Yaşamaya dair

"Beni geldiğim yere Anadolu getirdi. Kıyısından şöyle bir üstünkörü seyrettiğim Anadolu. Yüreğim getirdi beni geldiğim yere... İşte böyle."

Memleketine duyduğu hasreti, sürgünde kaldığı yılların kızgınlığını, kendini gizlemeye çalışsa da yaşama olan sevgisini en derinden hissettirdiği; yaşadığı olaylar karşısındaki tepkilerini tüm açıklığıyla gözler önüne serdiği kitabından yalnızca bir alıntı.

'Yaşamak güzel şey be kardeşim' yıl 1962 devrim niteliğinde bir cümleyle başladığı kitabı aslında bize Ahmet'in dilinden anlattığı hikayesidir. Dönemin toplumsal eğilimleri, savaş yılları, sürgünler; yaşadıklarını, yaşanmışlıklarını şiirsel bir dille aktararak tarihe tanıklık etmemize olanak sunuyor. Rusya'da Fransa'da Bulgaristan'da farklı uyarlamalarla basılmış kitabın ülkemizde yasaklanması ileri tarihlerde sansürlenerek dağıtımının durdurulması bize düşünmenin suç olduğu bir ülkede yaşadığımızı tekrar tekrar hatırlatırken, 2002 yılında gerekli düzenlemelerin, yani kitabın aslına uygunluğunu gözetmeksizin yapılan değişikliklerle basımı yapılmış aradan geçen yıllara ve okuruna yapılmış bu haksızlıkla piyasaya sunulmuştur.

"Gün oluyor memleket akıma gelmiyor ama sonra, durup dururken çarpıyor kokusu burnuma."   Onu yalnızca memleketine özlem duyarken değil, "herkese selam, sana hasret" dediği aşka, sevdaya dahil olan dizelerde de görüyoruz. Farkında olmadan söylediğimiz pek çok şarkının sözlerine sahiplik eden şair, vakti zamanında şiirlerini çok uzak bir geleceğe yazdığı için şanslıyız. Bugün hala bir çınar ağacı gölgesine oturup ''seni düşünmek güzel şey, seni düşünmek ümitli şey'' diyerek mırıldanabiliyorsak, tek bir satırı bile eskimiyorsa; okunduğunda hala aynı derinlikte yaralıyorsa, öyle hisli yazılmış demektir.

Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca kez tutuklanmış ve hayatının belirli bir evresini hapiste ya da sürgünde geçirmesine rağmen "romantik devrimci" olarak anılmış, Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve Çağdaş Türk Şiiri'nin en önemli isimlerinden biri olarak Uluslararası bir üne kavuşmuştur. 20. yüzyılın en gözde şairi olarak UNESCO tarafından 2002 yılında yüzyılın şairi seçilmiş ve Nazım Hikmet yılı olarak anılmıştır.

Yaşadığı süre boyunca yazdıkları ve düşünceleri yüzünden yargılanan, yasaklanan hatta sürgün edilen şair 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılmış, ölümünün 46. yılında Bakanlar Kurulu kararıyla bu işlem iptal edilmiş lakin mezarı vefat ettiği Moskova 'da kalmıştır. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı her yıl 3 Haziran da Nazım Hikmet'i anma törenleri düzenlemektedir. Bu yıl 54.'sü gerçekleşecek olan anma gecesinde şiirleri seslendirilecek, bestelenmiş şarkıları söylenecektir. Ve biz onu;

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşçesine."

dizeleriyle gölgesinde dinlenemediği memleketinin tüm çınar ağaçlarıyla  hatırlayacağız.

YORUM EKLE