Ne yapmalı?

banner16

BEÜ Rektörü Mahmut Özer'in Türkiye Gazetesi'nde yayınlanan köşe yazısı;

Genel 19.05.2017, 21:40 19.05.2017, 21:40
Ne yapmalı?

Yükseköğretim kurumlarından beklentiler tüm dünyada gün geçtikçe artmaktadır. Yeni beklentiler ise, yükseköğretim kurumlarına yeni sorumluluklar yüklemektedir. Ülkeler yükseköğretim sistemlerini öncelikleri ve hedefleri doğrultusunda yeniden yapılandırmaya devam etmektedir.

Yükseköğretim sistemleri, devletin ve toplumun yükseköğretimden farklı beklentilerini karşılamak üzere, yükseköğretim kurumları arasında doğal bir misyon farklılaşmasına gitmektedirler. Misyon farklılaşması sonucunda bazı kurumlar sadece lisans eğitimine odaklanırken, bazıları yüksek lisansa kadar eğitim vermekte bazıları ise doktora ve araştırmaya ağırlık vermektedirler. Kalite süreçleri de misyon-odaklı olduğu için bu çeşitliliğe riayet etmektedir. Diğer taraftan yükseköğretim kurumlarının kamu kaynaklarından fonlanmasının misyon temelli olduğu sistemlerde, misyon farklılaşması güçlendirilmektedir. Böylece, daha pahalı bir altyapı gerektirdiği kabul edilen ileri araştırma hizmetlerini yürüten yükseköğretim kurumları, daha çok ödenek almaktadırlar. Ayrıca, zaten nispeten az sayıdaki daha iyi üniversiteler, araştırma fonlarından genellikle daha büyük bir pay almaktadırlar.

 

Misyon Farklılaşması ve Kayması

 

Yükseköğretim sisteminde misyon farklılaşması toplumsal taleplere cevap üretmede kaynakların verimli kullanılması bağlamında avantajlar sağlamaktadır. Ancak sistem içinde gerilimler de bulunmaktadır. Yükseköğretim kurumlarının her biri, kendilerine biçilen rollerin ötesine geçmeyi arzulamakta, verdikleri derece sınırlamalarını aşmaya çalışmakta ve üst katmandaki yükseköğretim kurumları gibi istedikleri programları açabilme fırsatlarını değerlendirmektedir. Misyon kayması olarak da ifade edilen bu durum, kolej ve üniversitelerin, daha saygın kabul edilen doktora eğitimi verme veya araştırma yoğun üniversite olma yolunda dönüşmelerine neden olmaktadır. Üniversite sıralamaları da, üniversiteler arasındaki saygınlık yarışını artırmakta ve sistemdeki misyon farklılaşmasından kaynaklanan heterojenliği homojenliğe doğru zorlamaktadır.

Tüm dünyada, metodolojisi ile ilgili eleştirilerin azalmadığı, ancak önüne de geçilemeyen dünya üniversiteler sıralamaları, yükseköğretim kurumlarını sıralamalarda üst sıralara yükselmek için benzer davranışları benimsemeye itmektedir. Yani üniversite sıralamaları, etkinliğin veya verimliliğin ötesinde piyasa tarafından takdir edilme/saygınlığı ön plana çıkartarak sistemin bütünü üzerinde baskı oluşturmakta ve dengesini bozmaktadır. Sonuç olarak saygınlık ile etkin olabilme arasında bir çatışma ortaya çıkmaktadır. Her ülke için doğal olarak arzulanan, dünya çapında saygın yükseköğretim kurumlarına sahip olabilmektir. Ancak özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından bakıldığında sorun, dünyada saygın kurumlara sahip olma arzusu ile ülke ihtiyaçları ve sistemin verimliliği arasında bir denge oluşturmaktır.

 

Türkiye'de Durum

 

Türkiye yükseköğretim sisteminde her bir yükseköğretim kurumu yasal olarak eşit haklara sahiptir. Dolayısıyla, her bir yükseköğretim kurumu, yapılandırmasını diğer kurumlara göre herhangi bir kısıtlama olmadan gerçekleştirebilmektedir. Dolayısıyla yasal kuruluş itibariyle Türkiye'deki yükseköğretim kurumları, bir misyon farklılaşmasına zorlanmamaktadır. Devlet üniversitelerinin finansmanı tamamıyla kamu kaynakları tarafından sağlanmakta olup, misyon farklılaşmasına bağlı bir finansman çeşitliliği veya zorlaması da resmen bulunmamaktadır.  

