KAÇAK OCAKLAR!

Vali Erdoğan Bektaş, dün basınla kahvaltıda bir araya geldi.
Oldukça tedirgindi ve bu tedirginliğini de "Yarın ne yazacağınızı bilmiyorum. Başıma bu nedenle ne geleceğini de bilmiyorum" şeklinde açıkladı...
"Görev yaptığım hiç bir yerde böyle bir yerel basın görmedim" diyerek bu tedirginliğini perçinledi...
Hani haksız da değildi...
Bunun nedenlerini anlatmaya başlasam inanın bi köşeye günlerce yazı yazmam gerek!
Neyse...
Vali Bektaş toplantıda üç konuya değindi. İlki havaalanı, ikincisi kaçak ocaklar, ardından ÇATES konusu.
Vali Bektaş, kaçak ocaklar konusunda hayatını kaybeden maden işçilerinin durumunun "hepimizin vebali var" şeklinde açıkladı.
Daha sonra habercilere bu tür haberlerinden dolayı sitemde bulununca, kendisine eski Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın "çok güzel öldüler" sözünü hatırlattım.
Buradaki amacım, iktidarın bu sorunu çözmek için bir çaba göstermediği, aksine tam da kendisinin de söylediği gibi sorunu hamasi tutumla halının altına süpürmek istediklerini belirttim.
Bakınız;
Ben bu sorunu TRT ekranlarına taşıyan bir gazeteci olarak Vali Bektaş'a "Siz kaçak kömür ocaklarının gerçeğini ve sosyal etkilerini biliyor musunuz? Elinizde böylesi bir çalışma raporu var mı? diye de sordum.
Zira bu konuda vebali olanlar ne o ocakların sahipleri ne de basın...
Vebal, siyaset kurumu başta olmak üzere rödevans sahipleridir.
Bu gerçeği yok sayarsanız bir arpa boyu yol alamazsınız!
Şöyle ki;
Yıllardır bu havzada kaçak kömür işletmeciliği yapılıyor.
Bugünkü rödevans saha sahipleri de o günlerden bu günlere gelmiştir.
Şimdi, gerçeğe yeniden dönelim.
Kaçak kömür ocaklarının tamamına yakın bir bölümü rödevanslı sahada, saha sahiplerinin bilgisi dahilinde üretim yapıyor.
Çıkardıkları kömürü de yine saha sahiplerine maliyetin çok az üstünde satıyor.
Saha sahipleri de bu kömürü maliyetin çok üstünde kömür verdikleri kuruma satıyor.
Yanı sizin anlayacağınız emeksiz, maliyetsiz vurgun misali para kazanmanın bir diğer yolu.
Peki;
Sonra ne oluyor?
TTK ile rödevans sahipleri arasında yapılan sözleşmeye göre, saha sahipleri 6 ayda bir bu ocakların yerlerini valilik ve TTK'ya bildirerek o kaçak ocakların bombalanmasını sağlıyor.
Tabii bu işlem danışıklı dövüş olarak gerçekleşiyor...
Ardından bu ocaklar yeniden üretime açılırken maliyette kaçak kömür üretenlerin sırtına biniyor.
Bu işin üretim kısımı...
Bir de insani boyutu var.
Açlık var.
Çaresizlik var.
Boğaz tokluğuna çalışmak var.
İşçi sağlığı, iş güvenliği var.
Acı var, gözyaşı var...
En önemlisi ölüm var!
Şimdi;
Bütün bu olup bitenlerin vebali bizde mi?
Nerede haksız kazançlarından vazgeçerek kaçak kömür ocaklarının ruhsatlandırılmasına katkı sağlayacak olanlar?
Nerede AK Parti'nin milletvekilleri?
Nerede Enerji Bakanlığı bürokratları?
Nerede Genel Maden İşçileri Sendikası?
Nerede attıklarında mangalda kül bırakmayan TMMOB Zonguldak Şubesi?
Ben dün Vali Bektaş'a özetle bunları sormaya çalıştım.
Bu nedenle ki;
"Elinizde bu konuyla ilgili gerçekleri anlatan bir dosya var mı?" diye sordum.
Eğer yoksa hazırlatsın istedim...
Biliniz ki bu ocaklarda azrail ensesinde 5 bine yakın madenci çalışıyor!
Hepsi bu...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kilimli
Kilimli - 7 ay Önce

Sizi yürekten kutluyorum