KOLTUK UĞRUNA GEÇEN UYKUSUZ GECELER
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) tarihinin şüphesiz en kara, en vizyonsuz ve en liyakatsiz dönemini yaşıyor.
Bu karanlık tablonun baş mimarı ise, üniversitenin adeta içini boşaltan, "en başarısız rektör" unvanını boynuna gururla asmış gibi davranan İsmail Hakkı Özölçer'dir.
Bilime ve akademiye hizmet etmesi gereken bir ismin, bugün güce tutunmak adına düştüğü acınası durum tek kelimeyle ibretliktir.
Sayın Özölçer, o çok sevdiği koltuğunda bir dönem daha oturabilmek, gücünü bir kez daha tahakküm aracına dönüştürebilmek adına kelimenin tam anlamıyla tüm tuşlara basıyor.
Akademik bir vakar veya bilim insanına yakışır bir duruş hak getire!
Öyle ki, siyasi icazet alabilmek uğruna utanmasa gidecek, AK Parti genel merkezinin kapısına yatak serecek.
Ancak işi hiç de sandığı kadar kolay değil.
Eğer Ankara'da işler tıkırında olsaydı, o çok beklediği atama kararı bugüne dek defalarca açıklanmış olurdu.
Şu sıralar Rektör Bey’in gözüne uyku girmiyor.
Gece yarıları Resmi Gazete nöbeti tutmaktan, "Acaba adım çıktı mı?" paranoyasıyla yaşamaktan tatil yapmaya bile fırsat bulamıyor.
Asıl vahim olan ise şu: Eğer bir şekilde o koltuğu ikinci kez kapmayı başarırsa, üniversiteye huzur getirmeyi değil, intikam almayı planlıyor!
Kapalı kapılar ardında, kendi egosuna boyun eğmeyen, haksızlığa ses çıkaran isimlerden oluşan bir "kıyım ve intikam listesi" hazırladığı, kampüs koridorlarında kulaktan kulağa fısıldanıyor.
Karşımızda bir bilim adamı, bir entelektüel, bir aydın yok; adeta şehre çökmüş, koca devlet kurumunu şahsi mülkü gibi yöneten bir kabadayı var!
Bilimin, aklın ve zarafetin konuşması gereken üniversite koridorlarında küfür yankılanıyor, kaos hüküm sürüyor.
Rektörlük makamı, adaletin ve liyakatin temsil edildiği bir yüce merci olmaktan çoktan çıkmış; muhalifleri susturmak ve akademisyenleri sindirmek için doğrultulmuş namluya sürülü bir silaha dönüşmüş durumda.
Onun bu nobran, yıkıcı ve baskıcı yönetimi sayesinde, Zonguldak’ın gözbebeği olan üniversitemizin eğitim kalitesi yerle yeksan oldu.
Sadece akademi değil, bu şehrin sağlığı da büyük yara aldı.
Nitelikli, parmakla gösterilen cerrahlar ve kıymetli hocalarımız, bu liyakatsizliğe ve mobbinge daha fazla dayanamayıp şehri birer birer terk etti.
Kurumdaki akademik ve idari personel kendisinden yaka silkiyor, nefret ediyor ama inanın bu haklı isyan Sayın Rektör’ün zerre kadar umurunda değil.
Çünkü onun dünyasında bilimin, şehrin, öğrencinin veya akademisyenin bir karşılığı yok; onun tek kutsalı, uğruna her şeyi yakabileceği o rektörlük koltuğu!
Artık yeter!
Zonguldak’ın ve Bülent Ecevit Üniversitesi’nin bu kabustan uyanma vakti gelmiş, hatta geçmektedir.
Sayın Özölçer’e verilecek en güzel ve en net tavsiye şudur:
Çok sevdiğiniz o koltuğunuzu da sırtlanın ve memleketiniz Çorum’a dönün.
Gidin ki, bu köklü üniversite o eski, saygın, huzurlu ve aydınlık günlerine nihayet geri dönebilsin!