriş yaptı.
İnternet sitemiz, kentin en çok okunan ilk üç sitesinin içerisinde.
Bizler yayıncılık anlamında kendimizi başarılı buluyoruz.
Hatalarımız eksiklerimiz muhakkak oluyordur.
Onları görüp ders çıkartmaya çalışıyoruz.
Geriye dönük yapabileceğim en büyük öz eleştiri,
Duygularımla fazla hareket ettim.
Olsun...
Verdiğim hiçbir kavgadan pişman değilim.
Çünkü kendime göre hepsinde haklıyım.
Yüksek egolu insanlarla tek başına mücadele verdim.
Ayakta kalmak için birbirine sokulan, gruplaşan ve kendi arasında dayanışma kuranlar bizi düşmanı gördü ve saldırdı.
İftiralara maruz kaldık.
Bizim eleştirdiğimiz insanlar, başkalarının geçim kaynağı haline geldi.
Daha önce kendisine iftira atmadığım için bize minnet borcu olanlar.
Çıktı herkesin ortasında bize iftira attı.
Ben hep iyi niyetli olabilmek için çaba gösterdim.
Bana iftira atanlara 'gel canlı yayında konuşalım' dedim.
'Getir tüm evraklarını ekrana yansıtalım' dedim.
Cesaret edemediler.
Ben kendime o kadar güveniyorum işte!
Benimle ilgili söyleyecek bir sözü olan çıkıp benim televizyonumda istediğini söyleyebilir.
Bazen bizim de kantarın topuzunu kaçırıp, eleştiri sınırlarını aştığımız tabi ki oluyor.
Öyle ya insanız...
Ama bize düşmanlık yapanların en büyük hatası, bizi çok hafife almaları oldu.
Kendi zekalarını çok üstün gördüler.
Ne oldu sonra peki
Bizimle uğraşırken kendi işlerini aksattılar.
Yıllardır övündükleri liderlikleri ellerinden kayıp gitti.
Dünya zıtlıklar üzerine yaratılmış.
Gecenin karşısına gündüzü,
Yaşamın karşısına ölümü koyan kudret.
İyinin karşısına kötüyü koymuş.
Biz iyilerden olmak için mücadele ettik.
Mesela kimseye göz göre göre iftira atmadık.
Kimseye şantaj yapmadık.
Bunları yapanların bize attığı iftiralardan bir bir kendimizi akladık.
Yerel seçime kaldı 5 ay.
Biz işimizi yapmaya devam edeceğiz.
Yasal sınırlar içerisinde eleştiri tabi ki yapacağız.
Yanlışa yanlış demeye devam edeceğiz.
Ardında devasa bir medya şirketi bırakan Walt Disney’in hayatı bir çoğumuza ilham vermeli.
Ailesinin ekonomik durumu oldukça kötü olan Disney, sürekli çalışmak ve para kazanmak zorundaydı.
Ailenin beş çocuğundan biri olan Walt, girebildiği her işe giriyor ve ne kazanırsa evde ekmek parası bekleyen ailesine götürüyordu.
Henüz çok küçük yaşlarda, daha hava aydınlanmadan evden çıkıyor, iki kilometreden fazla yol yürüyüp, kapı kapı dolaşarak gazete satıyordu.
Bir gün yine elindeki az miktardaki parayla, kitapçıyla yaptığı yoğun pazarlıktan sonra kendine bir kitap aldı.
Kitabın arasında yer alan bir reklam kağıdında ilgisini çeken bir yazıya rastladı.
Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor” yazıyordu.
Yazıyı okuyan Walt heyecanlandı ve hiç düşünmeden kursa yazılmaya karar verdi.
Hiç vakit kaybetmeden kursa başlayan Walt çizim dersleri öğreniyor, bazı ajanslara çizgi film karikatürleri çizerek az da olsa para kazanıyordu.
Ancak hala ailesine ve kendine yetecek ölçüde, hayal ettiği kadar kazanç sağlayamıyordu.
Walt Disney henüz çok küçük bir yaştayken babasına, ileride bir sanatçı olacağını söylemişti.
Hayalinin gerçekleşmesini öyle çok istemiş olmalı ki tüm olumsuzluklara rağmen yılmadı ve çizim yapmaya devam etti.
Bir gün yine çizim yaptığı esnada odada bir tıkırtı sesi duydu.
Küçük bir fare tahta zemin üzerinde hareket ediyordu.
Disney ilgisini çeken bu fareyi izlemeye ve beslemeye başladı.
Bir süre sonra ise bu ikili arasında bir arkadaşlık oluşmuştu.
Walt Disney bu sevimli küçük arkadaşını o kadar sevmiş ve alışmıştı ki bir gün onu çizmeye karar verdi.
İşte bu çizim Walt Disney’in hayatının dönüm noktası oldu.
Bazen yaşadığımız olumsuzluklar içinde çözümü barındırır.
Bizi susturmak adına kurulan konsorsiyumlara kötü bir haberimiz var.
Siz bizim sesimizi kesmeye çalıştıkça biz daha gür sesle bağıracağız.
Amacımız kimseyle kavga etmek değil fakat.
Tek taraflı iyi niyet, karanlıkta topaç çevirmeye benziyor.