Baş, gazetecilere yaptığı açıklamada il Başkanı Mustafa Çağlayan'ın partiye yapılan bağış konusunda yolsuzluk iddiasında bulundu.
İl Başkanı Mustafa Çağlayan'ın kendisini savcılığa suç duyurusunda bulunduktan sonra davayı geri çektiğini ve İl Başkanı Çağlayan’ın davayı geri çekmesinin kişilik haklarına zarar verdiğini ifade etti. Baş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; 
“Bugün burada olmamızın nedeni sizlerin de bildiği gibi Mustafa Çağlayan AK Parti Merkez İlçe Başkanlığı döneminde Alman BOHEM firmasının almış olduğu Beş Bin Euro’yla ilgili, zaten biz bunu genel merkeze getirdik. Buradan basından da arkadaşlarımız vardı. O dönemde bunu görevden aldılar ama arada uzun zaman geçti. Ben de sosyal medyadan, kendi sayfamdan, canlı yayınlardan yayınlar yaptık. Sonra biz bu konuyu kapattık. Devletimize bu konularla ilgili suç duyurusunda bulunduk ve soruşturma açtık. Biz Mustafa Çağlayan ile bir yerde karşılaştık. Tabii konuştuk, sohbet ettik. O bana çok güzel şeyler söyledi.
Ben de ona benim bir sözüm yok. Bir de hakkında yazı yazarım konuşmam diye ve hatta orada arkadaşıma dedim ki ben bir daha bununla ilgili bir tek kelime etmeyeceğim. O gün bugündür de ağzım açık tek kelime etmedim ama bir yıl önce bana dava açıyor ve On beş gün önce de Zonguldak Cumhuriyet Savcılığı beni çağırıyor, Bununla ilgili bana işte ben kendisine sanki partiye gelen bağışı sanki Mustafa Çağlayan kendi şahsını hesabına getirmiş mi? Biraz sonra size bunların elinde tüm kanıtları, belgeler, hepsi var size az sonra Mustafa Çağlayan kendi şahsi hesabına gelen orijinal makbuzu vereceğim. Kendi makbuzu partiye yani kendi hesabına gelen makbuzu vereceğim. Bir de Alman firmasına kestiği partinin bağış makbuzunu değil yani AK Parti'nin damgalı makbuzunu değil kestiği saklı makbuzu onu da vereceğim, orijinalini ve tüm evrakları size vereceğim. Şimdi madem ki beni şikâyet ettin aradan bir yıl geçmiş bunu sessiz sakin bir şekilde gelirsin ve bu dosyayı kapatırsın Beni Savcının karşısına dikip bir gün sonra bunu çekmen çok ayıp bir şey yani, ben yıllarca sendika başkanlığı yapmış bir insanım. Benim oğullarım var, ailem var, çok geniş bir ailem var, bir çevrem var. Ben yüz yetmiş bin kişinin Türkiye'deki seksen bir ilinin bir camiasının bir üyesiyim. Sen beni neden gittin Cumhuriyet Savcısı'nın karşısında diktin? Bir gün sonra da bunu geri çekiyorsun. Çekme kardeşim. Dava açtık, yani ben avukatından da Hasret Hanım'dan da davacı olacağım. Ya ne demek ben iftira atmışım yalan beyanda bulunmuşum benim yalan beyanda bulunduğum en ufak bir şey yok. İşte partinin orijinal makbuzu orada, sahte makbuz orada, para orada ya bu konuları kapatmışım Ben seninle ilgili ağzımı açıp bir yerde bir tane kelime söylemiyorum. Neden gidip de tekrar beni Cumhuriyet Savcılığı şikayetçi üslubu bulup da beni Cumhuriyet Savcılığı’na dikip bir gün sonra da bu davayı geri çekiyorsun? Bu işte ya bu işin arkasında birileri bir şeyler arıyor. Bu işin arkasında, önünde Allah'ın kulu yok. Ben hepiniz tanırsınız, herkes bilir. Ben kimseye ne iftira atarım ne konuşurum. Yapacağım bir şeyi de çıkarım aslanlar gibi yaparım. 

“Zonguldak'ta da öndeyiz” “Zonguldak'ta da öndeyiz”

Mustafa'nın geri çekmiş olduğu benim üzerime atılmış suç var. Ondan sonra diğer evraklar var.  Burada partinin kendi orijinal makbuzu var. Kesilmesi gereken makbuzu var bu kesilmemiş. Kesilmemesi gereken milyoncudan alınıp burada adresi dairesi kendi imzasını AK Parti'nin bu da burada kendi hesabına, şahsi hesabına gelenler zaten bu daha evvel basına yansıdı. Genel meskeye verilenler bunlar da burada. Bütün delillerle beraber hepsi burada yaptığım beyanlar da burada ki, birazdan gideceğim Zonguldak Başsavcılığına şikâyet edeceğim. Arkadaşlarım konu bu ama şunu bir daha söylüyorum. Birileri bunun arkasında birilerini arıyor. Ben kimsenin lafından, sözünden hiçbir kişi hakkında ne iftira atarım ne yaptığımda konuşurum ne de bana birileri bir şey yaptırabilir, bana Zonguldak'ı verseler, bir kişi hakkında bana kimse bir tane kelime söyletemez. Bu kadar net konuşuyorum. Bunun arkasında birileri arıyor. Benim birilerin ile ne işim var? Bana Zonguldak’ı değil dünyayı verseler, bana şuraya getirip de bir tane kelime söyletebilirler mi? Ben bunu Mustafa’nın kendisine söyledim. Adın Mustafa Çağlayan ya bir tane ismini değil. Bir harfi bir yıldır tek kelime bir yerde söyledim mi? Duydunuz mu arkadaşlar? Benden bir tane kelime de duymadınız. Hala bunun arkasında o vekili mi var? Bu resim var. Ya herkesi kimden sorumlu varsa gitsin kendi sorununu kendi halletsin. Benim üzerinden kimse prim yapmasın. Gazeteci yazıyor. Ben hayatımda kimsenin figüranı bilmem ne rolü molü olmam. Devletim ne gereğini yaparsa yapar, çağırır çağırmaz. Yıldırım Yılmaz dava açtı, Ergin dava açtı. Onlar bir şey oldu nasıl kapandı bilmiyorum. Benim yapmış olduğum Elmas TV'deki canlı yayından, sosyal medyadan yaptığım haberlerle ilgili ben suç duyurusunda bulunmuştum o tarihte, Cumhuriyet Savcılığı'ndan ve dava açıldı. Benim o dönem Ankara'ya gelen gazeteciler çağırıldı. Benim canlı yayına çıktığım İşte Mustafa Özdemir'le işte sonuçlarını buraya yazdım, açıldı. Şimdi de ben savcılığa bunları vereceğim.” dedi. 
HABER: BURAK CAN- EFEKAAN BAŞAR

Editör: TE Bilisim