Aşkın kimyası!

Âşık olmak ruh ve beden sağlığına iyi gelir, derler. Öyledir de.

"Dualar eder insan, mutlu bir ömür için

Sen varsan her yer huzur, huzurla yanar içim.

Çok şükür bin şükür seni bana verene, yazmasın tek günümü sensiz kadere

Ellerimiz bir ellerimiz bir, vedalar denizler engeldir sevene

Bu şarkı kalbimin tek sahibine, ömürlük yârime, gönül eşime.

Bahar sensin bana gülüşün cennet, melekler nur saçmış aşkın yüzüne."

 

İnsan aşık olunca şair de oluyor, ressam da. Çalışma motivasyonu, spor performansı da artıyor. En zor anlarda bile kişinin kendini iyi hissetmesi, onu görünce kalbinin çarpması, yüzünün kızarması, elinin ayağının birbirine dolanması, bağışıklık sistemimizin güçlenmesi, özgüven ve cesaretlenmemiz, para pul gözümüzün hiçbir şeyi görmemesi... Son yıllarda pek çok araştırma gösteriyor ki, bunları hepsi hormonlarımızın ve bazı nörokimyasalların işi...

Dopamin, seratonin, melatonin... İsimleri yabancı gelebilir ama ya size yaşattıkları...

O zaman "Aşkın kimyasına" kısaca bir göz atmaya ne dersiniz?

[*]

Dopamin, serotonin ve melatonin...

Adlarını sıkça duyduğumuz bu üçlü, biyokimyasal açıdan birbirine çok bağlılar. Öyle ki, dopaminin yapı taşından serotonin ve bu maddeden de melatonin oluşuyor. Bu nedenle dopamine iyi gelen bir madde serotonine; bunları olumlu etkileyenler de melatonine iyi geliyor.

Dopamin:

Vücutta doğal olarak üretilen bu molekül, keyif ve yatışma duygusuna bağlı olarak harekete geçiyor ve beynimizde nöronlar arasında bir tür dil oluşturarak zevk duygusu yaratıyor. Özetle söyleyecek olursak "Dopamin insanı keyiflendiriyor... "

Ruh halinin sıfırı tüketmesi, dopamin eksikliğinin önemli bir göstergesi olup aslında bu madde olmadan elimizi bile kıpırdatamayız. Çünkü herhangi bir şeyi yapabilmemiz için bize motivasyon sağlıyor. Ayrıca aktiviteler sırasında kendimizi iyi hissetmemizde de önemli bir rol üstleniyor. 

Eksikliğinde aceleci, sabırsız, dikkat toplayamama, çabuk sıkılan biri olup çıkarız. Kendimizi önemsiz ve yararsız hissettiğimiz, bir şeyi başarmada güven eksikliği duyduğumuz dönemlerde ve konsantrasyon, yoğunlaşma ve hafıza sorunlarında, bir şeyleri yapma isteğimizin ve enerjimizin az olduğu dönemlerde özellikle dopamine ihtiyaç duyarız. Uzun dönem dopamin eksikliği olan yaşlılarda ise Parkinson Hastalığı belirtileri ortaya çıkmaktadır.

Dopamini yükseltmenin en basit yolu hareket etmektir. Ayrıca yağlı deniz balığı veya fındık, fıstığın içindeki Omega 3 yağ asitleri, dopamin üretimi için vazgeçilmez bir madde. Son araştırmalara göre; gingko biloba bitkisel preparatı da, dopamin düzeyini yükseltiyor. Ayrıca akşamları erken uyumalıyız, çünkü dopamin gece yarısından iki saat önceki süreçte en yüksek düzeyde salgılanıyor. 


Serotonin:

Beyinde hücreler arası iletişimi sağlayan nörokimyasal bir maddedir. Uykuyu, seksüel enerjiyi, ruh halini, ani ve aşırı istekleri ile iştahı düzenliyor. Serotonin "mutluluk hormonu" yani neşe kaynağı olarak nitelendiriliyor.

