Tek suçu Zonguldaklı olmak!

Zonguldak, sizler, bizler, siyasetçiler bazen birer adam öğütme makinesine dönüşüyoruz.

Zonguldak dışında farklı alanlarda görevler yapan Zonguldaklılarla gurur duyarken Zonguldak'taki Zonguldaklıları harcıyoruz.

Kabul ediyorum.

Bunu bazen her ne kadar kasıt olmasa da bazen bizler de yapıyoruz.

Mesela iki isim.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Çufalı.

Öncesinde elbette herkesin farklı bir beklentisi vardı.

Çoğumuz kendimize yakın bulduğumuz bir ismin atanmasını istedik.

Mustafa hocanın adının Cumhurbaşkanı'na gönderilen üç isimden biri olduğunu yazdığım gün üç dört kişi aradı.

İyi diyen de oldu karalayan da.

Ancak tahmin ettiğimiz gibi oldu ve Sayın Çufalı rektör olarak atandı.

Çok ilginçtir Zonguldaklılar olarak Zonguldaklı bir ismin rektör olmasını hala pek kabul edemedik.

Kaç zamandır bunun nedenlerini sorguluyorum.

Kendimden başlıyorum.

Hocayla devam ediyorum.

Diğer insanları dinliyorum.

Öncelikle huyunu, suyunu, boyunu, posunu, saçını sakalını sevsek de sevmesek de hocanın aklından ne geçiyor pek bakmıyoruz.

Son iki toplantıya kadar basınla yeterince zaman geçirmemesi basın üzerinden olumsuz bir sinerji yayılmasında sanırım etkili oldu.

Hocanın fazla mütevazi, alçak gönüllü olması da sanırım bunda etkili oldu.

Mustafa Hoca aslında tipik Zonguldaklı.

Gösterişsiz bir Zonguldaklı.

Sevelim veya sevmeyelim üç günde değiştirme şansımız var mı?

Yok.

O zaman yapılacak en önemli şey tüm taratışmaların ötesinde üniversiteye destek olmak.

Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz döneminde başlayan Prof. Dr. Mahmut Özer döneminde zirve yapan yükselişin devam etmesi için destek olmak.

Bu güne kadar kariyerine bunca önemli hizmetler ve çalışmalar sığdırmış bir insanın yüreğindeki Zonguldak sevgisini ve Zonguldak'a hizmet etme arzusunu hançerlememek.

Elbette eleştirilecek yönleri vardır ve olacaktır.

Ancak hocayı eleştireceğiz derken koca bir kurumu dolayısıyla Zonguldak'ı karalamak kimseye bir şey kazandırmaz.

Prof. Çufalı'nın da bu bağlamda bazı önyargıları kırmak için adımlar atması gerekir.

Ancak samimi olarak söylemek gerekirse bazı kesimlerin Çufalı'nın atadan dededen Zonguldaklı olması nedeniyle önyargılarını kıramadıklarını görüyorum.

Mesele Çufalı değil BEÜ.

Mesele Zonguldak.

Kısır düşüncelerin geride bırakılarak gerçeğe dönmemiz gerekiyor.

Geçmiş çabaların ve kentle üniversiteyi kaynaştırma çabalarının yarım kalmaması gerekiyor.

Zonguldak'ın yeni Valisi Erdoğan Bektaş'a da bu bağlamda önemli görev düşüyor.

Rektör Çufalı'nın da öncelikle akademisyen ve çalışanlarla empati kültürü yüksek ortamlarda buluşmasında fayda var.

 

Vali Erdoğan Bektaş görevine başladı…

Renkli başladı.

Rahat başladı.

Ali Kaban ve Ahmet Çınar'ın arsından kamuoyuna yansıyan yatırımların devam edeceğini söyledi.

Vali Ahmet Çınar ile ilgili çok özel ve güzel şeyler söyledi.

Bektaş'ı daha çok Kastamonu Valiliği döneminden hatırlıyorum.

Hakkında güzel şeyler duymuştuk.

Rize'de ki çabaların sonucunu her ne kadar tam olarak alamamış olsa da kendinden emin.

Rahat, pozitif, enerjisi yüksek.

Zonguldak'ta başlatılan projelerin devamı konusunda ve yeni projelerin kazandırılması konusunda çok şey yapmak istiyor.

İlk günden basına verdiği önemi gösterdi.

Koşmaya ve koşturmaya hazır.

Gelişini ve ilk açıklamalarını Elmas TV'den canlı olarak paylaştık.

Ancak medyanın sayısal çoğunluğuna karşın kentin uydudan yayın yapan bir televizyonu olmamasına da şaşırıyor.

Canlı yayında da yorumladım.

Bunun pek çok nedeni var.

Ama olmalı.

Burada iki televizyon var.

Keşke ikisi de uydudan yayın yapabilse.

Ama bir konuda mütevazi olamayacağım.

Mevcut şartlarda gerçek anlamda herkesin televizyonu olabilecek mecrayı oluşturma konusunda üzerimize düşeni fazlasıyla yaptığımızı düşünüyorum.

Ama bu kentin belediye başkanları, siyasetçileri, bürokratları, işadamları; "Arkadaş kentin uyduda bir televizyonu olursa hepimiz için iyi olur" demekten acizler.

Çünkü alışagelmiş bir korku var.

Piyasa bu endişe ve algıyla ilgili haksız sayılmaz.

Biz de o algının ve yerleşik alışganlığın kurbanı oluyoruz.

Bizim de başaramadığımız şeyler var kentinde.

Kiminle konuşsanız hak veriyorlar.

Ama icraata gelince yüzde 99'u sınıfta kalıyor.

Sanılıyor ki televizyon işi büyük paralarla oluyor.

Aslında olmuyor.

Asıl sorun güven sorunu.

Tehdit algısının ortadan kalmmaması.

Veya başka nedenler!

Seçimler geliyor.

Bence belediye başkanı olacak kişinin projelerinden biri bu olmalı.

Vali Beyin basının önemine yapmış olduğu vurgu basını yok saymaya çalışan, engel çıkaran yöneticilere de bir mesaj olur sanırım.

Vali beye;"Hoşgeldiniz" diyor başarılar diliyoruz.

Bizler her zaman samimi, adaletli, ölçülü, kimsenin arka bahçesi olmadan haber ve programlar yaparak katkı sağlamaya hazırız.

 

 

YORUM EKLE