Dünya örneklerine bakıldığında yükseköğretim sistemlerinde misyon farklılaşmasını belirleyen ana etmenin, merkezi koordinasyon ve akabinde koordinasyona uygun bir şekilde gerçekleştirilen fonlanma biçimi olduğu görülmektedir. Türkiye'de ise yükseköğretim kurumlarının tamamı teorik olarak aynı sorumluluklara sahip olarak gelişimlerini sürdürmektedirler. Bununla birlikte, yasayla sınırları çizilmiş bir misyon farklılaşmasına sahip olmamasına rağmen yükseköğretim kurumlarının kendi iç dinamiklerine göre belirli misyonları daha ön plana çıkartacak şekilde gelişim gösterdikleri görülmektedir. Örneğin, yükseköğretim sistemi içerisinde uzun geçmişi olan yükseköğretim kurumları, yükseköğretim öğrenci kapasitesini ön lisans ve lisans seviyesinde sınırlı tutarak lisansüstü eğitime ve araştırmaya ağırlık vermeyi tercih etmektedirler.

 

Genişleme, Heterojenleşme ve Farklılaşma

 

Diğer ülkelerde üniversiteler üzerinde piyasa kaynaklı öğrenci kapasitesini artırma, devlet finansmanının azalması, dış fon aramaya zorlanma, öğrenci alabilmek için kıyasıya rekabete girme gibi reel baskıların ülkemizde benzer bir karşılığı yoktur. Ülkemizde bu anlamda yükseköğretim kurumları konforlu bir uzun dönem geçirmişlerdir. Örneğin yıllarca yükseköğretime erişim problemi sürmüş, yükseköğretime artan talebe rağmen yükseköğretim kurumları arzlarını artırmada isteksiz ve hatta dirençli davranabilmişlerdir.

Uzun yıllar boyunca nispeten homojen duran ülkemiz yükseköğretim sistemi, özellikle son on yılda erişimin önündeki engelleri kaldırabilmek için çok sayıda yeni üniversitenin kurulmasıyla devasa bir arz kapasitesine ulaşarak heterojen bir yapıya kendiliğinden evrilmiştir. Her ilde en az bir üniversite kurularak yükseköğretim tam anlamıyla "yurt sathı"na yayılmıştır. Yükseköğretimde okuyan öğrenci sayısı 2017 itibarıyla artık 7 milyonun üzerine çıkmış, yükseköğretimi tercih edeceklerin seçenekleri çoğaldığı gibi tercih davranışı da değişmiştir. Türkiye yükseköğretim sistemi, Çin, Hindistan, Amerika, Brezilya ve Rusya'dan sonra dünyanın altıncı büyük sistemi haline gelmiştir.

Sistemin ön lisans ve lisans düzeyindeki yükünü ağırlıklı olarak devlet üniversiteleri; devlet üniversiteleri içerisinde de özellikle yeni kurulan ve kurulmasının üzerinden 20-30 yıl geçmemiş üniversiteler taşımaktadır. Ön lisans ve lisans öğrencilerinin %30'u 1992 yılında kurulan üniversitelerde, %26'sı ise 1992 yılından sonra kurulan üniversitelerde okumaktadır. Bir başka deyişle ön lisans ve lisans seviyesinde yükseköğretim arzının %56'sı 1992 yılı ve sonrasında kurulan devlet üniversiteleri tarafından sağlanmaktadır.

Özellikle Anadolu'da mütevazı nüfuslara sahip illerde yeni kurulan veya mevcut üniversiteler, dış paydaşlar tarafından ekonomik gelişim için bir fırsat olarak görüldüğü için öğrenci sayılarını artırma yönünde sürekli yoğun taleplere maruz kalmaktadır. Çevre faktörleri nedeniyle, araştırma ile ilgili yatırımlar yapsalar da ağırlıklı olarak eğitim odaklı üniversiteler olma yönünde evrilmektedirler. Önümüzdeki yıllarda da bu eğilimin güçlenerek devam edeceği görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu nispeten genç kurumlar, yükseköğretim sistemine ağırlıklı olarak eğitim odaklı katkı veren en önemli aktörler olacaktır.

Diğer taraftan bugün eğitim odaklı üniversitelerin, yarın hem eğitim hem de araştırma odaklı üniversiteler olabileceği de unutulmamalıdır. Bu, tamamen bir olgunlaşma ve geçiş sürecidir. Gerçekten de, sadece 1992 yılında kurulan üniversitelerin bugün taşıdıkları sorumluluklara ve geldikleri seviyelere bakmak yeterli olacaktır. 1992 yılında kurulan üniversiteler ön lisans ve lisans öğrencilerinin %30'una ev sahipliği yapmaktayken, yüksek lisans ve doktoradaki öğrencilerin de %22'sine ev sahipliği yapmaktadırlar.

