Eğer yapılsaydı, Zonguldak "Abad" olurdu

Eğer gerçekleştirilmiş olsaydı Kozlu ,Üzülmez  bambaşka bir yer olabilirdi.
Osmanlı Dönemi‘nde Kozlu`da kömür ocakları ve işletmeleri olmasına ramen harabe bir köy halindeydi.Bunu,buraya atanan maden Müdürü Hüseyin Fehmi İMER`in anılarından anlayabiliyoruz.Zira Kozlu`ya 1910 yılında atandığında,buranın gemilerin durağı olmadığnı, bu yüzden sahile  sandalla çıktığını anlatır.Ayrıca ilk gecesinde kendisi, odasında "ben nereye düştüm böyle "diye ağladığını belirtir.Belki bu ilk gecedeki ruh haliyle Fehmi İMER burada görev yaptığı sürece Zonguldak'a büyük katkılarıda bulunmuştur.
Bu dönemler 1.nci Mükkellefiyet dönemleri olduğu için daha henüz yevmiyeli işçiler yoktu.Ocaklarda işçiler mecburi olarak çalışırdı.Bu dönemde de sanıldığı gibi işçileri ocaklara çekebilmek icin değil,işçinin iş gücünün köylerine gidip gelmekte harcanmasın,insan kuvvetinden daha çok yararlanılsın diye ocak kenarlarına barınaklar yapıldığını görüyoruz.

 

Bazı barınaklar o kadar kötü koşullardaydı ki tuvalet ve banyyoları  bile yoktu.Fakat bu dönemlerde yabancıların kurumlarına ait Zonguldak`ta çok iyi konutlar yaptığını da biliyoruz.

Cumhuriyet`in kurulması ile eğitimede büyük önem verilmişti.Basarılı öğrenciler yurt dışında kendi alanlarında eğitime yolanmıştı.Bunlardan biri de Seyfi Arkan`dı.
Tam adı ile Abdurrahman Seyfettin ,

 

Atatürk`ün bizzat soyadı olarak ona önerdiği Arkan soyadını seçmişti.1904 yılında istanbul`da doğmuş matamatikci bir ailenin çocuğuydu.Galatasaray Lisesi`ni bitirdikten sonra  Sanayi Nefise Mektebi'ni (Bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) bitirimişti. Türkiye'de modern mimarlığın gelişmesine öncülük edecek olanlar ile birlikte yurt dışında eğitiminine devam etti.1933 yılında yurda döndükten sonra,1934 yılında açılan Çankaya  Köşkü Yarışması'nda birincilik aldı.Bu Köşk sadece devlet adamı konutu değil,aynı zamanda yabancı devlet adamlarını ağırlamakta kulanılacak Cumhuriyetin ilk modern konutlarından biri olmuştu.
Bu vesile ile Atatürk ile yakın temaslarda bulunan Seyfi Arkan'ın Atatürk için yaptığı ikinci yapı, Makbule Atadan Köşkü oldu.Arkan'ın Atatürk için tasarladığı üçüncü yapı olan Florya Deniz Köşkü idi.
Arkan,Atatürk`ü çok iyi kavramış ve projesini de buna göre kurmuştu.Atatürk`ün halk plajinda insanların arasında denize girebileceği ve kürek çekebileceği bir ev tasarlamış ve bunu kıyıdan 70 m ilerde bir denizin içine çok iyi dizayn etmişti.
Seyfi ARKAN`ın en bilinen ve geçtigimiz günlerde Eski Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından yıkılan, o zamanın adı ile Belediyeler Bankası (iller Bankası) binasının projesini de yaptığını biliyoruz.

Seyfi Arkan`ın Zonguldak`la alakalı çok önemli bir projesi vardı.Kozlu Kılıç ve Üzülmez mahallerinde iki büyük işci evleri projesi.