Ruhsal olarak dibe vurduğumuzda, depresif ruh hallerinde, özgüven eksikliğinde, çok fazla strese girdiğimizde serotonine ihtiyacımız artıyor. Ayrıca herhangi bir belirti vermeyen mide ve bağırsak rahatsızlıklarında; örneğin ülserde, kolitte, ağrı eşiğimiz düştüğünde ve migren ataklarında da seratonin vücuda gereklidir. 

Serotonin üretimi, beslenme yoluyla etkilenebilen önemli bir nörotansmitterdir. Beyin hücrelerindeki ‘triptofan' adlı protein tarafından oluşturulmakta olup örneğin çikolata ve muzda bu madde bolca bulunmaktadır. Çok fazla güç harcamayı gerektiren sporlar; ayrıca stres ve huzursuzluk bu hormonun serbest bırakılmasını azaltıyor. Bunun aksine rahatladığımız zaman serotonin üretimi düzene giriyor. 

Melatonin:

''Uyku hormonu'' olarak bilinir, beyinde sadece geceleri ve karanlıkta salgılanıyor olması önemlidir. Doğal ve kaliteli uykuyu sağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Stres hormonlarından olan kortizole karşı yatıştırıcı etki yapıyor. Gece çalışması, uzun mesafeli yolculuklar ya da aşırı stres, vücudumuzun dengesiyle birlikte, melatonin üretim sürecini de olumsuz etkiliyor. Biyolojik saatimiz melatonin tarafından yönlendiriliyor.

Uyku sorunlarında, uçakla uzun mesafeli yolculuklarda yaşanan jet-lag probleminde, vardiyalı çalışma nedeniyle ortaya çıkan uyku bozuklukları ya da ruhsal yorgunluklar döneminde de ihtiyacımız oluyor. 

Spor yaparak kan şekerini dengelemek, bu hormonun daha düzenli salgılanmasını sağlıyor. Hava kararınca sessiz ortamlarda ve sağlıklı ortopedik yatakta uyumak çok daha faydalıdır. Bunların yanı sıra vücudumuzu ve ruhumuzu rahatlatacak olan egzersizleri uygulamamızda da yarar var. 

Endorfin:

Beyin dokularında bulunan, morfin kadar güçlü ağrı kesici özelliği olan bir grup proteinin ortak adıdır ve vücutta üretilen en güçlü uyuşturucu "endorfin"dir. Buna aynı zamanda "doğal afyon"da deniyor.

Endorfin; rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygularla ilgilidir. Normalde kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıdığında endorfin düzeyi yükseliyor. Dibe vurduğumuzda, umutsuzca âşık olanlar bu hissin nasıl bir şey olduğunu iyi bilir  ve moralimizin yeniden yükselmesi gerektiğinde özellikle endorfine ihtiyaç duyarız. Sigara içenlerde endorfin salgılama işini ne yazık ki sigara üstleniyor! Hâlbuki endorfin salgılanması için doğrudan yapabileceğimiz en önemli, en kolay ve en sağlıklı şey düzenli spor yapmayı deneyebilirsiniz. Spor yapanların keyifli ve mutlu olması endorfinden kaynaklanmaktadır.

Oksitosin:

"Sevgi ve mutluluk" hormonudur. Öyle ki doğum ve emzirme döneminde yani en zor dönemlerde annelere güç kuvvet veren bu hormondur.Kan basıncını düşürerek rahatlama sağlar. Oksitosinin salgılanmasında anneye içten bir dokunma,sevdiklerinin,ailesinin, eşinin,çocuğunun,dost ve arkadaşlarının desteği olumlu katkı yapar. Sağlıklı uyku,temiz hava ve güzel koku ile sağlıklı beslenmesi,yüksek moral ve sosyal ilişkilerdeki güven duygusu hormon düzenini sağlar.

Vazopresin:

Sadakat problemi yaşayan veya hiç evlenmemiş erkeklerde vazopressin hormon seviyesinin düşük olduğu görülürken, tek eşli olmayı seçen ve bu konuda herhangi bir problem yaşamayan erkeklerin vazopressin hormonlarının ise yüksek olduğu görülmüştür. Yani bu hormon "Sadakat hormonu" olarak bilinir, bağlılık duygusunu güçlendirir. Sanırım birçoğunuz keşke evlenmeden önce ya da evlensek de zaman zaman kan düzeyine bakılabilse diye düşünüyorsunuzdur... Ayrıca vazopresin, kan hacmi ve kan konsantrasyonunu, vücut su seviyesini düzenler.

