Tugay kimin olacak?

Zonguldak’ı nasıl büyüyeceksiniz?
Nasıl geliştireceksiniz?
Bin tane madde yazabiliriz.
Lokal düzeyde bakalım.
Bu şehrin büyük bir fabrikası var.
Bülent Ecevit Üniversitesi.
Veya Karaelmas.
Geçmişten beri çok önemli adımlar atıldı.
Dönem dönem sıkıntılar olsa da büyüme devam edecektir.
Sadece öğrenci sayısı açısından değil her alanda orantılı büyümeden bahsediyoruz.
*
Üniversite için şehre gelenlerin en çok şikayet ettikleri şeylerin başında yolsuzluk, sosyal ve kültürel alanda yetersizlik, pahalılık, belediyelerin üniversite şehri olabilmek için her alanda yeterli adımları atamaması var.
Gelişmeyen, yenilenmeyen şehrin içinde büyümeye çalışan bir üniversite.
Taşlı ovada mısır ekmek gibi!
*
Yıllardır bu konuda düşüncelerimi yazdım.
Anlayan oldu anlamayan oldu.
Bir tarafta rektörlerin yapması gerekenler bir tarafta ise Zonguldak Belediyesi’nin yapması gerekenler vardı.
Ne yazık ki Zonguldak Belediyesi üniversitenin çok gerisinde kaldı.
Şehre ilk kez gelen öğrenci ve aileleri için sosyal destek anlamında bile hiçbir adım atamadılar.
“Hoşgeldiniz” afişleri bile arpacık soğanının cücüğü kadardı!
*
Merkez kampüsün önünü bile asfaltlayamayan, trafik akışını bile düzenleyemeyen bir belediye her alanda üniversitenin paçasından çekiştirtip durdu.
Oysa BEÜ bu şehrin geleceği.
Zonguldak Belediyesi’nin de bunun farkında ve sorumluluğunda olması gerekirdi.
Olmadı.
Neyse önümüze bakalım!
*
Başkan Muharrem Akdemir gitti Ömer Selim Alan geldi.
Alan’ın mutlak projelerinden biri elbette şehri daha yaşanılabilir hale getirecek hamleleri yapmak.
Sosyal ve kültürel anlamda adımları hızlı atmak.
Belediye ve üniversite arasında bağları arttırmak.
Alan bunları yapacaktır.
Yapmak zorunda.
*
Bunları konuşurken aklımıza başka bir detay geldi.
Daha önceki yıllarda da gündeme gelen Tugay Komutanlığı’nın bulunduğu alanın BEÜ’ye devri meselesi.
Yanyanalar.
Tugay boşaldı sembolik bir karakol birliği oldu.
Güzel bir alan.
Hazır BEÜ’nün büyüme alanı kalmamışken üniversite için gerekli bir alan.
Burası için farklı senaryolar geliştirmeye çalışanlar var.
Daha önce bazı hamleler yapıldı.
Kimse göz dikmesin.
Bu şehrin üniversitesini büyüteceksek orası BEÜ’ye yakışır.
Böylece hem yeşil kalır hem de kentin geleceğine büyük bir yatırım olur.
*
Yine bunları derken Zonguldak Yenice Köyleri Kalkındırma Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Yaşar Karaman’ın sanırım 2017 Eylül ayında yaptığı çağrıyı anımsadım.
Ne diyordu Karaman;
“BEÜ ‘nün hemen yanında aylardır boş ve atıl durumdaki TUGAY Komutanlığı'nın acilen kimse göz dikmeden üniversiteye tahsis edilmek suretiyle Hukuk Fakültesi ve bilimsel yapılmışsa ihtiyaç olan başka fakülte yapılması için BEÜ ‘ye verilmesini destekleyelim”
*
Bu konuyu yeniden hatırlatıyoruz.
Vali Erdoğan Bektaş, Rektör Prof. Dr. Mustafa Çufalı, Belediye Başkanı Ömer Selim Alan ve elbette ki milletvekillerimizin elini çabuk tutmasında yarar var.
Konuyu sık sık gündemde tutacağız.
Dedikodu değil çözüm üretelim.
    
Erol Şahin neden kaybetti?
      
