Eyy zabıta birinci vazifen...

Arada çıkıp caddeleri, sokak aralarını dolaşacaksın! Kızgın güneşe karşı camekanda ve dışarda sergilenen gıda maddeleri için esnafı uyaracaksın. Üretim tarihlerine bakacaksın. Sonra lokantalara, kebapçılara gideceksin. Yine güneşin altında sergilenmekte ve dolayısıyla bozulmakta olan dönerleri kaldırtacaksın! 

Ey zabıta bu arada hazır oralara gitmişken ‘'Dalgındık, yıllardır soramadık; hani tarifeniz? Tarifesiz lokanta mı olur? Al bakayım cezayı'' diyeceksin. Sonra pazar yerine geleceksin, fakat pazar esnafına selam vermek için değil! Etiketleri inceleyeceksin, malları çürük mü sağlam mı diye bakacaksın. Aa o da ne? Daha önce hiç algılamadığın ya da önemsemediğin bir vicdansızlık yapılmakta. Daracık alçak bir kafes içine üst üste onlarca tavuk, civciv konmuş; kızgın güneşin altında aç susuz perişanlar. ''Ya Allah' ‘diyeceksin, ''ne oluyor' ‘diyeceksin ve onları kurtaracaksın.

Sonra halkın zorlukla yürüdüğü o caddelere yine çıkacaksın. Dokunulmazlığı olan kaldırım işgalcisi esnafa derslerini verip, yolları halkın rahatlığı için boşalttıracaksın.

Hımm bugün gerçekten epey çalıştın, görevini yaptın. Mesai saati de yaklaşmıştır artık, diğer yanlışların çözümünü yarına bırak. Ve belediyeye dönüp gönül rahatlığıyla dinlen. Ola ki zorlanırsan, görevini aksatırsan, çalışma amacını hatırla! İhtiyacın olan yakıt; görev bilincin ve vicdanındadır!

YORUM EKLE