Zonguldak’ta yıllardır süregelen güç savaşları hepiniz malumu.
Yıllardır Game of Thrones senaryosunu aratmayan tezgâhlar dönüyor.
Yüze gülen bürokratlar arkadan iş çeviriyor.
Gülen gözlerle dedikodu yapmayı seven bürokratlar, ikili oynuyor.
Sonra ne oluyor;
Oynamasını bilmeyen kız "yerim dar" demiş ya işte bizimki de o hesap.
Sözüm ona, bizim köyün horozu çok sayın okur.
Şimdi Ereğli’nin Beycuma’lı İlçe Milli Eğitim Müdürü var ya.
Hani Akın Tatoğlu’nun koruma kalkanı altında olan.
Akın Tatoğlu sayesin de, ne kaymakamın ne de valinin söz geçiremediği.
AK Parti Milletvekili Saffet Bozkurt’a, Hamdi abisinin emaneti olan.
İşte o Harun Akgül hakkında valilik emriyle bir soruşturma başlatılmıştı.
Hakkındaki iddialar madde madde araştırılacaktı.
Sonra ne oldu?
Valilik emriyle açılan soruşturmada, Kaymakamın emriyle güvenlik kamerası görüntüleri verilmedi.
Diyeceksiniz ki; ‘Olur mu öyle şey, bir devlet terbiyesi var’
Demeyin!
Ereğli Kaymakamı, valilik müfettişlerine kamera görüntülerini verdirmedi.
Sonra Bakanlık Müfettişi geldi,
Birçok iddianın üzeri örtüldü.
Sadece 3 madde soruşturma kapsamına sokuldu.
Onlar da tırı vırı olanlar.
Peki Harun Akgül’ü kurtarmak için bu mücadeleyi veren kim?
Lafa geldiğinde mangalda kül bırakmayan devlet büyükleri şimdi neden sesini çıkartamıyor?
Seçim döneminde CHP’li adaya, izinsiz ve usulsüz kütüphane açtıran bürokrata neden kimse sesini çıkartamıyor?
Efendim biz çıkıp diyoruz ki;
Okulun etinden sütünden, hizmetlinin etinden sütünden faydalananlara neden sessiz kalınıyor?
Hizmet aracını kendi hizmetine tahsis edenlere neden sessiz kalınıyor?
Hiç derse girmeden ek ders ücreti alanlara neden sessiz kalınıyor?
Bunlara cevap vermek yerine,
Tek dertleri, Akın Kavi bunları nereden öğreniyor.
Akın Kavi’nin bildiklerini İl Milli Eğitim Müdürü bilmiyor mu?
Ereğli Kaymakamı bilmiyor mu?
Zonguldak Valisi bilmiyor mu?
Bilmiyorlarsa hiç kusura bakmasınlar, görevlerini eksik yaptıklarını düşünüyorum.
Yıllarca cüruf katliamına sessiz kalan Vali ve Ereğli Kaymakamı,
Akın Tatoğlu’nun hemşerisi olan İlçe Milli Eğitim Müdürüne söz geçirecek değil ya!
Konu iş insanı Akın Tatoğlu’na gelmişken;
Akın Bey hayırsever bir iş insanı belli.
Okullar yaptırıyor.
Sonra o okullara yaptığı masrafı vergiden düşüyor.
Allah amel defterini kapatmasın ama,
Okul yaptırıyorum, istihdam sağlıyorum diye devleti yönetenlerden bu kadar imtiyaz beklemek ne demek oluyor?
Yakın olduğu isimlere suçlu olduğu halde, ceza verilmesinin ardından araç alımı diye vereceği bağışı geri çekmek ne demek oluyor?
Hayır hasenat işlerini bu kadar ayağa düşürmek bizim dinimize yakışır mı?
Bir de bu coğrafyanın çocuğuna.
LAZ MEHMET’İN ORTAĞI
Merhum Laz Mehmet komik adammış.
Ölünün arkasından konuşmak olmaz ama hovardalığı da severmiş.
Laz Mehmet bir gün arabasını bir dostuna vermiş.
İş yerindekiler sormuş;
Araba nerede?
Laz Mehmet ortağıma verdim diyormuş.
Herkesin kafası karışmış,
Laz Mehmet ticaret yapmaz ne ortağı.
Ortaklık başka yerden geliyormuş.
Şimdi bu Laz Mehmet’in ortağı bizim hakkımızda, senkronize şekilde iftira üretiyor.
Zamanında benden aldığı paralarla evine ekmek götüren, benim arkama saklanarak valinin veda yemeğine giden Laz Mehmet’in ortağı, belediye ve özel idarenin katkılarıyla yaptığı kulübesinden bize iftira atıyor.
Oturup salatalarla oynamak yerine, bize iftira atıyor.
Boynuzları kapıdan geçmeyen Laz Mehmet’in ortağı, muhtemelen bu yüzden müstakil ev tercih ediyor!
Laz Mehmet’in ortağını ciddiye almadığımız gibi,
Onun fason itini de ciddiye almıyoruz.
Babasının mesleği gereği, genel ev kapısında büyüyen bu gereksizden dürüst olmasını bekleyemezdik ya.
Yalnız bu aralar desteksiz atmaya başladı.
Ona şu kadarını söyleyeyim;
Sana yarım maaş veren patronun benim hesabımdaki tutarı görse yine kapımda köpek olur.
Sen o zaman ne olursun?
Biz biliyoruz ki,
Köpeklerin kardeşliği aralarına kemik atılana kadardır!