Adrenalin:

Böbrek üstü bezlerinin içi kısımları tarafından salgılanan bir hormon olan Epinefrin ya da herkesçe bilinen adıyla Adrenalin... Acil enerji ihtiyacında devreye giriyor. Delikanlı, kanı kaynıyor derler ya, işte öyle. Adrenalin tutkunları dağları tırmandıran, heyecanı yüksek aktiviteleri yaptıran cesaret ya da korku hormonudur.

Stresli durumlar söz konusu olduğunda adrenalin, ortak hareket ettiği nöradrenalin ile birlikte organizmayı uyandırıyor. En önemli görevlerinden biri, şeker ve yağın metabolizmada sindirilmesiyle oluşan enerji depolarının, acil durumlarda kullanıma geçmesini sağlamak. Adrenalin; sıkıntı, korku ve depresyonda yükseliyor. Örneğin, aniden korktuğumuz bir insanla karşılaştığımızda kandaki insülin ile yağ oranının miktarını artırarak daha enerjik hale gelmemizi sağlıyor. Savaş veya kaç! Ne yapmak gerekiyorsa stres hormonları o işi yapıyor.

Acil durumlarda adrenalin bütün duyuları açık hale getiriyor, dikkati son düzeye ulaştırıyor ve görsel hafızayı güçlendiriyor. Ara sıra adrenaline ihtiyaç duymak doğal ama bunu da abartmamak lazım, aksi halde her an patlamaya hazır bir bombaya dönüşebiliriz. 

Noradrenalin:

Böbrek üstünde bulunan ve sinirler arasındaki sinyal iletimine yardımcı olan bu hormon Norepinefrin ya da Noradrenalin olarak bilinmekte. Stres hormonlarından biridir ve vücudunuzun alarm sinyali olarak nitelendiriliyor. Size, tehlikeyle karşı karşıya olduğunuzu haber veriyor. Bu alarm, günlük hayatınızda tehlike kol gezdiği anlarda ortaya çıkıyor. Kızgınlık, öfke, saldırganlık durumlarında daha çok yükseliyor. Bu hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır. Bizi canlandırır. Etkisini; nabız atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşmesi ve böylelikle acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösteriyor.

Noradrenalin (adrenalinle birlikte) acil durumlarda, o zor anlardan kurtulabilir hale gelmemizi sağlıyor. Savaş ya da kaç..."Ya hep ya hiç" ya da "Savaş veya kaç! "diyeceğimiz durumlarda, örneğin iş yerindeki veya komşuluk ilişkilerindeki çatışmalarda sık sık bu hormonlara gereksinim duyarız. 

Hareket etmek, stres hormonunu azaltmanın en hızlı yoludur, yani evde, işte, ofiste; sinirlendiğimiz, gerildiğimiz günlerde, akşamları bir tur koşu ya da yürüyüş yapmalı ve stresi üzerimizden atmalıyız.

[*]

Aşk, pek çok bileşeni olan biyolojik, ekonomik, sosyokültürel karmaşık bir süreçtir. Şiddetin yaşanmadığı, sevgi, saygı, hoşgörü temelinde, yüzünüzden gülücüklerin eksik olmadığı, güzel, keyifli bir yaz tatili geçirmeniz ve ömür boyu süren aşk yaşamanız dileğiyle yazımı bitirmek istiyorum.

Aşkın kimyası için son söz usta sanatçı Tarkan'dan gelsin;

"Bir sabahsız geceydi gönlüm, gün misali gözlerinde güneşi gördüm.

Bir dertli rüzgârdım estim, umudum sen, huzurum sen, yeniden doğdum.

İyi günde kötü günde sakla göğsünde, SEN bu kalbe iyi geldin benden hiç gitme..."

Her şey gönlünüzce olsun...

YORUM EKLE