Köy kokusu...

 

Yakında okullarında kapanmasıyla yaz ayı tamamen insanların ruhuna girmiş olacak. Bütün bir kışı ekonomik sıkıntılar, vergi giderleri, faturalar, fişler, mutfak masrafı, savaş, gizli kriz diyerek mücadele veren insanlar yaz aylarının ruhlarına girmesi ve Ramazan ayının bitimine yaptıkları tatil planları yaklaşmaya başladı. 

Aslında benim kimsenin tatili ile ilgilendiğim falan yok.

İnsanlar nerede huzuru bulacaklarına inanıyorlarsa orada tatil yapsınlar. Çadır, dağ, deniz, dere, orman. Onlara nasıl tatil yapacaklarını söylemek kimsenin haddi de değil zaten. 

Herkesin zevki, rengi ve bütçesi farklıdır tatil anlayışında. 

Çocukken benim yaz günlerim, 15 gün tatillerim köyde anneannem ve rahmetli dedemin yanında geçti. 

Aslında bütün bir yaz köy işleriyle çalışıyor, sürekli bir iş programıyla günler geçiyordu. Bazen arkadaşla çayırlarda top oynuyor ya da başkalarının ağaçlarından yemiş topluyorduk. Köy günlerinde bir dönem Kuran kursuna da gittim. 

Ama içlerinde en önemlisi artık köylerde tarımın bitmek üzere olduğu bir ülkede kazma kazmayı, tarla ekip ekin yetiştirmeyi, bel yapmayı, ot biçmeyi, dağdan katırla odun getirmeyi, meyve ağaçlarından taze meyve, ağacından fındık toplamayı öğrendim. Daha sayamayacağım unuttuğum o kadar güzel anılar kaldı ki hatıralarda ve şimdi bugün bunları bilmek, bir de yaşamış olmak benim için bir övünç kaynağı gibi. 

Ben çok şanslı bir çocuktum. 

Okul dışındaki normal zamanlarımda da doğayı tanıyor ve hayatı öğreniyordum. Bunlar bana bir şey kaybettirmiyor uzun vadede kazandırıyordu. İnsan ne yazık ki bazı şeyleri uzun vadede fark edebiliyor.

 Benim için köy hayatı orman, dağ, ağaçlar, manzara anlatılamayacak kadar derin bir anlama sahip. Kaç kişi sofrasına gelen ekmeğin hikayesini canlı yaşar ki? 

Kim değirmende mısır unu yapmıştır? 

Kaç kişi şöminede, kuzinede, çıkan ateşin hikayesini bilebilir? 

Kış aylarında 15 gün tatilinde de unutmadığım pek çok anım var. İlk kez av tüfeğini kullandığımda çok heyecanlanmıştım. Ormanda tek başına karda dolaşmak saatlerce bıkmadan, usanmadan. Yemek yemeden sabahtan akşama kadar yürümek. Bulduğum kuşburnu gibi meyveleri toplamak dalından yemek. Ya da belki de bir kış armudu yemek. 

Dalından bir elma.

Kışın en unutulmaz yanlarından biri kuzinede ya da şömine başında anneannenizin yaptığı böreğin, serme ekmeğinin pişmesini görmek. Kokusunu hissedip ateşten indiği anda yeme zevkine sahip olmak. 

Yaz aylarında dağlardan topladığınız odunların kışın hikâyesini seyretmek.

Yazın tarlalardan topladığınız mısırlardan akşam olduğu zaman televizyon başında yapılan patlamış mısır keyfi. 

Gece yattığınızda kuzineden gelen odun çıtırtıları. Sabah kalktığınızda tereyağlı yumurtaları falan anlatmama gerek yok sanırım. 

Evet o günleri çok özledim. Çünkü bunları sadece çocukken yaşayabilirdim. Ve iyi ki yaşamışım. Güzel hatıralar ve hayata dair şahane denebilecek öğretiler yaşadım. Belki de o zamanlar pek çoğuna isyan ediyordum. Ama bugün öğrendiklerimle hayatta bir şeyleri daha fazla bilmenin güzelliği daha fazla. 

Yazın gelmesi eski günlere olan özlemler ve insanların tatil planları yapması. Hepsi çok güzel. 

Ama bu tatilin içine bir tutam köy kokusu eklemek hatıralardan çok daha güzel olacaktır sanırım. Herkese yaz ayları ile ilgili tek tavsiyem budur. 

Unutmayın ve çocuklarınıza da unutturmayın. Hayatta herkesin en önemli ihtiyacı huzur bulduğu yerde olmaktır. 

Belki de güne kısa iki satır bırakmak gerek. 

Huzurum neyse ben oyum

Ve huzur anahtarıdır bedenimin

Köy kokusu

Huzurdur...

 

YORUM EKLE