Beşer Şaşar mı, Yoksa Hafıza mı Seçici?
Beşer şaşıyor bazen.
Halbuki daha dün gibi...
*
Cumhuriyet Halk Partisi Karadeniz Ereğli İlçe Örgütü’nün 28 Eylül 2025 tarihinde yapılan genel kurulu öncesi…
Dönemin ilçe başkanı Ali Kocamanoğlu yeniden adaylığını açıklıyor. Ortam kalabalık, coşkulu... Tanıtım toplantısı bitiyor, müzik yükseliyor.
Kocamanoğlu, partililerin ısrarını kırmıyor… Kısa bir an… Toplasan kırk küsur saniye… Biraz oynuyor.
Göbek attı, oluyor.
Hepsi bu.
*
Ama o kırk küsur saniye, sosyal medyada infaz mangasına dönüşüyor.
Çünkü o sırada partinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu Silivri’de.
“Böyle zamanda göbek atılır mı?” diye öfke kusanlar, Kocamanoğlu için adeta çarmıh kuruyor.
Alt tarafı kırk küsur saniye…
______________
Aradan aylar geçti.
Takvimler 18 Mart 2026’yı gösterdi.
Sabah saatlerinde Atatürk Anıtı önünde toplanıldı. Çelenkler sunuldu, saygı duruşları yapıldı, Şehitler Anıtı’na karanfiller bırakıldı. Yüzlerde hüzün… Fotoğraflarda acı… Bakınca “ne büyük duyarlılık” dedirten kareler…
Ama aynı günün öğleden sonrası bambaşka bir tabloya sahne olacaktı İstanbul’da.
Miting vardı.
İmamoğlu’nun özgürlüğünün kısıtlanmasının yıldönümü…
Yine sert konuşmalar, yine sistem eleştirileri olacaktı…
Velhâsıl-ı kelam… bizim “hüzünlü” CHP’liler de düştü yollara.
Ama ne yol!
Güle oynaya…
Kahkahalar eşliğinde…
Durulan her noktada pozlar, videolar…
Yetmedi… Horonlar, halaylar…
Kameralara baka baka...
*
Şimdi soralım:
İmamoğlu içerideyken, özgürlüğü kısıtlanmışken…
Üstelik on binlerce deniz şehidinin anıldığı bir günde…
Bu manzara neyin göstergesi?
Dün kırk küsur saniyelik bir görüntüyle “duyarsızlık” yaftası yapıştırılan bir ilçe başkanı vardı.
Aylar sonra…
Saatler süren eğlenceli görüntüler karşısında tek kelime etmeyen bir kitle…
Sana ayrı, bana ayrı anlayışı tam olarak bu işte.
Dün Ali Kocamanoğlu oynadı diye günah keçisi ilan ediliyordu.
Bugün başkanlar, yöneticiler horon tepiyor…
Ama bu sefer kimse rahatsız olmuyor.
Neden?
Çünkü bugünküler “dokunulmaz.”
Çünkü bugünküler “bizden.”
Çünkü bugünküler eleştirilemez bir zırhın içinde.
İki yüzlülük tam olarak burada başlıyor.
Aynı parti…
Aynı hassasiyet iddiası…
Ama bambaşka tepkiler.
*
Beşer şaşar mı?
Allah bunları şaşırttığı gibi şaşırtmasın!
Belki de işimize geleni hatırlayıp, işimize gelmeyeni unutan bir hafıza var karşımızda.