LİMANDA SULAR BULANDI!

LİMANDA SULAR BULANDI!

Yıllarını şehrin nabzını tutan biri olarak, memleketin kalkınması için atılan her adımı, çakılan her çiviyi alkışlamaktan hiçbir zaman geri durmadım.
Ancak kamu kaynaklarının, ülkemizin ve bölgemizin en stratejik mega projelerinden birinin, birilerinin "şahsi çiftliğine" dönüşmesi ihtimaline de asla göz yumamam.
Bugün, bölgemizin o devasa, o çok konuşulan Filyos Limanı projesinin arka odalarında kurulduğu iddia edilen "rant üçgeninden" bahsedeceğim.
İsimler şimdilik bende kalsın; yasal sınırların hassasiyetine saygı duyarak, ancak kamu vicdanının sınırlarını da sonuna kadar zorlayarak soralım:
Filyos’da kapalı kapılar ardında neler dönüyor?
Ortada tepe yöneticisi konumunda bir "Müdür" var.
Bir de onun altında çalışan, işin teknik kısımlarını minaresine göre kılıflayan bir "Şef".
Buraya kadar her şey standart bir hiyerarşi gibi görünebilir. Ancak asıl hikaye, bu teknik şefin kuruma girmeden önceki eski bir çalışma arkadaşının, aniden limanın "vazgeçilmez" yüklenicisi, adeta demirbaşı haline gelmesiyle başlıyor.
Başta deniz tabanı ölçüm işleri olmak üzere, kurumun pek çok teknik ve bütçeli işi ne hikmetse hep bu "eski dosta" gidiyor.
Peki bu ballı paslaşmaların sonucunda ne mi oluyor? İddialar oldukça vahim. Ortada haksız ve aniden şişen cüzdanlar, bir anda sınıf atlayan yaşam standartları var.
Çarktan sızan milyonların, alınan lüks gayrimenkullere dönüştüğü konuşuluyor. İşin en trajikomik, belki de en "tesadüfi" kısmı ise şu:
Bu yeni alınan lüks evin kapı komşusu kim çıkıyor dersiniz?
Evet, bildiniz. Limanın ballı işlerini alan o dışarıdaki şanslı müteahhit dostumuz! Al gülüm ver gülüm düzeni, komşuluğa kadar uzanmış durumda.

Bu değirmenin suyu nereden geliyor ve daha önemlisi koskoca kurumun en tepesindeki isim, bu olan bitenleri duymuyor mu?
Balık baştan kokar misali, iddialar o ki, bu saadet zincirine sadece göz yumulmamış, bizzat köprünün ayakları inşa edilmiş. Bakanlık koridorlarına kadar uzanan eski dostluklar ve nepotizm ağlarıyla, söz konusu teknik şefin o koltuğa oturmasına vesile olan kişinin bizzat en tepedeki yöneticinin bir yakını olduğu yüksek sesle dillendiriliyor.
"Sen işin teknik altyapısını kur, biz yukarıdan onayı hallederiz" düzeni, kusursuz bir saat gibi işlemiş.
Bu anlattıklarımız şimdilik devasa bir iddia yumağı.
Ancak mesleki tecrübem bana hep şunu söylemiştir:
Ateş olmayan yerden, bu kadar spesifik ve isli bir duman çıkmaz. Göz göre göre büyüyen bu haksız zenginleşmenin, kurulan bu rant tezgahının hesabı er geç kamuoyu önünde sorulmalıdır.
Biz şimdilik isimleri saklı tutarak, belgelerin ve iddiaların ışığında yetkili makamlara o meşhur çağrıyı yapalım:
Bu iddiaların üstüne gidecek, "Burada ne oluyor?" diyerek hesap soracak bir müfettiş, bir irade yok mu?
Bekleyip, göreceğiz.
Bölgenin ve kamunun hakkının kimlerin cebine girdiğinin takipçisi olmaya devam edeceğiz.