"Nevin hep oradan giderdi deniz kulübüne..." Ölümünden önce bunları yazmıştı...

banner16

"Nevin hep oradan giderdi deniz kulübüne..." Ölümünden önce bunları yazmıştı...

Genel 16.05.2017, 05:46 16.05.2017, 05:46
"Nevin hep oradan giderdi deniz kulübüne..." Ölümünden önce bunları yazmıştı...

Yaşamını yitiren Zonguldaklı Gazeteci Oda TV yazarı Mümtaz İdil ölümünden kısa süre önce sık sık kente olan özlemini dile getirdi yazılarında. İdil; "'Bıktım artık politikadan' başlığı ile kaleme aldığı yazısında Zonguldak yıllarını anlatmıştı...

İŞTE O YAZI...

Zonguldak’ta büyüdüm. Fener diye bir semtte. Bir deniz bir de tenis kulübümüz vardı.

Zonguldak’ta yazlar çok kısadır. Deniz kulübü ise poyraza açık bir yerde konumlandığı için Karadeniz’in bütün hırçınlığını üzerine çeker. Dalga eksik olmaz yani.

Neler yaşandı o güzelim kulübün içinde, dışında ve denizinde, neler...

Ne aşklar, ne satranç maçları, bezik turnuvaları, briç kapışmaları...

Türkiye şampiyonları çıkardı tenis klübü, Türkiye turnuvaları düzenledi.

Okul tatil olur olmaz başımıza geçirdikleri o tuhaf şapkayı havaya fırlatarak, kovboy usulü soluğu deniz kulübünde alırdık. Kapıda Rasim Amca olurdu. Öyle bir adamdı ki, üye olmayan birinin girmesi mümkün değildi. Herkesi ayakkabı numarasına kadar bilirdi.

Satrancı, tenisi, briçi, pokeri, insanları sevmeyi, aşık olmayı, güzel kızın anlamını, sinemanın yüceliğini, basketbolun gizemini hep orada öğrendim.

Nevin diye bir sevgilim vardı. Nevin beni hiçbir zaman sevmedi, ama ben ona tutkumu hiç yitirmedim. Evler A, B, C tipi diye ayrılırdı. Tek bir A tipi ev vardı, şato gibi, EKİ genel müdürü otururdu. B tipinde yardımcılar, C tipinde (dubleks villalar) müdürler. Bizim evimiz ise K tipiydi. Maraba takımının oturduğu evler. Bir oda, bir salon ve mutfak. Sonradan bir oda daha eklendi. Annem orayı “misafir” odası yaptığı için, işlevsiz kaldı.

“K” tipi evimizin kocaman bahçesinden karşı yolu gözlerdim. Nevin hep oradan giderdi deniz kulübüne. Çok sık gitmezdi, ama giderse oradan giderdi ve ben onu yürüyüşünden tanırdım. Nasıl bir heyecan kaplardı içimi, nasıl bir hafiflerdim, anlatamam. Annemin arkamdan koşuşturup da,“yemeğe gelecek misin,” sorusunu hep “ne yemeği,” diye abuk bir cevapla karşılardım. Nevin olmadığı günler ise son derece ağır başlı bir şekilde yemeğe de geleceğimi, hatta akşam saat kaçta evde olacağımı bile söylerdim.

Ama Nevin aklımı başımdan alırdı.

Gün geldi, Nevin için yanıp tutuştuğum günlerden biriydi yine. Gözüm deniz kulübünün girince koya bir geminin pruvası gibi uzanan terasındaydı. Kulübe kim gelirse gelsin, önce oraya bir uğrar, aşağıda kim var kim yok bakar ve aşağı soyunma kabinlerine öyle inerdi.

Hava hafif rüzgarlı, deniz de hafif dalgalydı. Tam Nevin’in sevdiği bir deniz... Balık gibiydi, suya girince saatler boyunca kalır, sonra da çıkar giderdi. Deniz için gelirdi yani, beni görmeye değil.

İşte tam onu terasta görmeyi beklerken, bambaşka bir silüet belirdi. Muhteşem bir güzellik, muhteşem bir endam. Nevin değildi, daha güzel, daha alımlı bir başka genç kız.

