* Büyük Suriye Pazarlığı / Amerika Çekiliyor, Harita Yeniden Çiziliyor *
Washington ile Tahran arasında masaya konan 14 maddelik taslak, ilk bakışta bir nükleer pazarlık gibi duruyor ama perdeyi aralayınca 100 yıllık Orta Doğu parantezinin kapatıldığını görüyorsun. Çünkü mesele uranyum değil, harita. Amerika 2024 boyunca İran’ı bombalayarak çökmeye zorladı, olmadı. Rejimi deviremedi, Hizbullah’ı bitiremedi, Husileri susturamadı. Üstüne bir de Hürmüz kapanınca benzin 10 dolara dayandı, Amerikan seçmeni “benim ne işim var Suriye çölünde” diye bağırmaya başladı. Trump da hesabı yaptı: İran’ı 10 yılda çökertmek 5 trilyon dolar, Çin’le yarışırken bu lüks yok. O zaman ne yapacaksın? Düşmanı yok edemiyorsan satın alacaksın, donduracaksın, sistemin içine çekeceksin. Taslağın ruhu bu. İran’a diyorsun ki al sana 24 milyar dolar peşin, 300 milyar dolar yeniden inşa sözü, petrolünü sat, ablukayı kaldırıyorum. Ama karşılığında üç şey: Uranyumu ver, NPT’de kal, bölgeden askerimi çekerken gıkını çıkarma. Peki İsrail? Netanyahu’nun 20 yıllık “İran’ı çevrele, vekilleri ez, Şam’ı düşür” doktrini bir gecede çöp oldu. Çünkü taslağın 1. maddesi “Lübnan dahil tüm cephelerde ateşkes” diyor. Yani Hizbullah yaşıyor, hem de Amerika garantisiyle. Üstüne füze programı müzakere dışı, direniş grupları tartışılmayacak. Tel Aviv’de kazan kaldıran bakanlar boşuna bağırmıyor, stratejik çöküş lafı az bile. Amerika İsrail’i satıyor mu? Satıyor, ama duygusal değil, gayet rasyonel. Çünkü Körfez bastırıyor. Suudi ve BAE, Hürmüz kapanınca “ya sen anlaş ya biz Çin’le anlaşırız” restini çekti. Washington da baktı ki İsrail’in güvenliği için Çin’e Pasifik’i kaptıracak, tercihini yaptı. Pakistan’ın arabuluculuğu da bu yüzden kıymetli. Şerif çıkıp “barış hiç bu kadar yakın olmamıştı” dediğinde aslında şunu söylüyor: Körfez sermayesi + Amerikan askeri + Pakistan diplomasisi, İran’ı ikna etti. Peki İran kazandı mı? Evet, parayı aldı, rejimini kurtardı. Ama sahayı kaybetti. Çünkü denklem değişti, Esad yok artık, Şam’da Şara var. 8 Aralık’ta İran’ın Suriye defteri kapandı. Şii milisler kovuldu, lojistik hat kesildi. İran’a 300 milyar dolar veriyorsun ama harcayacağı Suriye Lübnan koridoru Türkiye’nin müttefiki Şara’nın elinde. Hizbullah da Lübnan’da sıkıştı. İşte burada Bahçeli’nin sekiz ay önce fısıldadığı cümle anlam kazanıyor: Lübnan Suriye’ye katılsın. Herkes dalga geçti, fakat taslağa bak, Amerika da aynı şeyi söylüyor. Lübnan’ı ayrı cephe saymıyor, Suriye dosyasına gömüyor. Tesadüf değil. Bu, 1920’de Fransızların cetvelle çizdiği küçük Lübnan’ı bitirip “Büyük Suriye”yi diriltme planı. Hizbullah’ı devlet içinde erit, Akdeniz’de Sünni bir kuşak kur, İsrail’in kuzeyinde 300 kilometrelik tek cephe yarat. İsrail bunu varoluşsal görüyor, haklı. Çünkü karşısında artık parça parça örgütler değil, Türkiye destekli Şam var. Gelelim Türkiye’ye. Ankara için 2011’den beri ilk kez yıldızlar hizalandı. Bir, Suriye’de dost hükümet. İki, Amerika “güçlerimi çekiyorum” diyor, yani YPG sahipsiz. Üç, DEM süreciyle içeride silah bırak baskısı kurulmuş, dış konjonktür de bunu destekliyor. İran’ın PKK’ya arka çıkma takati kalmadı, çünkü kendi evinin içini toparlamakla meşgul. Lübnan-Suriye birleşirse YPG’nin denize çıkma hayali de biter, Irak’a hapsolur. Trump’ın Türkiye ziyaretinin manası da burada. Erdoğan’a diyeceği şu: Suriye’yi sana bıraktım, YPG’yi ben saldım, sen bitir. Lübnan’ı da Şara ile birlikte sen evcilleştir, İsrail’i ben oyalayayım. Karşılığında S-400’ü, İsveç’i, BRICS’i konuşuruz. Yani Türkiye masada dağıtıcı ülke oldu. Peki risk ne? İran 300 milyar dolarla on yılda toparlanırsa rövanş ister. Rusya boşluğu doldurursa yeni gerilim çıkar. İsrail de eli kolu bağlı durmaz, Lübnan’da iç savaş, Şam’da karışıklık, suikast, ne gerekiyorsa dener. Ama bugünün fotoğrafı net: Amerika yoruldu, maliyeti kısıyor. İran parayı alıp kabuğuna çekiliyor. İsrail yalnızlaşıyor. Türkiye genişliyor. Ve Lübnan, Bahçeli’nin dediği gibi, Suriye’nin bir parçası olma yoluna sokuluyor. Bu anlaşma imzalanırsa Orta Doğu’da Sykes-Picot’un ikinci perdesi kapanır. Kazananlar listesi kısa: Washington enflasyonu düşürür, Tahran rejimini kurtarır, Ankara nüfuzunu katlar. Kaybeden tek: İsrail’in eski doktrini. Bu yüzden anlaşma nükleer değil, harita anlaşması. Uranyumu verip toprağı alan kazanır. Şimdilik toprak Şara’da, para İran’da, söz Türkiye’de. Gerisi sahada belli olur.