Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanıklar K.A. ve T.Y. ile hakkında "ev hapsi" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanan sanık E.İ. ve taraf avukatları katıldı.
Duruşmada kimlik tespitlerinin yapılması ve iddianamenin okunmasının ardından sanıkların savunmalarına geçildi.
Mahkeme heyeti sanıklara; alınan beyanlarda maktulün kafasına ateş edilerek öldürüldüğünün ileri sürüldüğünü, kemik parçalarının bulunmasına rağmen kesin ölüm nedeninin belirlenemediğini ve cinayetin sanık E.İ'nin azmettirmesiyle işlendiği iddialarını sordu.
SANIK İ.E: "HUSUMET NEDENİYLE YALAN BEYANDA BULUNUYORLAR"
Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen sanıklardan İ.E. (43), olay tarihi olan 2008 yılında diğer sanık E.İ. ile hiçbir tanışıklığı ve hukukunun bulunmadığını öne sürdü. E.İ'nin yanında 2009 yılında taksi şoförü olarak çalışmaya başladığını belirten İ.E, "2010 yılında kendisine yönelik yapılan örgüt operasyonunda ben de yanında çalışan olduğum için tutuklandım. Aleyhime beyanda bulunan tanık H.P'yi tanımıyorum. Boşandıktan sonra eski eşimle uyuşturucu partileri veriyordu. Aramızdaki bu husumetten dolayı böyle bir beyan verdiğini düşünüyorum. HTS kayıtlarına bakıldığında benim o dönemde suçlanan kişilerle bağlantımın olmadığı görülecektir" dedi.
Maktul Ahmet Yılmaz'ı şahsen tanımadığını, sadece ismen bildiğini savunan İ.E, cezaevindeyken çocuklarının velayeti ve eski eşinin uyuşturucu kullanması sebebiyle suç duyurularında bulunduğunu, kendisine yönelik iddiaların bu şikayetlerin intikamı amacıyla ortaya atıldığını ileri sürdü.
BİR SANIK SUSMA HAKKINI KULLANDI, DİĞERİ CİNAYETİ İTİRAF ETTİ
Sanıklardan K.A, bir sonraki celsede beyanda bulunmak istediğini belirterek bu duruşmada susma hakkını kullanacağını bildirdi.
Diğer tutuklu sanık T.Y. (50) ise daha önceki ifadelerini tekrarladığını belirterek maktul Ahmet Yılmaz'ı şahsen tanıdığını söyledi. Olay günü maktulün alkollü olduğunu anlatan T.Y, cinayet anını şu sözlerle itiraf etti:
"Geçmişte uyuşturucu kullanıyordum, 18 yıldır vicdan azabı çekiyorum. Olay günü hepimiz sarhoştuk. Direksiyon başındaydım ve esrar da içiyordum. Hayatını kaybeden B.İ., birden ön koltukta oturan Ahmet'i naylon iple boğmaya kalkıştı, boğdu. K.A. da yanımızdaydı. Ardından bagajdan çuval çıkartıp kendisini çuvala koyduk. Cesedi atıl vaziyetteki bir maden ocağına bıraktık. Ancak bizim cesedi bıraktığımız yer ile kemiklerin bulunduğu baraj arasında 5-6 kilometre mesafe var. Cesedin bizim bıraktığımız yerden baraj gölüne nasıl gittiğini ve ne şekilde taşındığını bilmiyorum. İddia edildiği gibi maktulün kafasına sıkma durumu yoktur, yalan beyandır."
T.Y'nin ifadeleri üzerine söz alan sanık İ.E. ise olay yerinde olmadığını, baz istasyonu kayıtlarının (sinyal bilgileri) kendisini doğrulayacağını kaydetti.
SANIK E.İ: "BEN MAFYA BABASI DEĞİL, HURDACIYIM"
Hakkında ev hapsi kararı bulunan sanık E.İ. (45) ise duruşmadaki savunmasında, cinayeti işlediği öne sürülen ve hayatını kaybeden ağabeyi B.İ'nin geçmişte kendisine "Bir anda birbirimize girdik, boynunu kırdım herhalde diyerek yolun kenarına indirdik" dediğini, olayın detaylarını diğer sanıklar T.Y. ve K.A'nın bildiğini, kendisinin olay anında orada bulunmadığını iddia etti.
Medyada yansıtıldığı gibi suç örgütü lideri olmadığını savunan E.İ, "Ben hurdacıyım ama medyaya bakarsanız 'mafya babasıyım'. Ben bugün suçsuz olmasam 30 sene içeride yatardım. Kimseyi yönlendirmedim. Ahmet Yılmaz'ın ölümü silahla değil, boğularak olmuştur. Uyuşturucu rantı yüzünden aramızda husumet olduğu iddiası da yalandır. Kendisi balık satardı, akşamları da TTK'dan demir çalardı" ifadelerini kullandı.
Ağabeyinin maktulü öldürdüğüne dair konuşan yakın çevresini "olay büyümesin" diye dostane şekilde uyardığını belirten E.İ, suçlamaları reddetti. Duruşma devam ediyor.
Detaylar www.elmas67.com 'da...
NE OLMUŞTU?
Zonguldak'ta 2008 yılında kaybolan 5 çocuk babası Ahmet Yılmaz'ın (41), 2010 yılında Ulutan Barajı kıyısında insan kemikleri ve kafatası bulunmuş, 2012'de yapılan DNA incelemesinde kalıntıların Yılmaz'a ait olduğu tespit edilmişti.
O dönem delil yetersizliğinden kapatılan dosya, başka bir suç örgütü davasında bir sanığın itirafları ve Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin titiz çalışmasıyla yeniden açılmıştı. Sanıkların geçmişte cezaevindeyken birbirlerine gönderdikleri şifreli notların deşifre edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden K.A. ve T.Y. tutuklanmış, E.İ. hakkında ise ev hapsi kararı verilmişti.
Muhabir: Cevat Baran ÇAYDAŞ





