GÜLÜÇ'TE NELER OLUYOR? - SENİ GİDİ TASMALI SENİ - HOVARDA!

GÜLÜÇ’TE NELER OLUYOR?

Zonguldak’ta belediye başkanlarının birçok iş ile anıldıklarını, yargılandıklarını gördük ama Gülüç Belediyesi’nde yaşandığı belirtilen olaylar biraz fazla oldu.

Gülüç Belediye Başkanı Mustafa Gökhan Demirtaş hakkında yine Gülüç Belediye’sinde çalışan iki tane kadının anlattıkları gerçekten inanılır gibi değil.

Mustafa Gökhan Demirtaş’ın kendilerine sarkıntılık yaptığını belirten kadınlar, sözlü ve fiziki tacize maruz kaldıklarını, durumu dönemin AK Parti milletvekillerine, dönemin Ak Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanına anlattıklarını ama hiçbir şey yapılmadığını olayın kapatılmaya çalışıldığını söylüyorlar.

Bakın adalet herkese lazımdır.

Adaletin terazisi şaşarsa herkes kendi adaletini kendi sağlamaya kalkarsa önü alınmaz olaylar yaşanır.

Bu kadınlar, bizim bacımız, eşimiz, nişanlımız olabilirdi.

İnsan düşündükçe bile kötü oluyor!

Gelelim başka konuya!

Biz Elmas Televizyonu olarak 2 yıldır yapmış olduğumuz yayınlarda Gülüç Belediyesi’nde yaşanan usulsüzlükleri anlatırken bizim haberlerimizden sonra dönemin milletvekilleri Polat Türkmen ve Hamdi Uçar Gülüç Belediyesi’ne giderek, “Belediye başkanımızın yanındayız!” imajı veriyorlardı.

Bugün “Gökçebey Belediye Başkanı nasıl patladıysa, Mustafa Gökhan Demirtaş’ta aynı öyle patladı” diye yazı yazan ahlak yoksunları o gün Mustafa Gökhan Demirtaş’a milletvekilleri tarafından yapılan ziyarete “Milletvekillerinden, belediye başkanına destek!” diye haberlerine başlık atıyorlardı.

Utanmazlar diyeceğim ama utanmadıkları gayet iyi biliyorum.

Hamdi Uçar ve Polar Türkmen’in o dönem neye destek verdiğini şimdi daha iyi anlıyoruz.  

Bu yaşananlardan Hamdi Uçar ve Polat Türkmen’de Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş kadar suçludur.

Bu olayları dönemin milletvekilleri, Ak Parti İl Başkanlığı, ilçe başkanlığı hepsi biliyordu.

Ama sustular!

Elmas Televizyonu olarak biz bu konuların üzerine giderken biz seni koruruz, biz seni savunuruz diye Gökhan Mustafa Demirtaş’tan beklenti içine giren, para alan ahlak yoksunları sizce bu haberlerden sonra utanır mı?

Ben söyleyeyim.

Utanmazlar!

Çünkü utanacak bir yüzleri bile yok!  

Zonguldak Valiliği iki senedir yapılan haberleri hiç mi görmedi?

“Biz basına biraz güvenebilsek” diyen bir Vali yerine yazılanları az dikkate alan bir valimiz olsaydı bugün bunlar yine yaşanmazdı.

Gökhan Mustafa Demirtaş’ı yazıyoruz hemen yapıştırıyorlar.

“Bir çıkarları var o yüzden yazıyorlar.”

Ereğli’deki cüruf dağlarını yazıyoruz.

“Bir çıkarları olmasa yazmazlar” diye bizleri karalıyorlar!

Biz işimizi yapıyoruz, işimizi!

Herkes bizim kadar işini yapsa zaten bu işler bu duruma gelmezdi.

Şimdi herkes şapkasını önüne koyacak ve düşünecek!

“Ya o kadınlar benim eşim, kızım, bacım olsa ben ne yapardım?” diye

Durumun vaziyetini bilmem anlatabildim mi?

SENİ GİDİ TASMALI SENİ!

Millete şantaj yapıp ve bundan ceza aldıktan sonra hala gazeteciyim diye sokakta gezenlerin bu millete ahlak dersi vermelerine vallahi ayar oluyorum.

Bunlarda nasıl bir yüz, bunlarda nasıl bir ahlak anlayışı var anlamış değilim.

Dün birbirlerine yazmış oldukları yazılar ile birbirlerinin suratına nasıl bakıyorları geçtim birde bir olmuşlar bize saldırıyorlar.

Gerçi bunlarınki çıkar dostluğundan başka bir şey değil.

Küçük manda yavrusu, “Patronum ölsün de yerine ben geçeyim” düşüncelerine kapılmış bile!

Tilki’nin yaverinden köpek olmaz derim hep.

Köpek sadıktır.

Bundan olsa olsa sırtlan olur!

İnsanda birazcık utanma olur diyeceğim ama ne gezer.

Şimdi de iftiraya başlayarak mağdur edebiyatı yapıyorlar ya ne gülüyorum bilemezsiniz.

“Neymiş biz bunları tehdit ettirmişiz!”

2 Yıldır Elmas Televizyonu’nda Akın Kavi ağabeyim ile birlikte mesai harcamaktayız.

Bizim patron çalışandan ziyade abi kardeş bir dostluğumuz var.

Ben bugüne kadar Akın Kavi’nin kendi işini bir başkasına bıraktığını görmedim.

Kusura bakmasın kimse, biz kendi işimizi kimseye bırakmayız.

Kimse mağdur edebiyatı yapmasın!

Sizin karakterinizi sizin birbirinize yazdıklarınızdan biz çok iyi biliyoruz zaten.

O yüzden, ağlayacaksanız oynamayalım.

Gazipaşa küçük! Zonguldak büyük.

Bakıp göreceğiz!

HOVARDA!

Bir önceki yazımda size Milli Eğitim camiasında adı hovardaya çıkmış bir bayandan bahsetmiştim.

Hani şu Laz Mehmet’den, Rıdvan’a, Rıdvan’da Mustafa’ya, diye yazmıştım ya.

Çınar Otel, Kirazlar deyince bunlar hemen bilirlermiş kendilerini.

Geçenlerde bir dostum aradı.

“Sen bide hovardanın gençliğini bilsen” dedi.

Sonra devam etti!

“Bunlar kurumda üç kadındı. Bermuda şeytan üçgeninin başlarıydı bunlar. Bir gece gazinodalar, bir gece oteldeler. Diğer gece ise Laz Mehmet’in kiraladığı evdeler! Birinin adı kurumda hala hovarda diye anılıyor. Şimdilerde bir erkek, bir de kızı var. Erkek babaya benziyor da kız şüpheli. Bana biraz Rıdvan’ı anımsatıyor. Ben olsan eşinin yerinde DNA yaptırırım. Şimdilerde üçü farklı yerde ama ara sıra toplanıp eski günleri yad ediyorlarmış. Ne diyelim kocasın muhasebecisine giderse, karısı da Laz Mehmet’e, Rıdvan’a gitmiş çok mu?” dedi.

Daha neler anlattı neler!

Ama heyecanı kaçmasın onu da diğer yazımda anlatayım değil mi?