Kardeşi Fethullahçı Terör Örgütüne üyelikten ceza alan bir milletvekili ile ilgili öyle iddialar konuşuluyor ki inanılır gibi değil.

Bu milletvekilinin koruduğu, sahip çıktığı ve aynı zamanda köylüsü olan bir imam var.

Bu imam ki bir beldede imamlık yaparken FETÖ soruşturması geçiriyor.

FETÖ soruşturması geçiren bu imam itirafçı olarak Adliye’de çalışan öz yeğeninin ismini FETÖ'cü diye veriyor.

İtirafçı olan imamın öz yeğeni adliyedeki görevinden uzaklaştırılıyor.

İmam da bir süre açığa alındıktan sonra tekrar göreve iade ediliyor ve kendisine yurt dışında görev veriliyor.

Bir süre yurt dışında görev yapan imam tekrar Türkiye’ye geri dönüyor.

Bir mahallede Cami imamı olarak göreve başlıyor.

Bu imam ama ne tesadüftür ki burada da camide durmuyor. 

Camiye giden cemmat camiyi hep kapalı buluyor.

Cemaatin durumdan rahatsız olması üzerine bu imama bu sefer başka bir mahallede ki camide görev veriliyor.

İmam burada da Cami’ye yardım toplamak için kurulan dernek yöneticileri ile ters düşüyor.

Aradan geçen bir ay sonra bu imam kendi kafasına göre Cami için Almanya’ya yardım toplamaya gidiyor.

Ama bu yardım toplama işinden ne müftülüğün haberi var, ne de Almanya’da ki Türk yetkililerin haberi var.

Cami imamı bir ay sonra tekrardan Türkiye’ye dönüyor.

Cemaate ve dernektekilere 4000 Euro topladığını söylüyor.

Ama para cami imamının hesabında durmaya devam ediyor.

Cami imamını Müftülüğe şikâyet ediyorlar.

Müftü gereğini yapacağını söylüyor ama devreye köylüsü milletvekili giriyor.

Sonra Müftü dernek yöneticilerine; “4000 Euro toplamış. Az bir para değil. Bu seferlik böyle olsun. Derneğin hesabına bağış olarak bu para geçsin diyor.”  

Tabi şikâyette bulunanlar bu duruma tepki gösteriyor ama milletvekilinin arada olması sebebiyle iş kapatılıyor.

Daha sonra bu imama özel bir şirket tarafından şirketin kendi personelini umreye götürmesi konusunda teklif gidiyor ve imamda kabul ediyor.

Bu imam hem cami imamı olarak maaş almaya devam ederken, hem de özel şirketten para alarak umreye gidiyor.

Peki caminin cematine namazı kim klıdırıyor?

Müezzinler ne güne duruyor ki?

Kıldırsınlar namazı! 

Şaka gibi değil mi?

Olayın takipçisiyiz.

Bakalım daha neler duyacağız!   

ŞEREFSİZİN ANLADIĞI DİLDEN YAZMAYA DEVAM!

Dün bir köşe yazısı yazdım “Şerefsizin anladığı dilden konuşmak farz oldu” diye.

Bu yazı Zonguldak’ta büyük ses getirdi.

Meğer ne çok ahlak yoksunu kişilerin ahlaksızlıklarına uğrayan insan varmış.

Tebrik edenler mi dersiniz!

Teşekkür edenler mi dersiniz!  

Bu kişinin kim olduğunu merak edenler mi dersiniz!

"Biz bunu tanıyoruz" diyere tahminde bulunanlar mı dersiniz!

Telefonlar susmadı!

Zonguldak bu yazı dizisini sevdi!

Dedik ya; “Artık tarz değiştiriyoruz” diye.

Dedik ya “Bu saatten sonra şerefsizlerin anladığı dilden konuşacağız” diye

O halde devam!

Çünkü;

Çalışanını işten çıkartıp tazminat vermemek için o çalışanını eşiyle tehdit eden namus yoksunu bu şehre ahlak dersi veriyor.

İşten çıkardığı çalışanlarının tazminatı vermemek için çalışanına tehdit ve şantajda bulunan ahlak yoksunu bu şehre ahlak dersi veriyor.

Gizli aşk yaşadığı muhasebecisi ile o muhasebecinin görümcesine yakalananlar bu şehre ahlak dersi veriyor.

Çete’den gözaltına alınanlar, her an devlete ihanet içinde bulunabilecek şahsiyetler bu şehre ahlak dersi veriyor.

Karşısında kim dik duruş sergilerse o kişiye iftara atmaktan çekinmeyen şeref yoksunu bu şehre ahlak dersi veriyor.

Benimde genç bir kızım var demeyip genç, çocuk yaşta ki kızlara iftira atmaktan çekinmeyen sütü bozuk bu şehre ahlak dersi veriyor.

Sokakta yüzü tutmadığı için korkudan gezemeyen klavye delikanlısı oturduğu koltuktan bu şehre ahlak dersi veriyor.

AMA ARTIK YETER!