KÜRTAJ ÇETESİ!

KÜRTAJ ÇETESİ!

Hekimlik; yaşatmak üzerine kurulan, kutsiyetini insan nefesinden alan bir meslektir. Bir hekim, beyaz önlüğünü giyerken sadece bir mesleğe değil, insan hayatına duyulan saygıya yemin eder. Ancak Zonguldak’tan yükselen son haberler, bu kutsiyetin gözleri kör eden bir para hırsıyla nasıl ayaklar altına alınabileceğini en acı haliyle yüzümüze çarpıyor.
Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde görev yapan 60 yaşındaki doktor Ferhat Tüfekçi, rüşvet çarkının dişlileri arasında yasal süreyi aşan gebelikleri sonlandırmak; yani daha doğmamış bebekleri anne karnında hayattan koparmak suçlamasıyla tutuklandı. Üstelik bu, söz konusu şahsın ilk vukuatı değil. Daha önce defalarca benzer soruşturmalardan geçmiş, yakın zamanda aynı suçlamalarla gözaltına alınıp serbest kalmış bir isimden bahsediyoruz. Soruşturma derinleştikçe ortaya saçılanlar ise sıradan bir usulsüzlüğün çok ötesinde, adeta bir "kötülük şebekesini" işaret ediyor.
İddialara göre bu karanlık çarkın içinde doktorun eczacı olan bir yakını da var. Türkiye, yakın zamanda insanlıktan nasibini almamış "Yenidoğan Çetesi" gerçeğiyle yüzleşmiş ve kanı donmuştu. Zonguldak’ta kurulan bu tezgahın da o çeteden zerre kadar farkı yok. Biri doğmuş bebeklerin canı üzerinden rant sağlarken, diğeri daha gün yüzü görmemiş canları anne karnında bir ticarethanenin malzemesi haline getiriyor. Yıllarca dirsek çürütmüş, tıp eğitimi almış, insanı yaşatmak için Hipokrat yemini etmiş birinin böyle kirli bir menfaat ağına nasıl düşebildiğini anlamak, aklın ve vicdanın sınırlarını zorluyor.
En acı ve belki de en trajikomik olanı ise; anne karnındaki canlar üzerinden inşa edilen bu kanlı servetin sergileniş biçimidir. Milyonlarca lira haksız kazanç elde eden bu şahıs, bir yakınının üzerine aldığı lüks "engelli aracıyla" şehrin sokaklarında adeta bir kibir abidesi gibi geziyordu.
Vicdanları yaralayan bu olayın hesabı sadece tutuklamayla kapanamaz, kapanmamalıdır. Artık adalet sistemine ve mali şubelere düşen çok daha büyük bir görev var: Bu kirli kazancın izi son kuruşuna kadar sürülmelidir.
Suçtan elde edilen bu milyonlar kimlerin cebine girdi? Hangi yakınların banka hesapları bu kanlı parayla şişirildi? Kurulan yasadışı ağın görünmeyen diğer aktörleri kimler? Tüm bu soruların cevabı, şüphelinin ve çevresindekilerin mal varlıklarının didik didik edilmesiyle gün yüzüne çıkarılmalıdır.
Çünkü bu dava sadece bir rüşvet veya görevi kötüye kullanma davası değildir; bu dava, anne karnında sessizce katledilen ve kendi hakkını savunamayan o bebeklerin adalet arayışıdır. Bizler bu davanın takipçisi olmazsak, beyaz önlüğün ardına saklanan o karanlık hırslar yarın başka canları da yutmaya devam edecektir.