Gelinen noktada yükseköğretim sistemi, yasayla belirlenmiş bir misyon farklılaşması öngörmemesine rağmen yükseköğretim kurumları özellikle dış faktörlerin etkisiyle belirli misyonları daha fazla yerine getirmek zorunda kaldıkları görülmektedir. Bunun en önemli istisnası, yani sistem içerisindeki eski ve yeni tüm rolleri üstlenen, dolayısıyla hem öğrenci sayısı olarak büyük katkı sunan, hem araştırma kapasitesi olarak ve özellikle en fazla doktora mezunu verme açısından sisteme önemli katkı sunan İstanbul Üniversitesi'dir. Ancak gelinen noktada, yükseköğretim sisteminin bileşenleri doğal olarak farklı roller üstlenebilmekte ve böylece heterojen bir yapı oluşmaktadır.

 

Ne Yapılmalı?

 

Türkiye yükseköğretim sisteminde artık rollerin nicelik ve nitelik açısından değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi evresine geçilmelidir. Bir taraftan eğitimde kalitenin sürekli iyileştirilmesine odaklanılması gerekirken, diğer taraftan yükseköğretim kurumlarının bulundukları bölgeyle bütünleşmelerine özel bir önem verilmelidir. Üniversiteler bulundukları bölgeleri bir atölye gibi kullanabilmeli, sadece bölgesel ekonomik kalkınmada değil, kültürel ve sosyal gelişimde de öncü rol oynayabilmelidir. Dahası, yeni kurulan üniversiteler sayesinde kontenjan baskısından kurtulan, ön lisans ve lisans seviyesindeki öğrenci kapasitelerini sınırlı tutmaya özen gösteren nispeten köklü üniversitelerin eğitim ve araştırmada ne derece etkin olabildiklerini değerlendirmenin vakti gelmiştir. Örneğin, söz konusu köklü üniversiteler, Türkiye yükseköğretim sisteminin kaliteli bir şekilde büyümesi için en kritik konu olan yeterli sayıda ve kalitede doktora mezunu vermeye ne kadar katkı verebilmektedirler? Yükseköğretim sisteminin uluslararasılaşma boyutuna katkıları ne düzeydedir?  Türkiye'nin ekonomik gelişiminde ve 2023 hedeflerinin gerçekleşmesinde kritik rol oynaması gereken AR-GE ve inovasyona katkıları ne kadardır?

Son olarak, yükseköğretim sisteminin sağlıklı ve dengeli işlemesini sağlayan farklı rollerdeki yükseköğretim kurumlarının korunması da büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda tüm dünyada tartışıldığı gibi ülkemizde de farklı misyonlardaki yükseköğretim kurumlarını tek bir sıralamaya koymaktan kaçınmak gerekir. Bütün kurumları saygınlığı ve araştırmayı ön plana çıkartan metodolojiye sahip tek tip bir sıralamaya tabi tutmak, yukarda değinilen rol/sorumluluk farklılıklarını değersizleştirmek anlamına gelmektedir. Bunun yerine heterojenleşen yükseköğretim sisteminin her bir misyon ve rolüne önemli katkılar sunan üniversitelerin bu katkılarını ön plana çıkartacak, muhtelif değerlendirmelere ihtiyaç vardır

 

Yorumlar (0)
17
açık
Namaz Vakti 28 Mayıs 2022
İmsak 03:22
Güneş 05:17
Öğle 12:55
İkindi 16:54
Akşam 20:23
Yatsı 22:10
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Pendikspor Futbol 34 77
2. Amed Sportif Faaliyetler 34 57
3. TECO Karacabey Belediyespor 34 56
4. Isparta 32 Spor 34 55
5. Tarsus İdman Yurdu 34 55
6. Anagold 24Erzincanspor 34 54
7. Bucaspor 1928 34 53
8. Kırşehir Belediyespor 34 49
9. Ankara Demirspor 34 49
10. Weecoins Kırklarelispor 34 47
11. Şanlıurfaspor 34 46
12. Nazilli Belediyespor 34 45
13. Uşakspor A.Ş. 34 40
14. CriptoSwaps Zonguldak Kömürspor 34 38
15. Pazarspor 34 34
16. Akhisarspor 34 31
17. Karatay Termal 1922 Konyaspor 34 29
18. Eskişehirspor 34 22
19. GMG Kastamonuspor 0 0
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31