Cumhuriyet`in kurulması ile sanayileşme hızla artmış, buna paralel de iş gücü talebi doğmuştu.Memeleket ilk yıllarda işci sınıfının fazla gelişmemesinden kaynaklanan talebi karşılayamama sorunları ile karşı karşıya kalınmıştı.Sanayi,fabrika,demiryolu projeleri çoğaldıkca Zonguldak`tan karşılanacak kömür ihtiyacıda artmıştı.
Çoğu yazılarda Zonguldak`ta işçi konutları 1939 Mükellefiyet Yasası ile işçilerin köylerinden şehre çekebilmek için,çoğunlukla tarım ile uğraşan bölge insanına cazip hale gelmesi için,konutlara bahce de eklendiği felan yazılır..Oysa işçiyi köylerden şehre çekme isteği Mükellefiyet Yasası'ndan daha öncesinden başlıyor.Zira sanayileşme ve kalkınma, Cumhuriyetin ilk yıllarında  Izmir Iktisat Kongresi`nde alınan kararlar ile başlar.Bu doğrultuda bankalar kurulur.Sümerbank.ETI Bank gibi kuruluşlar bir bir üstüne yarışmalar açarrlar,projelere destek verirler.
Kömürün başkenti olan Zonguldak`ta,ülkenin gelişmesine paralel olarak çıkartılmak istenen kömür için yeterli eleman olmayışı,bölgede yarı işçi yarı rençber olarak yaşayan ve  aylık dönemlerle calışan işçiler büyük sorun teskil etmişti.Bu sebep ile işçinin sosyal konut ihtiyacından çok, sosyal konutların "işçi ihtiyacından" yapılmak istendiği doğru bir tanım olur.Yani  1.inci Mükellefiyet`in aksine bu sefer işçiyi köylerden çekmek , işçi evleri ile gercekleştirilme düşüncesi hasıl olmuştu.Bu konuda hem gazetelerde hem de mecliste tartışmalar başlamiştı.
Daha 1930`lu yıllarda işçiyi şehre çekebilmenin bir yolu olduğu düsünüldü.

(Oysa,ikinci defa Mükellefiyet 1939`da ilan edilmiştir.Bu dönemde Ikinci Dünya Şavaşı nedeni ile maddi sıkıntılarında yaşandığı yıllar olduğu için, dogru dürüst konut yapılmamıştır.)

Hem Osmanlı hem de Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra ocaklarda çalıştırmak için işçi bulma konusunda zorlanıyordu.Bu durum aslında Türkiye`de işçi sınıfı oluşmasından daha çok,devletin nezlinde işçi satatüsünde çalışan,devletin kurallarana bağlı ama herhangi hak iddia etmiyecek bir alt calışan yaratma ,anlayışında türemesine neden oldu.Devlet bu yüzden bir türlü işçi grevlerini kabulenemedi.Hatta zaman zaman işçilerle catışmaya girdi.
1991 Büyük Grev sırasında askerdim,bizzat ben,kendi komutanım tarafından, Zonguldak'ta o sırada Ankara'ya yürüyen işçileri  hainlikle sucladığına şahidim.