Cumhurbaşkanı Erdoğan 8 ay içinde 2 defa Ereğli’ye geldi.
24 Haziran seçimleri öncesi “Ereğli’nin milletvekili benim” dedi.
Ak Parti bu sayede üçüncü milletvekilini çıkarabildi.
31 Mart seçimleri öncesi Ereğli’ye geldi.
“Yârim Ereğli” dedi.
Siyaseten pek çok nedenle eleştirebiliriz ama Ereğli derdini bu ülkenin Cumhurbaşkanına ilk defa anlatabildi.
Erdemir’e bin kişinin alınacağını söyledi.
Erdemir’in taşeron işçilerinin kadroya alınacağını söyledi.
Üniversite yerleşke sorununun nasıl çözüleceğini söyledi.
Ereğli – Devrek yolu dedi.
Tersanelere el atacağını söyledi.
Türk Metal sendikası Erol Şahin’e açık destek verdi.
Ak Parti Ereğli’de seçim kazanmak için gerekli her şeyi yaptı.
Ereğli aşığı Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saadet Oruç bu süreçte tüm çabasını Ereğli için harcadı.
Erdoğan ilk kez onun sayesinde Zonguldak ve Ereğli’de aksayan, yarım kalan çalışmalardan haberdar oldu.
Peki tüm bunlara karşın Erol Şahin neden kaybetti?
Genel seçimlerde karşılık bulan dokunuş yerel seçimlerde bulmadı.
Aslında buldu ama oya dönüşmedi.
Erdoğan ve Oruç’un dokunuşları partili partisiz büyük çoğunluğun gönlünde yer buldu.
Ama bunlar oya dönüşmedi.
Niye?
Bir
Erol Şahin Ak Parti’nin bulabileceği en doğru ve dürüst adaylardan biri olmasına karşın Ordu’lu olması nedeniyle kaybetti. Şahin Trabzon veya Ereğli’nin köylerinden olmuş olsaydı etnik dokunuş sandığa daha fazla yansırdı.
Halil Posbıyık da Ordu kökenlidir ancak toplum Posbıyık’ı geçmişten bu güne Ereğli’nin köylerinden sanır.
*
İki
Ak Parti’nin Ereğli’deki en büyük zayıf noktası Fatih Çakır’dır.
Güven vermez.
Geçmişte arkadaşları hakkındaki şikayet dosyaları ile tanınır.
Samimi gelmez.
Yedi mahalleyi birbirine kışkırtır.
Yeniden ilçe başkanlığı görevine gelmesi en büyük hataydı.
Ve; “Erol Şahin’e belediye başkanlığı yaptırmaz” algısını kendisi yarattı.
*
Üç
Lafa gelince Recep Tayyip Erdoğan ile yol arkadaşlığı yaptığını söyleyen, ‘davamız’ diyen, Ak Parti sayesinde hayal bile edemeyecekleri milletvekilliklerine ulaşan Fazlı Erdoğan ve Ercan Candan gibi isimlerin Erdoğan’a büyük bir ihanetin içinde olduklarını gördük. Karşı yönde çalışarak veya susarak oyların Posbıyık’a akmasına yardımcı oldular. Bilemem ama geçen dönem Hüseyin Uysal için ‘yerli adayımız’ diyerek canla başla çalışan Ercan Candan bu sefer aynısını Posbıyık için yapmış olabilir!
*
Dört
Uysal’ın yeniden aday gösterilmemesine tepkili bir kesim vardı.
O katılımlara, o ilgiye karşın Uysal’ın bin oy alması normal değil.
Burada yine ‘yerli aday’ algısı üzerinden nasıl olsa kazanamayacağı için Uysal’a gidecek desteklerin de bilinçli olarak Posbıyık’a yönlendirildiğini görüyoruz.
*
Beş
Baronlar ve iş adamları
İş dünyası önemlidir.
Baronlar keza aynı şekilde.
Seçim sonrasının hesapları vardı.
Ak Parti’ye yakın işadamlarının bile “Genel seçimlerde Ak Parti yerel seçimlerde Posbıyık” demiş olduklarını görüyoruz.
*
Altı
Genel politikadan kaynaklı havanın da sonuçta etkili olduğunu görmek mümkün.
Şahin’in imaj ve tanıtımında yapılan hatalar malum.
Şimdi yakında bir seçim olsa Ak Parti’de parti aleyhine çalışan ve ‘benim bir oyum var’ deme hakkına sahip olmayan adamlar gelip yeniden adaylık yoklayacaklar.
Posbıyık zaten baştan avantajlıydı.
Seçimi kazanacaktı.
Bu sonuç Erdoğan ve Oruç’un Ereğli’de ihanete uğradığı sonucunu değiştirmez!
Ereğli’de kim kazandı kim kaybetti zaman gösterecek.
(Bunlar samimi eleştiriler ve tespitlerdir. İsmi geçenler sınırsız cevap hakkı kullanabilir. Hatta canlı yayında bile konuşabilirler… Saygılarımla…)
YORUM EKLE
YORUMLAR
Zonguldak
Zonguldak - 2 hafta Önce

Üniversiteye bitişik atıl hale gelmiş tugay alanınin, merkezde sıkışmış üniversite alanına katılmaması şeklinde yapılacak tasarrufun işin doğasına aykırı yapılan bir tasarruf olacağı aşikar olup böyle bir yanlış hamleler için hep söylene gelen "klasik Zonguldak anlayışı" söyleminin bir kez daha tasdiki olur. Diğer taraftan bu alanın üniversiteye verilmesi için Zonguldak yöneticilerinin ve siyasetcilerinin "Rektör talep ederse destek oluruz" gibi abesle iştigal söylemlerde bulunmalarının Üniversitenin Zonguldak in üniversitesi olduğunun, Rektörün (Bürokrat) üniversitesinin olmadığının farkında olmadıkları anlamına gelir ki, o zaman da Zonguldak hakkında irade koyanların bu kadar sığ kapasitede olduklarının bir kez daha teyidi yapılmış olur. İşin özü yazarın dediği ve doğası gereği Üniversite Zonguldak,in üniversitesidir ve ayrıca iyi yonetilirse şehire her türlü değer katacak, kötü yonetilirse şehre her türlü değer kayıp ettirecek kadar en büyük kurum olduğundan, alacağı kararlarda bir kişinin, yani Rektörün iki dudağınin arasından çıkacak insiyatiflere terk edilmemesi gereken kurumdur. Tüm Zonguldak halkının üniversiteye desteğini vermesi, desteğini verirken de yanlış kararlar alan başta Üniversite yönetiminden ve yöneticilerden de hesabını sorma hakkı olduğunu da bilmesi gerekir.