“Kim bu,” diye sordum yanımda  kuma uzanan en yakın arkadaşım Levent’e (ne çok Levent vardı: Biltekin, Çuhalı, Güray). “Şu terastaki kızı tanıyor musun, kim o?”

Levent bakmadı bile. “Bilmiyorum,” diye iki kulaç kum daha çekti göğsüne.

Gözümü alamıyordum.

Sonra kayboldu. Belli ki denize girmeye karar vermişti ve soyunma odalarından birine girmişti. Heyecanla bekliyordum. Upuzun, omuzlarına dökülen düz saçları, o kadar uzaktan bile görebildiğim kocaman gözleriyle bir süre sonra yeniden ortaya çıkacaktı.

Soluğumu da kesip bekledim.

Levent (Çuhalı) homurdanarak, “haydi çıkalım, satranç oynarız,” dedi.

Hiç reddedemediğim bir şeydi satranç, ama “hayır,” dedim. Şaşırdı. Havlusunu sırtıma vurarak, “Haydi,” diye yineledi. Suratına bile bakmadım. Deniz kulübünün girince sol tarafında, traplenin olduğu yere doğru uzanan beton yolda biraz önce gördüğüm kızın belirmesini bekliyordum.

Nevin tamamen aklımdan çıkmıştı. Belki o sıralarda o da gelmişti deniz kulübüne, ama benim için artık o yoktu.

Kolay değil, daha yirmi yaşında bile değildim.

Beklediğim kız ise herhalde 15’inde bile yoktu.

Göründü...

Artık o andan sonra “kimin” yanına gideceği önemliydi. Belli ki Zonguldak dışından gelmişti ve birinin konuğuydu, ama kimin?

Yakın arkadaşlarımdan birkaçı daha kumlara gelmeden yolda karşıladılar. Artık kim olduğunu öğrenebilecektim, müthiş bir rahatlama içinde Levent’in boşalttığı yere uzandım.

Şimdi artık yaşamayan, benden birkaç yaş küçük “minik” Levent’e (Güray) sıkı sıkı sarılmasından cesaretle ona sordum: “Kim bu?”

“Kuzenim,” dedi.

“Adı?"

“Lale...”

İşte tam o sırada deniz kulübünün sahile de yayın yapan hoparlörlerinden The Four Pennies’in “A Place Where No One Goes” şarkısı çalmaya başladı.

Elli yıla yakın bir zaman sonra aynı şarkıyı dinlediğimde ne kadar yaşlandığımı, ne çok hatalar yaptığımı, ne güzel günler yaşadığımı, ne safça aşklar içinde yüzdüğümü düşündüm.

Çocukluğum gelecek için bir umudun başlangıcıydı. Bizler severek ve sevgimizi etrafımızla besleyerek büyümüştük. Kin yoktu hiçbirimizde, nefret yoktu. Denizden babam çıksa yerim diyen Ali’nin midye şölenine hep birlikte giderdik. Mehmet abinin tostundan ancak bir tane alma hakkımız vardı, Yayla sinemasında Ali ağabeyin bize bir limonata ve üç halkası için cebimizde mutlaka ayrılmış bir para olurdu. Daryal ağabeyin“haydi sen de gel, sana da tenis öğreteyim” dediği günlerde çırpı bacaklarımızla kortlara koşardık.

Dünyayı severdik ve o yüzden aşık olurduk. Sevgilimizi hayal ederdik, yıpratmazdık. Düşlerimizi vişne ağaçlarına asardık ki, ağaç kurumadıkça orada kalsın diye.

Böyle bir çocukluk yaşadık Zonguldaklılar olarak ve hala da o günleri özleriz.

Nevin mi, hiç bilmiyorum nerede.

İlkokul aşkım Nebahat, sonra Gülay... Onları da bilmiyorum nerede.

Lale’yi biliyorum, bir kıyıda yazlığında eski bir koltuğun üzerinde oturmuş denize bakıyordur. Çocuğunu evlendirmenin tüm mutluluğuyla.

Zaten bu yazı da ona bir merhaba demek içindi.

__

Yorumlar (0)
19
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 27 Haziran 2022
İmsak 03:12
Güneş 05:14
Öğle 13:01
İkindi 17:02
Akşam 20:38
Yatsı 22:31
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31