Bütün bu anlayışlar içinde Seyfi Arkan gibi dönemin mimarları da bunun doğrultusunda projeler geliştirmektydi.Projelerinde yer verdikleri sosyal alanlar,sinema ve okul gibi binalar ,işçi düşünüldüğü için değil,işçiyi şehre çekebilmenin aslında yollarını aramakla alakalıydı.
Yine de o dönem için çok modern ve Fransa,Almanya`da çalışan işçilerin sosyal konutlarının benzeri olarak tasarlanmıştı.
Seyfi Arkan`ın Zonguldak işçi Evleri Projesi aslında, Arkitekt (Mamarlık) dergisinde yaynlanan bir projedir.Hayata geçirilmemiştir.Yanlız bu proje baz alınarak o dönemde bazı yapılar projenin gösterdiği yerlere yerleştirilmiştir.
1934 yılında iş Bankası'nın isteği ile Seyfi Arkan tarafından tasarladığı yerleşkede, bekar ve evli işçiler için ayrıca geliştirilmişti.Konutların yanı sıra çamaşırhane, aşevi ve okul yapıları da bulunuyordu.Ancak Kozlu Kılıç Mahallesi‘nde bulunan okul  1947 yılında Eti Bank tarafından yaptırılıyordu.Fakat bu okulun planı, Arkan`ın Kozlu Işçi Evleri Projesinden "aynen"alındığını biliyoruz.Ayni sekilde Kilic işçi Sineması`da öyledir.1934 yilinda cizilen projeden alınmadır.
Arkan`ın projesinde konutlar Kozlu`nun denize bakan konumundaydı.Son derece modern ve sosyal binaların olduğu projede, okul sinemada düşünüldü.Aileler için ayrı, bekarlar için ayrı planlarda olacak konutlarda yeşil alanlar coğunluktaydı.
Bu proje, 1950 `li yıllara gelindiğinde ancak "tam projeye göre uyulmasa bile" projede görünen bazı binaların yapılmasına başlandığını görüyoruz..Marshall yardımları alındıktan sonra Zonguldak`ta 1954'de, Kozlu,Üzülmez,Karadon ve Armutçuk'da, 1020 adet lojmanın yapımına başlanmış,Projenin ciziminden tam 26 yıl sonra 1960'da tamamlanabilmişti.

 

1940'lı yıllarda EKİ şirketi tarafından inşa edilen Kılıç Işçi Sineması  ve bölgede bir çok proje, Seyfi Arkan tarafından tasarlandı.2003 yılında Belediye'ye devredilen tarihi sinema,2017 yılında yıkılmıştı.Yine Karadon sineması da tıpkı Kılıç Mahalesi'nde bulunan Sinema Binası ile benzerlik taşıyordu.Fener Mahallesi'nde bulunan, misafirhane olarak kullanılan,A Tipi konuk evi ise yine 30'lu yıllarda Seyfi Arkan tarafından tasarlandı. İş Bankası'nın işlettiği Türkiş ve Kömüriş şirketleri için
30'lar ile 50'ler arasında yapılan işçi konutu, ilkokul,sinema gibi projeler ve bugün halen kulanılan misafirhane onun eseridir.
Aslında ,Türkiye`de sanayileşme ile Rencberlik arasında kalifeli eleman bulma ve işçi sınıfının olmamasının eksikliği,  her kurumda yaşanıyordu.Aynı E.Ki`de olduğu gibi TCDD`de de bu sorun yaşanmış olacak ki,TCDD işçi lojmanları da aynı mantıkla bahçeli ve tek katlı yapılmıştır. Ankara`da Bahçeşehir`de Amale Mahallesi ,Kredi Yapı Sandığı Koşuyolu Evleri,belediye konutları vb. gibi yapilar bunlar.

 
Atatürk`ün ölümü ve II.nci Dünya Savaşı`nın başlaması ile Seyfi Arkan`ın işleri kötüye gitmiş,bazı projelerin de iptal edilmesi ile iş hayatında hızlı bir düşüş yaşamıştı
Cumhuriyetin ilk mimarlarından Seyfi Arkan ,1966 yılında kaldırıldığı hastanede kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir.

Eğer projeler yapılsaydı Zonguldak "Abad" olurdu.Kelimesinde ki "abad"`ı kulanmak nerden icabet etti ?
Seyfi Aykan Cumhuriyet için ne kadar değerli bir sahsiyet olduğunu,ünlü şair Yahya Kemal Beyatlı`nin onun için yazdığı şiirinden de anlıyoruz.

El atsa, bir lahzada çölleri abad eder,
Her işinde münkesirdir, bin kalbi birden şadeder,
Öyle bir insan ki, işlerken düşünmez kârını,
Arkan adında buldu memleket imarını

YORUM EKLE