Cumhuriyet Kadını

Bombalı suikast sonucu yaşamını yitiren siyaset bilimci, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi, eski Ordu milletvekili ve Cumhuriyet  gazetesi yazarı, Atatürkçü Düşünce Derneği kurucularından  Bahriye Üçok, 28 yıl önce  katledildi

Bu ülkede ki asıl meselelerden biridir, Atatürkçü olmak. Eğer böyle isen araştıran, düşünen, sorgulayan, yanlışları ortaya koyan olursun. Ve bunu çıkarlarına ters gelen her kim varsa, seni istemez.

Bahriye ÜÇOK Yaşamı boyunca İslam dininin de yanlış bildiğimiz ne varsa doğrusunu anlatmaya çalışan biri oldu. Dini basamak olarak kullanıp, insanların vicdanına oynayan sistemin yanlışlarını göstermek isterken de  ne yazık ki canından oldu. Muammer Aksoy, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı... bu özel isimlerin tek derdi, ATATÜRK CUMHURİYETİNİ korumak ve laikliğin aslında anlamını bilen ancak, dinci gericilikleri ile  yurdun dört bir tarafını sararak memleketi  geri dönülemez bir karanlığa atmak isteyen yobaz sisteme karsı savaş vermekti. Ancak, bu savaştan galip çıkamadılar ve katledildiler.

Şimdi, bunca insanın verdiği mücadeleye baktığımızda düşündürücü olan bir gerçek göze çarpmıyor mu? laiklik kavramını içimize yerleştirmek ve bunun aslında ülke idaresinde olması gereken doğru bir yönetin şekli olduğunu görmek, idrak etmek bu kadar mı zor? Her evin duvarında asılı olan Kuranı Kerim kitabını eminim pek çoğumuz okumamışken , başkalarının çıkıp da din üzerine konuştuğu, her söylemi ayetmiş gibi dikkate almak niye? Asıl sorun ise ülkenin bölünmez bütünlüğünü  insanların  dini  inançlarının üzerine basarak ve bunu son derece iyi suistimal ederek yok edilmeye çalışılmasının, ülkenin yarısının görmediğini, idrak edemediğini üzülerek seyrediyoruz.

Bizim başka vatanımız yok. İpotek altında ki ülkemiz, yarın bize ait olmayabilir. Okuyan, sorgulayan, düşünen ve aydın  bir toplum olmadıkça da bu mümkün görünmüyor. Şimdi şu soru aklımıza gelebilir; inançlarımızı kullanarak ülkenin yok edilişine imza atan nice okumuş insan var, diyebilirsiniz.  Bu ülkenin yok olmasına vesile olan ülkesine ihanet eden kendi çıkarları peşinde koşan, günü kurtarma derdinde olan omurgasız insan yığınını, ben aydın kitle içine yerleştiremiyorum beynimde.

Aydın olmak demek diplomaya eş değer bir kavram değildir çünkü. Vatan sevgisinden yoksun bir kitlenin inanç sitemini kullanarak Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğüne tehdit savurduğunu artık biliyoruz. Bunu böl paçala yönet şeklinde gayet başarılı olarak sürdürüyorlar.

Rahmetli ÜÇOK öldürülmeden önce kadınların tesettürü ile ilgili bir çalışma için de imiş. Bu konuda benim öz fikrim yıllardır aynıdır. Değil midir ki kapanmak mahremdendir, o halde örtünenler  neden örtünün gereğini yerine getirmiyorlar. Benim için kimin nasıl giyindiği önemli değildir. Ben bilirim ki ahlak beyinde başlar. Vicdanda haritası olur. Mustafa Kemal'in kıyafet konusunda ki devrimini eleştiren bir çok beyefendi var. Bunlar kadınların kapanmasına yönelik hem fikir olduklarını beyan ederler ancak, kendilerini Avrupai giyinmekten de alıkoyamazlar .

Hal böyle iken, nice güzel nitelikli insanlar şu anda aramızda değil. nanç özgürlüğü Tanrı ile kul arasındadır. Atatürkçülüğün sağladığı bu duruma kayıtsız kalan, ciddi görünümlü ülke idarecilerine selam olsun

Bahriye ÜÇOK Laik Türkiye Cumhuriyeti Kadınları için ölmemiştir.  Onun aydınlık bakışı ve çizgisi bizlere her zaman yol gösterici olacaktır.  Cumhuriyet için şehit olan Sn. ÜÇOK ' u saygıyla anıyorum. 

YORUM EKLE