KÖTÜ YÖNETİM BİR CAN ALDI!

KÖTÜ YÖNETİM BİR CAN ALDI!

Geçtiğimiz gün Filyos Limanı’ndan gelen o acı haber, sadece bir ailenin ocağına ateş düşürmedi; aynı zamanda "gurur tablomuz" denilen bir vitrinin arkasında dönen karanlık, baskıcı ve vicdansız düzenin de üzerindeki örtüyü yırttı attı. Nöbet başında silahıyla kendi canına kıyan güvenlik görevlisi H.İ.Y.’nin acı sonu, basit bir psikolojik buhranın değil, sistematik bir "mobbing" çarkının acımasız bir sonucudur.
Ortadaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Kulaktan kulağa fısıldanan, ihbar hatlarına düşen gerçekler, Filyos Limanı'nda iş barışının nasıl katledildiğini gözler önüne seriyor.
İddiaların odağında iki isim var: TP-OTC Liman İşletme Müdürü Gökhan Merey ve onun referansıyla göreve getirildiği söylenen Güvenlik Şefi Mehmet Koca.
Göreve geldiği ilk günden itibaren personelin üzerinde adeta bir terör estirdiği iddia edilen bu yönetim anlayışı, Filyos'u bir çalışma alanından çok bir "açık hava hapishanesine" çevirmiş durumda. Daha önce Gökhan Merey ve Mehmet Koca’nın bitmek bilmeyen baskılarına dayanamayıp işi bırakmak zorunda kalan kadın x-ray operatörü, bu çarkın dişlileri arasında ezilen ilk isim değildi belli ki. Ama H.İ.Y. son kurban oldu.
Askerlikten malulen emekli olmak zorunda kalmış bir ismin, böylesine devasa ve sivil ağırlıklı bir projenin tepesine oturtulması, liyakat ve yönetim becerisi açısından zaten en başından sorgulanmalıydı. Sivil personeli askeri bir disiplinle, daha doğrusu "ezerek" yönetmeye kalkarsanız; olacağı budur!
Huzurun, adaletin ve iş barışının olmadığı bir yerde verim beklemek, projeyi ileri taşımak tek kelimeyle ahmaklıktır.
Şimdi birileri, kalemini ve vicdanını kiralamış bazı "asalaklar", sırf bu çürümüş düzeni ve idarecileri korumak adına sahneye çıkacaktır. Alıştığımız ezberleri tekrarlayacak, iki kadeh parlatıp klavye başına geçerek "Milli projeye saldırıyorlar!" yaygarası koparacaklardır.
Yahu el insaf! Asıl milli projemizi bu hale getirenler, onu liyakatsiz ellere teslim edip çalışanları canından bezdirenler kimler? Milli projeler, kimsenin personeline zulmedeceği, kendi egosunu tatmin edeceği şahsi derebeylikleri değildir.
Bugün ülkede emeklilerin bile 30 bin lira banka promosyonu aldığı bir dönemde, gecesini gündüzüne katan, yaz kış demeden Filyos'un ayazında nöbet tutan güvenlikçiye 13 bin TL promosyonu reva gördüler.
Sonra neymiş? H.İ.Y. borç batağındaymış! İdarecileri kurtarmak için sarı zarflarla beslenen tetikçilerin uydurduğu bu kılıf, minareyi çalanın hazırladığı kılıftan farksızdır. Bir insan borç batağındaysa, ona sadaka gibi promosyon dağıtan, hakkını vermeyen, üzerine bir de psikolojik şiddet uygulayan sistemin hiç mi suçu yok? Bu iftiralar, asıl sorumluları temize çıkarmaz, sadece vicdansızlıklarını bir kat daha tesciller.

Bu olay ne örtbas edilebilir ne de "borcu vardı, bunalıma girdi" denilerek kapatılabilir. Gerek kolluk kuvvetleri gerekse idari makamlar, bu olayı en ince ayrıntısına kadar, tüm mobbing iddialarını masaya yatırarak soruşturmalıdır.
Filyos Limanı, yöneticilerin egolarını tatmin ettiği bir eziyet kampı olamaz. H.İ.Y.'nin hesabı sorulmalı, iş barışını dinamitleyen, çalışanları canından bezdiren kim varsa, unvanına ve referansına bakılmaksızın kapının önüne konulmalıdır.
Aksi takdirde, "milli proje" diyerek övündüğümüz o devasa yapının temellerinde, emekçilerin gözyaşları ve yitip giden canların vebali kalacaktır.